Politika ve kedi
Radikal · 14 Mayıs 1997
Kedileri sever misiniz? Ben bayılırım. Sevgilerini bir armağan gibi sunan, kuyruklarına bastırmayan pek çok kedim oldu. Sonuncusu, Siyamlı bir erkekle, bembeyaz bir dişinin yaşadığı müthiş aşkın meyvesiydi. Perpignanlıydı ve belki de Kathar şövalyelerinin ruhunu taşıyordu. Uzun süren bir tutkuyu paylaştık. Bilbao'dan Madrid'e, dostlarımın yeni kanapelerinde tırnaklarını biledikten sonra, Paris'teki perdelerimde ağaca tırmanma numaraları yaptı yıllar boyu. Dişiydi. Beni, günlük ihtiyaçlarını karşılayacak hizmetçi; oğlumu ise sevgili olarak benimsemişti. Geceleri onun koynunda yatardı. Üstelik başının tepesine kıvrılırdı. Öyle ki, bizim oğlan her sabah, kafasında tüylü bir padişah kavuğuyla uyanır olmuştu. Derken bir başka erkek gelir gider oldu eve. Dinozor bir erkekti bu. Aşık olmuştum. Kedime hizmette kusur etmeye başladım. Yine yemek veriyordum, ama ondan başka bir varlığa daha çok itina ediyordum. Dinozor erkek, kedimi haremine almaya hazırdı. Kendisini sevdirmeye çok çalıştı. Ancak kedim, aramıza giren bu adamı yok etme kararı almıştı. Ondan gelen hiçbir iltifatı kabul etmiyor, mavi gözleriyle hain hain bakarak tırnaklarını çıkarıyor ve hiç umulmadık anlarda atlıyordu düşman üstüne.
Sonunda bir tercih yapmak zorunda kaldım. Çünkü dinozor erkek, şahrem şahrem açılan kanlı yaralarına tentürdiyot basarken: "Ya ben, ya o!" diye haykırmıştı. O kaldı. Kedi gitti. Bizim oğlan öksüz; ben, vicdan azaplı, yaşamaya çalışıyoruz.
Fransız gazeteci Pierre Georges'in kaleminden, İngiliz başbakanı Tony Blair'in göğüslediği ilk kriz, ilk skandalın "Humphrey" kaynaklı olduğunu okuyunca hiç şaşırmadım.
Humphrey, İngiliz başbakanlarının oturduğu Downing sokağındaki 10 numaralı evi, kendisine ne zaman mekÉn seçmişti? Kesin tarihi anımsayan yok. İşin başında, sıska mı sıska, siyah beyaz bir sokak kedisiydi. Yaşı bilinmiyordu, cinsiyeti erkekti. Kimsenin kendisine "git" demediği, yemeğini ve servisini beğendiği bu eve yerleşmeye karar verdi. Mamalar mükemmeldi. Birkaç yılda semirdi, kocaman bir kedi oldu. Kuştüyü koltuklara kuruldu. Karanlık koridorların girdisini çıktısını öğrendi. Gösterilen sevgi ve saygıya karşılık, tüm mahalleyi farelerden temizledi. Evin o zamanki kiracısı John Major tarafından sevilmeyi kabul etti. Pek çok gizli görüşmeyi dinledi, devlet sorununa tanık oldu, kimseciklere bir şey söylemedi. Derken muhafazakÉr parti seçimleri kaybetti ve Major ailesi palas pandıras taşındılar Downing Street'ten. Humphrey, yok muhafazÉkarmış, yok sosyalistmiş gibi yapay siyasal tercihlerle kafasını ağrıtacak kedi değildi. İktidarlar geçer, kediler kalır, ilkesinden yola çıkarak kalmaya karar verdi. Ancak... Yeni kiracılarla ilgili bir sorun vardı. Tony Blair'in hanımı Cherie, kedileri sevmiyordu ve Humphrey'e yol görünmüştü.
İngiltere basını ayağa kalktı. Koca koca gazeteler, Cherie'nin "kedi sevmezliğine" ilişkin bu inanılmaz ve korkunç ithamı yayımladılar. Downing sokağındaki 10 numaralı eve telefon ve mektup yağmaya başladı. İngiliz seçmenler, nasıl olup da karısı kedi sevmeyen bir başbakanın partisine oy verdiklerini sorguluyorlardı.
Başbakanlıkta, derhal bir kriz kabinesi kuruldu. Cherie Blair, hayvanseverlik şeceresini kanıtlamak zorunda kaldı. Blair çiftinin çocukları, hayattaki tek arzularının, Humphrey'e saygı beslemek ve sevgisini kazanmak olduğuna yemin ettiler. Başbakanlık sözcüsü, Blair ailesinin tüm bireylerinin Humphrey'i istediğini, kedinin kendi evinde olup, kalmaya devam edeceğini resmen açıkladı.
Humphrey'e gelince... O, kedi kişiliğinin çevresinde kopan bu yaygaralara hiç aldırmadı. Kapının önüne konulacağı, aklına bile gelmemişti.
