Allahsızlar
Radikal · 7 Mayıs 1997
Dün Sıvas'ta, "Allahsız" diye yaktılar Allah'ın 40 kulunu. Oruç tutmuyor diye attılar gencecik bir üniversiteliyi, öğrenci yurdunun bilmem kaçıncı katından. Ramazan ayında kürdan çiğnemek haram diye öldürdüler bir başkasını.
Bugün, sırtına "Allah" yazdırmış diye katlettiler bir zavallıyı.
Yarın...
Yarın, yemeğe "Bismillah" demeden başladı diye öldürecekler. Kara çarşafından bileği göründü diye linç edecekler. Olur olmaz güldü diye, yan baktı diye, düz baktı diye, olur dedi, olmaz dedi diye, sevmemeliydi sevdi diye, sevmeliydi sevmedi diye, konuştu diye, konuşmadı diye, yazdı diye, okudu diye, zengin diye, yoksul diye vur Allah vuracaklar, öldür Allah öldürecekler.
Kan kokusu almış vampirler gibi aramızda dolaşan sırtlanlar, bütün dinlerdeki en büyük günah olan cinayetlerini Allah adına işlediklerini söylüyor, daha da kötüsü, bir sülüğün içgüdüsünden başka düşünce barındırmayan tarhana çorbası kafalarında, Allah'ın silahşoru olduklarına inanıyorlar.
Sorarım size, kim gerçek Allahsızlar, kim?
Kimseye zararı olmayan, kimsenin kanına girmeyen, parasını çalmayan, kendi "uçuk"luğunu yaşayan bir bar zavallısı mı?
Yoksa çete kurup, parayla adam vuran, parayla adam vurduranlar, çalınmış paralarını bavullarla taşıyanlar mı?
Kim gerçek Allahsızlar, kim?
Allah Allah naralarıyla Sıvas'ta bir oteli kundaklayanlar mı, yoksa insanların insan gibi yaşaması, insan gibi düşünmesi için şiirler yazan, romanlar yazan ve şarkılar söyledikleri için çatır çatır yakılan, kısacık ömürlerinde kimseyi incitmemiş aydınlar mı?
Kim gerçek Allahsızlar, kim?
Allah'ın adını siyasal ve ticari amaçlarına hizmet etmekte bozuk para gibi harcayanlar, rüşvet olarak dağıtanlar mı, yoksa parçalanmış bir ülkeden bir cumhuriyet yaratan, kurduğu laik Meclis'te Allah'ın adını anmamaya özen gösteren Mustafa Kemal mi?
Ben gerçek Allahsızların, "O"nun adını iğrenç emelleri uğruna kanlı ağızlarına alarak ayağa düşürenler, kumarhane paralarını, eroin paralarını ceplerine sokmakta, yoksulların, yetimlerin, öksüzlerin haklarını iç etmekte kullandıkları günahkâr ellerini, gökyüzüne açarak dua etmekten utanmayanlar olduğunu düşünüyorum. Allah'ı ve dini tekellerine alıp, insanları katillere hedef gösteren televizyoncular olduğunu düşünüyorum. Daha fazla para veriyor diye, onu bunu yalamaktan kubur kokan ağızlarını o televizyona kiralayan sözümona aydınlar olduğunu düşünüyorum. Gazete sütunlarında, "Urun kahbeye" çağrıları yapan kuduz mürteciler olduğunu düşünüyorum. Beş bin kişinin başını yiyen politikacıyı, Cenab-ı Hak tarafından görevlendirilmiş misyoner diye sunanlar olduğunu düşünüyorum.
Bugün Türkiye'de insanlık tarihindeki en iğrenç cinayetler, en büyük hırsızlıklar, en aşağılık politikalar Allah adına işleniyor.
İnanan insanlar, iyi insanlar, dürüst insanlar utanç içerisinde yaşıyorlar bu edepsizliği. En çok utanan ise kutsal adı canilerin ve suçluların ağzına düşen "O".
Son günlerde, gerçek Müslümanlara, vicdanları temiz ve inanan insanlara çok acıyorum. Onlar, Allah'ın adını, bu politikacılar, bu çeteciler, bu soyguncular, bu yalancılar ve bu canilerle paylaşmayı hak etmediler.
İşte Mustafa Kemal, laikliği bunun için istemiş ve bunun için yerleştirmeye çalışmıştı Türkiye'de. Allah'ın adı ve din, şeriat tüccarlarının ağzına düşmesin diye uğraşmıştı. Bugün Türkiye'de laiklik, artık uygulanamayan vergi yasası kadar geçersiz bir kavramdır.
Ey din tüccarları, ey uymadıkları dualara amin diyen politikacılar!
Buyrun cenaze namazına, laikliğin. Buyrun soyguncuların cihat sofrasına. Elbirliğiyle pişirdiğiniz kanlı çorbadan bir kepçe de siz alın. Artık "almam" demek için çok geç. Almasanız bile, size şeriatı zorla yedirecekler, inanın.
