Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1997

Liderler ve insanlar

Radikal · 7 Haziran 1997

Liderleri, halk doğurur. Liderler, halkın anası, babası, bacısı değil; halk, o liderlerin anası ve babasıdır. Lider olarak ortaya çıkan bir politikacının, anasının karnından doğan çocukla farkı, eğer lider kalmak istiyorsa, kendisini var eden halkla göbek bağını kesmemesi gereğidir. Fransa'da bugün, hasım bir hükümetle karşı karşıya ve kendi siyasal hareketinden soyutlanarak yalnız kalan Jacques Chirac, işte bu göbek bağını koparmış olmasının faturasını ödemektedir.

Fransa'nın merkez sağcı cumhurbaşkanı Jacques Chirac, halkın güvenini yitiren bir azınlığın başı olduğunu sağır sultan bile duymuşken, çevresini alan bir avuç teknokratın yaptığı yanlış değerlendirmeleri dinleyerek, parlamentoyu feshetti ve erken seçimlere gitti. Chirac ve adamları, meclisteki merkez sağ çoğunluğun erimekte olduğunun bilinci içindeydiler, ancak henüz ilerde olduklarına ve seçimi az farkla kazanacaklarına inanıyorlardı. Amaç, daha fazla erimeden beş yıllık yeni bir çoğunluk kurup, kırılan umutları yapıştırmak ve ekonomiyi düzeltmek için zaman kazanmaktı.

Gazaba gelen kitlelerin, kâğıt üzerinde ve bin kişiye uygulanan örnekleme yöntemiyle yapılan kamuoyu araştırmalarına nasıl nanik yapabildiğini, 'son'a çeyrek kala gördüler. Ancak devlet çarkı işlemeye başlamış, seçim zili çalınmıştı. Sosyalist Parti başta olmak üzere, sol koalisyon iktidara geldi.

Jacques Chirac'ın partisi önderliğindeki merkez sağ koalisyonu bekleyen başka bir kötü sürpriz daha vardı. Fransız genel seçimlerinde, Chirac'ın partisi Cumhuriyetçi Birlik yüzde 15,70; diğer koalisyon ortağı Demokratik Birlik 14,22 oranında oy alırken, aşırı sağcı ve faşist eğilimli Ulusal Cephe, 15,30'a çıkarmıştı oylarını.

Bugün Fransa'da, yabancı düşmanı ve ırkçı Jean Marie Le Pen'in partisi Ulusal Cephe, artık merkez sağ partiler kadar oy sahibi. Solcularla merkez sağcıların anlaşması sonucu, seçim sisteminde yapılan bir ayak oyunuyla Ulusal Cephe'yi henüz yalnızca 1 milletvekiliyle soktular parlamentoya. Oysa aynı seçim sistemi, bu partiden çok daha düşük oranda oy alan Komünist Parti'ye, % 9,94 oy oranıyla 36 milletvekilliği verdi. Bu durum, ilelebet devam edemez. Eğer iktidara gelen sol hükümet başarılı olamazsa ve merkez sağ, yeni bir liderin çevresinde yeniden yapılanamazsa, bir dahaki seçimlerde Ulusal Cephe, oylarını katlayacak ve başarısı, hiçbir seçim manevrasıyla engellenemeyecektir.

Fransız merkez sağı, Avrupa diye diye, Fransız halkını vergilerle ezdi. Hatta Fransız halkı da yetmedi, biz Türk gazetecilerin Türkiye'den gelen, Türkiye'de vergilendirilen aylık maaşlarımızı bile vergilendirmeye kalkacak kadar gülünç aranışlara girdi. Avrupa yarışında Almanya'ya ayak uyduracağım diye, sinekten yağ çıkarmaya çalıştı, işsizlik ve parasızlıktan zaten inim inim inleyen halkın, sosyal sigortalarını, hastalık sigortalarını kısmaya kalktı. Kafasını, dünya serbest piyasa ekonomisinde söz sahibi bir Büyük Fransa yaratmaya takmıştı. Bireysel ekonomilerin küçüldüğü bir ülkenin, büyüyemeyeceğini anlamamıştı.

Bugün Fransa'da, geçmişte yaptığı yanlışlardan ders almış olması gereken bir sosyalist hükümet var. Gerçek bir lider çapında olduğunu kanıtlayan Lionel Jospin, bakanlarını eski kurt ve dinozorlardan değil, dürüst ve inançlı sosyalistler arasından seçti. İster istemez, serbest piyasa ekonomisindeki vahşi rekabeti dengeleyecek ve adı konmamış bir 'karma ekonomi' uygulamak zorunda. İnsanların, rekabet uğruna kolayca işten atılamayacağı, halkın refahının Avrupa takviminin önüne geçirileceği bir ekonomi politikası izlemesi gerek hükümetin. Yoksa...

Dün merkez sağa verdiği oylarını bugün sola kaydıran halk, yarın aşırı sağa geçecektir. Fransız halkının, artık siyasal ilahları yok. İlah benim ve karnımı doyurana kulluk veririm, diyor.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1