Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1997

Sen arı, ben petek falı

Radikal · 3 Mayıs 1997

Belki sizinle aynı fikirdeyizdir bilmeden, ben dünyada açıkgözlükten çok saflığın para getirdiğini düşünüyorum. Sakın sözlerimden saflar, açıkgözlere oranla daha çok para kazanırlar, anlaşılmasın. Hayır, elbette ki hayır! Saflar, açıkgözlerin arpalıklarıdırlar. Örneğin bir açıkgözün, binlerce safı dolandırıp zengin olduğu çok görülmüştür, görülüyordur, görülecektir. Ancak bir safın binlerce açıkgözü dolandırıp zengin olduğu hiç görülmemiştir!

Siz hiç saf birinin, açıkgöz halk yığınlarını aldattığını gördünüz mü? Saftan dolandırıcı olmaz. Saflık, açıkgözlük ve dolandırıcılık üçgeninde, açıkgözün ekmeğine tereyağ, reçel ve bal süren öğe, saf olanın kendisini açıkgöz sanmasıdır. Yani saf adam, öylesine saftır ki, kendisini açıkgöz bilir. Böylece, kendini açıkgöz sanan safla gerçekten açıkgöz olan açıkgözün dolandırıcılık dövüşünde, açıkgözlük oranı önem taşır, büyük çaptaki açıkgöz saf görünerek, aslında saf olan küçük açıkgöze ağır basar.

Ava gidenin avlandığı açıkgözlülük yarışındaki en son örnek, bu hafta Fransa'da bir kitap olarak yayımlandı, sevgili okurlar. Televizyon dergilerinde falcılık yapa yapa, önce kendisini, ardından pek çok safı büyük bir astrolog olduğuna inandıran Elizabeth Teissier adlı hanım, "Mitterrand'ın Burcu Altında" adlı bir "eser" yazmıştı. Ellisini geride bıraktığı halde pek güzel bacakları ve şehla gözleri olan bu hanım, kitabında merhum cumhurbaşkanının astroloji tutkunluğunu ve kendisine birçok kez nasıl fal baktığını anlatıyor, hatta Körfez Savaşı, dost ve düşman politikacı yakınları üstüne nasıl öğütler verdiğiyle övünüyordu.

Pek de açık sayılmayacak gözlerime, önce inanamadım. Derken dikkatle okudum ve bastım kahkahayı. François Mitterrand, çapkınlığıyla tanınan bir politikacıydı. Fransa tarihine pek çok metres metreslerine hakkında yazılacak pek çok anı kitabı bırakmış, hatta birine de çocuk yapmıştı. Falcı Elizabeth Teissier ile François Mitterrand'ın ilk görüşmesi, cumhurbaşkanının güzel falcıyı davet ettiği Elysee sarayında, çıtır çıtır yanan bir şöminenin karşısında ve mavi bir divanın üzerinde başlıyordu. Mitterrand'ın Elizabeth'e ilk sözleri şunlardı: "Size Ava Gardner'e ne kadar benzediğinizi söylediler mi hiç?" Ünlü ve şuh falcı, bu noktadan öteye cumhurbaşkanına âşık olduğunu gizlemiyordu anılarında. Cumhurbaşkanı, ondan sonraki buluşmaları için olağanüstü güzellikte bir formül bulmuştu. Elizabeth Teissier'i canı istediği zaman açıyordu telefonu ve "Körfez Savaşı çıkacak galiba, canım çok fal baktırmak istiyor, acaba Elysee'ye kadar gelebilir misiniz?" diyordu.

Elizabeth Teissier o saat damlıyordu saraya. Oturuyorlardı kurt politikacıyla mavi divana, başlıyorlardı dünyanın astrolojik haritasını şuh falcının güzel bacakları arasında aramaya. Bulunan formül, saray erkanı arasında ünlenmişti. Mitterrand'ı rahatsız etmemek gerektiği zaman, "fal baktırıyor da..." deniliyordu.

Şuh falcı Teissier'nin, Mitterrand öldükten sonra yazıp dergilerde yatak üstüne uzanmış yarı çıplak pozlarıyla pazarladığı anılarını okurken, ister istemez bazı Türk politikacıların gittikleri falcıları düşündüm.

Yanlış anımsamıyorsam, Tansu Çiller de Trakya taraflarında oturan bir falcıya gidip geliyordu bir ara. Tansu Çiller açıkgöz. Mitterrand'ın gözleri de dünyaya kapanmadan önce epeyce açıktı. Ama Mitterrand'la Tansu Çiller arasında siyasal çap olarak elbette büyük fark vardı.

Açıkgöz Mitterrand, falcının icabına bakabilmek için fal açtırıyordu.

Tansu Çiller'in kime, ne muamele çekebilmek için falcılardan medet umduğunu, varın siz anlayın ve artık ava giderken avlanan halk olmayın.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1