Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1997

‘Top secret’ yurtseverlik

Radikal · 6 Nisan 1997

Yurtseverliğin artık bir ölçüsü var, sevgili okurlar. Tüm ölçülerimiz gibi, yurtseverliğimizin ölçüsü de "Made in America". Ama bu kez, yalnızca bu kez, ben bile ABD'nin verdiği ölçüye bayıldım. Hatta hayran kaldığım bile söylenebilir. Ayarı Amerika'ya göre yapılan ülkeler kapsamında ilk sıraları işgal eden Türkiye'nin galiba haberi yok, ama Fransa'nın varmış, meğer Amerikan gizli servislerinin üzerinden otuz yıl geçen "top secret" arşivleri kamuya açılırmış. Hatta Bill Clinton, bu süreyi yirmi beş yıla indirmiş ve bir Fransız gazetecisi, Vincent Jauvert, Amerikan arşivlerinden Fransa'nın yirmibeş yıl önceki tarihine ışık tutan, inanılmaz belgeler ele geçirmiş. 1954 ile 1969 yılları arasında Paris'te görev yapan Amerikan büyükelçilerinin raporlarından, kriptolarından oluşan bu belgeler, hangi Fransız politikacısının yurtsever, hangisinin vatan haini, kimin satılık ve kimin "gönüllü" casus olduğunu gözler önüne seriyor. Ve gazetecinin adını vermediği bazı kişiler hâlâ iş başında, hala hayattalar!

Örneğin Amerikan gizli servisleri sayesinde, Fransa'nın bir numaralı yurtseverinin General Charles De Gaulle olduğu anlaşılıyor. Yazılan kriptolara bakılırsa, zamanında Amerika'nın korkulu düşü ve paranoyak biçimde gözlerini ayırmadığı kişi, De Gaulle.

1946'da İnzivaya çekilen De Gaulle'ü her yıl ziyaret edip bakıyor Amerikan büyükelçileri ve ardından iç rahatlatıcı raporlar geçiyorlar Washington'a: "General yeniden iş başına geçecek gibi görünmüyor. Siyasal umudu kalmadığını söyledi..." Ancak 1957 yılında kabul ettiği Amerikan büyükelçisine müthiş bir fırça çekiyor De Gaulle ve ABD'yi, "Evirip çevirmesi kolay, zayıf ülkelerle işbirliği yapmakla" suçluyor. 1958'de yeniden iktidara gelen general, teke tek bir dövüşe giriyor ABD'yle. Fransa NATO'dan çıkıyor, De Gaulle Amerika'nın düşmanı Doğu Blok ülkelerine ziyaretleri sıklaştırıyor. Amerikan büyükelçisi Bohlen, gönderdiği raporda sıraladığı felaketleri, "Fakat umutsuzluğa kapılmayalım. Fransa ebedi, ama De Gaulle değil!" tümcesiyle bitiriyor. ABD öylesine yılmış ki De Gaulle'den, 1968 Mayıs'ındaki öğrenci ayaklanmasında, öğrencilerle işçilerden büyük bir sevecenlikle söz ediyor raporlar. Hani neredeyse, komünist partiye bile sempatiyle bakıyorlar.

Ancak 1969 yılında, De Gaul[…] bir daha gelmemecesine iktidardan çekildiği zaman, ABD başkan yardımcısı, Fransa'daki tüm diplomatlarına "urgent" damgasıyla şu kriptoyu gönderiyor: "Asla, tekrar ediyoruz, asla, sevincinizi ve rahatladığınızı belli etmeyeceksiniz! De Gaulle'ün özgür dünya ve Fransa'ya yaptığı sınırsız hizmetleri hiçbir zaman unutmayın!"

Bir politikacının yurtseverliği ve değerini anlamak için, düşmanın iltifatından daha üstün ne olabilir ki?

Amerikan arşivleri, "Amerikalıdan farksız bir Amerika dostu" diye niteledikleri Jacques Chirac'ın devlet başkanı olacağını yirmi beş yıl öncesinden ele veriyor sevgili okurlar. "Hiçbir ideoloji ve felsefeye inanmayan, yalnızca kişisel ihtirası peşinde koşan, inanılmaz gaddarlıkta" diye tanımladıkları Mitterrand'ın ve Sosyalist Parti'nin zaferini ise on yıl öncesinden öngörüyorlar. Aynı belgelerden, Guy Mollet adlı hükümet başkanının Amerikalılardan 800 bin dolar istediği öğreniliyor. Bugün yükselen ırkçı parti Ulusal Cephe lideri Jean Marie Le Pen'in tehlikeli olduğu, hiç güvenilmeyeceği haber veriliyor.

Ve casus olup olmadığı bir türlü kanıtlanamayan eski savunma bakanı Charles Hernu'nün, kuşkuya yer bırakmayacak biçimde hem Amerikalılara hem Sovyetler'e çalıştığı ortaya çıkıyor.

Diyorum ki, bizim gazeteciler de gidip şu arşivleri karıştırsalar, acaba nasıl olur Türkiye açısından? Yirmi beş yıl önce başımızda olanların pek çoğu iktidarda hâlâ. İlginç belgeler bulunur mu dersiniz?

Ya yirmi beş yıl sonra? Neler, neler ortaya çıkacak kimbilir.

Ne demişler? Arayan bulur. Arşiv oradaysa, biz de buradayız. Bekleriz.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1