Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1997

999 kere maşallah

Radikal · 7 Nisan 1997

Bu sabah güneşin doğuşuyla birlikte, 2000 yılına tam 999 gün kaldı sevgili okurlar. Eyfel Kulesi'nin üstüne elektronik bir saat koydular, yirmibirinci yüzyıla doğru günleri bu saatle geri sayıyoruz artık. Oturup düşündüm. Ayakta düşünemiyorum çünkü. Acaba 2000 yılında nasıl bir dünya bekliyor bizi? Hayallere daldım, Türkiye'de 2000'li yılların yaşlı bir çiftini, onların günlük yaşamını gözümün önüne getirmeye çalıştım.

Örneğin...

Utansa Hanım'la Nelerettin Bey, 2000 yılı öncesi koalisyon usulüyle evlenmiş, bir yastıkta kocamış, kendi halinde bir çiftmişler. Önce teneke, ardından çinko ve sonunda alüminyum evlilik yıldönümlerini bir güzel kutlamışlar. Zamanla ağır işitir hale gelmiş kulacıkları, ama ne gam!

Bir gün, sofada oturmuşlar, tüten gaz yoluyla merkezi ısıtma sistemine bağlı kaloriferlerinin başında keyif çatıyorlarmış. Nelerettin Bey, "Hitamı Pişmaniye Faideyi Nafile" hatıratını yüzbininci kez okurken, Utansa Hanım da titrek elleriyle çorap örüyormuş. Aslında çorap örecek baş kalmamış, ama mafsalları kireçlenmesin diye, doktor jimnastik olarak örgüyü tavsiye etmiş.

İkindi vakti, dışarıdan ezan sesi yansımış içeriye. Utansa Hanım'ın gözleri ışıldamış: "Bey, bey, duydun mu? Bizim şarkımız çalıyor!"

Nelerettin Bey, elini kulağına koyup Utansa Hanım'a eğilmiş: "Ne dedin?"

"Bizim şarkımız çalıyor, dedim bey!"

Nelerettin Bey, dikkat kesilmiş, uzun uzun dinlemiş, sonra: "Cık," demiş. "Yine karıştırdın sen hanım, bizim şarkımız böyle değildi. Yaşa, maşa, harbiye marbiye vardı içinde!"

Utansa Hanım içini çekmiş: "Aman bey, asıl sen karıştırdın! Düğün salonuna bununla girdik, bununla dansettik, senin dediğin çıkarken çaldı!"

Tam o sırada kapı da çalmış zaten. Gak gak gaklayan zili duyan Nelerettin Bey, "Pencereye karga kondu hanım!" demiş. Utansa Hanım, "Ya Levha!" çekip kapıyı açmış. İçeri kapı komşusu Omeral Hanım girmiş bir hışım. Hışım demek biraz fazla kaçıyor belki. Çünkü Bumeral hanım, otuz derece miyop gözlükleriyle yarı kör, koltukçuluk yapmaktan beli bükük, kemik yalamaktan dişleri dökük, kara saçları makam süpürgeciliğinde ağarmış, bir cadaloz ihtiyarcıkmış.

Omeral Hanım, kendini sedire atıp: "Hiç kimseye emniyetim kalmadı, Utansa'cığım!" diye inlemiş. "Ne oldu ayol?" demiş Utansa Hanım.

"Hani horoz efendi, bize sormadan ötüyor demiştin ya?" demiş Omeral Hanım.

Nelerettin'le Utansa, birlikte "Eee?"lemişler.

"Ben sahibinin sesi yeni bir horoz buldum ya?"

"Eee?"

"Ama bizim eski horoz, kapıcı dairesinden çıkmazlandı ya?"

"Eee?"

"Kalktım, sabaha karşı kapıcı dairesinin kilidini değiştirdim, ya?"

"Eee?"

"Geçen gece yeni horoz, zil zurna geldi. Aşağıdan bağırıyor: Omeral Hanım, Omeral Hanım!.. Bütün mahalle ayaklandı."

"Eee?"

"Çıktım balkona. Meğerse anahtarını unutmuş. Tuttum attım anahtarı. Bekliyorum ki içeri girsin. Seninki yine bağırmaya başlamaz mı, Omeral Hanım, Omeral Hanım! diye?"

"Eee?"

"Fırladım balkona, yediği herzeye bak: anahtar tamam da delik nerde? Deliği de atıver, demesin mi bana?"

2000 yılına 999 gün kaldı, gerçekten. Ben hayallere dalıyorum 2000'li yıllarda dünyamız neye benzeyecek diye. Herhalde bugünküne, dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız. Kimine düz gele, kimine ters gele. Hayal işte. Hayalin kemiği olmaz ki. Atıyoruz zarı, kimine boş, kimine rasgele.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1