Hamsi koydum Panama’ya
Radikal · 19 Mayıs 1997
Bacıyla Enişte'nin Paris gezisinde aldığımız hava, bana bir iyi geldi ki, ağzım kulaklarıma varıyor. Meğer Enişte'yi George V Oteli'nde ziyaret eden Arap magandası bir değil, iki kişiymiş. Üstelik kardeşmiş bu kişiler.
Acaba kimlermiş dersiniz? Söylediler, ama unuttum işte. Bellek değil, kevgir benimkisi. Zaten çok da tembelimdir. Yerimden kıpırdamadan kafa çalıştırmayı çok severim. O yüzden bayılırım satranç oyununa. Fazla hareket etmeden, tık, bir piyon sürüverirsin, oyunun bütün akışı değişir.
Satranç oyuncusu önünde yenilmeyen pokerci yoktur. Pokercinin kurnazlığı, satranççıya çalışmaz.
Rastlantıya bakın, satranç deyince aklıma geldi. Bugünlerde bir kitap okuyorum. Adı: Kara Kartallar. Yazarı Larry Collins, CIA operasyonları konusunda uzman bir araştırmacı. Öykünün Los Angeles'ta geçen bir bölümünü özetle aktarıyorum:
"Temizlikçi kadın, 5. West Street adresindeki Larmex mağazasına girdiğinde, saat 2.30'u gösteriyordu. Larmex, Beyrutlu iki Ermeni kardeşe ait bir kuyumcuydu. Ermeni kardeşler, Beyrut'ta yaşadıkları dönemde de kuyumculuk yaparlardı. Temizlikçi kadın, aslında narkotik şubenin bir ajanıydı. Ve görevi, Larmex mağazasına dinleme cihazı yerleştirmekti. Kara para aklama konusunda bugüne kadar görülmüş en büyük ağ, kurucuları tarafından La Mina, yani altın madeni olarak adlandırılıyordu. La Mina konusunda yapılan son değerlendirmeler, kuyumcuların aralarında kurdukları ağ sayesinde yılda yarım milyar dolar kara paranın aklandığı yolundaydı. Amerikan gümrük polisi, FBI, maliye bakanlığı, vergi dairesi ve narkotikle mücadele birimleri, yerel polisle işbirliği yaparak altı Amerikan kentindeki şaibeli kuyumcuları, Florida'daki Hollywood petrol rafinerisi ile birlikte dinlemeye ve izlemeye başladılar. Bu şirketler arasındaki bağ, tıpkı Larmex mağazasının sahipleri iki kardeş gibi, Lübnan'dan gelen Ermeni kuyumcuları tarafından kuruluyordu..."
Hay Allah, yoksa bizim George V'te gördüğümüz iki Lübnan'lı kardeş sakın... Yok canım, kötü niyetim tuttu yine. Olamaz tabii ki. Çünkü kitapta sözü geçen iki kardeş, şu anda ABD'ye pek gidip gelemiyorlar. CIA tarafından tu kaka oldular çünkü. Tıpkı Panama eski başkanı Noriega'nın yapmak isteyip de zaman bulamadığını gerçekleştirmişler, Paris'e yerleşmişler...
Bu tuhaf kitabın başka bir bölümünde, sevgili okurlar, ABD ile sıkı ilişkiler içinde olan bazı yabancı devlet adamlarının paralarını özellikle, Panama'da, Pakistanlılara ait BCCI, yani Uluslararası Kredi ve Ticaret Bankası'na yatırdıkları yazıyor. Oysa bu banka, CIA'nın Afganistan'daki aşırı dincilere para göndermek için "aracı" olarak kullandığı bir banka. Noriega'nın da bu bankada yüklü bir hesabı varmış. Ancak CİA ile ortak bankada hesabı olmak, ABD'nin kendisini ham yapmasını engelleyemedi.
Larry Collins'in Kara Kartallar'ında beni en çok etkileyen satırlar ise CIA'nın bir süre kullandıktan sonra ortadan kaldırmak istediği mafya bulaşığı aracıları, Amerika'daki "mafya" usullerine sadık kalarak nasıl öldürdüğü oldu.
İnce ve uzun bir iğne alıyorlarmış ellerine ve kurbanın kulağından içeri sokup, beyne doğru beş ya da altı santimetre itiyorlarmış. Kurbanın kulağında, ancak otopside görülen ve beynin incelenmesiyle ortaya çıkan bir damla kandan başka iz bırakmayan, etkili bir yöntem.
Satranç çok ilginç bir oyundur, çok. Bir piyon, bir piyon daha derken, bakarsınız şahların şahbazı Enişteler, düşüverirler.
