Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1997

Fetva

Radikal · 12 Mayıs 1997

Karşımda bir kadın fotoğrafı duruyor. Kızıl sarışın saçları özgürce omuzlarına dökülmüş. Mavi gözleri aydınlık. Yaşamımda pek çok kadını kıskandım, güzellikleri için. Ama ilk kez, entelektüel nedenlerle kıskanıyor, bu kadının dile getirdiği basit ve sade düşünceyi, daha önce akıl etmediğim için hayıflanıyorum. Sözlerini su gibi içiyor gözlerim ve birden gururla doluyor yüreğim: İslamiyet adına işlenen cinayetlere değgin, bugüne değin hiç kimsenin düşünmediği, sorgulamadığı, talep etmediği çözüm, dünyada ilk kez bir kadın tarafından üretiliyor.

Bu kadının adı, Latifa Ben Mansur. Cezayirli bir Müslüman. Müslüman doğmakla kalmayıp, ait olduğu dini çok iyi biliyor. Aynı zamanda dil uzmanı ve yazar. Cezayir'de, binlerce insanı koyun gibi boğazlayan, hamile kadınların karnını deşen ve sözümona Allah adına öldüren İslamiyetçi katillere karşı mücadele edebilmek için çok basit bir önerisi var:

"Biz, bu cinayetleri tasvip etmeyen yüz milyonlarca Müslüman, İslam dininin bu olmadığını biliyoruz. Öyleyse, Medine ve Mekke müftülerini, bir fetva vererek barbarlığın karşısında yer almaya ve Allah adına işlenen cinayetleri tasvip etmediklerini, İslamiyetin ölümü değil yaşamı yücelten bir din olduğunu anımsatmaya çağırıyorum!"

Latifa Ben Mansur'un fetva çağrısını, Fransız Le Monde gazetesi ve Evenement du Jeudi dergisi yayımladılar. "Cezayir Çağrısı"na katılmak, öneriyi desteklediklerini belirtmek ve imzalamak istiyenler için bir de faks numarası var: 00.331 53 72 01 25.

Latifa Ben Mansur'un haberi, Türkiye'de Hürriyet Gazetesi'nde "Bir Cezayirli kadının çığlığı" başlığı altında yer aldı. Ancak nedense bu gazete, çığlığın niteliğini, Ben Mansur'un çağrısının ölümün karşısında bir "Fetva" istemek olduğunu es geçmiş. Oysa benim, "niçin aklıma daha önce gelmedi?" diye hayıflandığım düşüncenin özünü, bu fetva dileği oluşturuyor.

Fetva vermek, İslam hukukunda bir durumla ilgili yargıda bulunmak oluyor, sevgili okurlar. Fetva, dini ve hukuki konularda sorulan bir soruya İslami anlamda bilgili ve yetkili kişilerin verdiği yanıt. Fetva veren kişilere müftü, deniyor.

Son yıllarda, Afganistan, Pakistan ve İran'da pek çok insan için "ölüm fetva"sı verildi. Bu fetvalardan en ünlüsü, İranlı mollaların, yazar Salman Rüşdü hakkında verdikleri. Ve Salman Rüşdü'nün yolundan gidenlere aynı yönde bir "ölüm fetvası" çıkarılacağı tehditleri.

Siz hiç, "Urun kafasını", "Öldürün bulduğunuz yerde" dışında bir fetva anımsıyor musunuz bu ülke müftülüklerinden çıkan? Hangi Müslüman ülkenin müftüleri, mollaları bir fetva verdiler, "İslamiyet adına öldürmeyin!" diye?

Her yıl, milyonlarca Müslümanın secdeye geldiği, İslamiyetin beşiği, kutsal Mekke ve Medine topraklarının müftüleri neredeler, "Allah adına cinayet işlemek günahtır!" demek için? Ne bekliyorlar, Cezayir'de insan boğazlayanların Müslüman olamayacaklarını, hiç kimsenin kendisini Allah'ın cellatı ilan etmeye hakkı olmadığını ilan etmek için?

Latifa Ben Mansur, Hazreti Muhammed ve yoldaşlarının, savaş öncesi ettikleri korku duasını incelemiş. "Peygamberimiz Hz.Muhammed, savaşırken öldürmekten ve ölmekten korkardı" diyor: "Ancak bugün İslamiyet adına yapılan katliamlarda, ölüm, canileri korkutmuyor. Cinayetlerini, Hz. Muhammed adına işlediklerini söylüyorlar. Oysa Peygamberimizin kutsal düşünce ve felsefesinden en küçük bir iz yok ruhlarında."

Mekke ve Medine müftülerinden istediği, İslamiyet dinini ölümden yana değil, yaşamdan yana koyacak bir fetvanın yanı sıra tüm İslam bilginlerini, şeriat hocalarını, Allah'ın sevgili kullarına karşı cinayet işleyenleri tel'in ve Peygamber sözüne karşı gelen "sapkınlar" olarak ilan etmelerini bekliyor Latifa Ben Mansur.

Bu çağrıya gönülden katılıyor ve kimin ak, kimin kara olduğunu anlamayı bekliyorum.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1