Sodade
Radikal · 30 Nisan 1997
Eğer apış arasıyla düşünüp kafasının üstüne oturanlardan değilseniz... Eğer masum bir yalanınız ortaya çıktığında yüzünüz kızarıyorsa... Eğer kalçaların ve işkembelerin köşeyi dönmek için koştukları yarışta, herkesin gittiği yönün tersine; göbeklere, göğüslere, omuzlara çarpa çarpa bir maratona çıktıysanız yalnız başınıza ve özgür... Eğer akıntıya kürek çekmenin erdemlerine inananlardansanız, bir avuç olsalar da... Sevdiğiniz bir şarkıyı gına getirinceye dek dinleyenlerdenseniz... Eğer acıların ağırlığı altında dibe vurup geri tepen bir kurşun gibiyseniz... Kinleriniz de aşklarınız kadar koyu ve kan rengiyse eğer...
Siz de "Sodade"yi dinlemişsinizdir, Cesaria Evora'yı seversiniz.
Televizyon ekranlarında memelerin sunuculuk, sakalların düşünürlük, bıyıkların konuşmacılık, zennelerin "Ay vallahi!" güldürücülük, gözlüklerin entellik yaptığı; gazetelerde, iyi kalça oynatıyor, iyi de yazar herhalde diye artizlerin köşe kaptığı bir ülkede Cesaria Evora'dan söz etmek, biraz abes. Çünkü Cesaria Evora, hüzünlü gözleri şehla, göğüsleri göbeğine katlanan, varisli bacakları ağır gövdesini güçlükle taşıyan bir kadın. Elli altı yaşında ve şöhreti yalnızca elli yaşında yakalamış. Hem de pek kovalamadan. Ama "sesi" varmış. Çok, çok güzel bir sesi. Cesaria'nın ülkesi, Afrika'nın yoksul ve eski Portekiz sömürgesi "Yeşil Burun" diye anılan takım adalar. Sao Vicente adasındaki Minelo kentinden geçen bir müzisyen, dumanlı barlarda şarkı söyleyen Cesaria'yı, Yeşil Burun'un en güzel sesi olduğuna inandırmış. Adadaki topu topu iki teypten birine sahip bakkal, Cesaria'nın iki şarkısını kaydedip Lizbon'daki bir plak yapımcısına göndermiş. Hiçbir yanıt gelmemiş.
Umuru olmamış Cesaria'nın. 1975 yılına dek Yeşil Burun'un barlarında ve gece kulüplerinde söylemeye devam etmiş. Sonra bir gün kapıyı vurup çıkmış. Çünkü sıkılmış. Yoksul evine dönüp örgü örer ya da bulaşık yıkarken şarkı söylemiş tam on yıl boyunca. "Çıplak Ayaklı Diva" adını taşıyan ilk albümünü, 1980 yılında doldurmuş sonunda. Çıplak ayaklı olmasının nedeni, Cesaria'nın nasırlı ayakları ve ısmarlama ayakkabı yaptıracak parasının olmaması. İkinci albümü Mar Azul, "Mavi Deniz" için 1991 yılını beklemesi gerekmiş.
Ve şöhret 1992 yılında "Miss Perfumado" albümü ve içindeki "Sodade" ile gelmiş kapısına. Sodade şarkısında, Yeşil Burun insanlarının Sao Tome ve Angola'ya doğru sürgün edilmelerini anlatıyor Cesaria Evora. O, artık ABD, Japonya, Brezilya ve Avrupa'da konserler veren bir diva, ama umurunda değil vardığı nokta. Doğduğu adada, kör annesi, çocukları ve torunlarıyla yaşıyor hâlâ. "Şöhret para getirdi, iyi oldu. Bir ev aldım, bir de araba. Araba çok gerekli, çünkü nasırlarım yüzünden yürüyemiyorum" diyor. Yeşil Burun hükümeti, Cesaria'ya diplomatik pasaport vermiş. Partiler, milletvekili adayı göstermek için yarışıyor. Ancak Cesaria'nın inandığı tek politika, "herkesin ocağında dolu bir tencere kaynamalı" politikası. "Gerisi palavra!"
Cesaria'nın söylemediği şeyler de var. Sao Vicente yoksullarını o doyuruyor artık. Evinde aşı olmayan ada sakinleri, onun kapısını çaldıklarında elleri boş dönmeyeceklerini biliyorlar. Bir de ısmarlama ayakkabı yaptırabildiği için çok mutlu Cesaria. Varisli bacaklarını kaldırıp: "Ne güzel ayakkabılarım var değil mi" diye soruyor gazetecilere.
Sağ kolunda bir dövme var Cesaria'nın. Yaşadığı en büyük aşk öyküsünün anısı. Tam kırk yıl önce kendisini karnındaki çocuğuyla bırakıp giden vefasızın adı.
Yalnız üçüncü albümüyle ünü dünyayı tutan bu büyük ses, yakında Avrupa turnesine çıkıyor. Son eseri Cabo Verde'yi, felsefi blues diye adlandırılan bu "mornas" müziğini, yoksul insanların aşklarını ve umutsuzluklarını anlatan fado ve sambaları, biraz da sizin kulaklarınızla dinleyeceğim.
