Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1997

Tebriz milleti, Tahran ümmeti

Radikal · 20 Haziran 1997

Kim sevmez Azeri türkülerini? Ne güzel bir dildir Azeri Türkçesi...

Uzun yıllar Persya İmparatorluğu'nun başkenti, şimdi ise İran'ın en büyük kentlerinden Tebriz'de, Azeri Türkçesiyle söylenen şarkılar, İsfahan'dan, Tahran'dan çok İstanbul'u örnek alıyorlarmış notalarında. Böyle diyor Fransız Le Figaro gazetesinin Türkiye ve Türki cumhuriyetler uzmanı, gazeteci Claude Lorieux.

İran'da, Azerbaycan nüfusunun üç katı Azeri yaşıyor sevgili okurlar. Tebriz, İran Azerilerinin başkenti sayılıyor. SSCB dağıldıktan sonra, Tebriz bölgesi ve Azeriler, uzun yıllardır koptukları Azerbaycan Cumhuriyeti'ne yaklaşmaya başladılar. Tıpkı İstanbul gibi, coğrafyası gereği yedi milletten insanın karşılaştığı, her dilin konuşulduğu bir kavşak olan Tebriz ile Azerbaycan başkenti Bakü arasında yoğun bir ticaret var artık. Peki alıp sattıkları ne? Türkiye'den getirdikleri çikolata, kristal eşya, elektrikli mutfak malzemeleri vb. Kız alıp vermelere de başlamışlar İran Azerileriyle Azerbaycanlı kuzenleri. Birlikte yaptıkları ticaret, Türkiye çıkışlı malları Tacikistan'a kadar ulaştırıyor.

İran'daki Azerbaycan parçası, iki bin yıllık tarihi içinde yaklaşık yüz kez el değiştirmiş. Claude Lorieux'nün deyişiyle, bu bölgede sınırlar, şampanya mantarı gibi patlamaya alışık!

Peki ben bunları niye anlatıyorum?

Hani biz İran'a, PKK'ya yataklık ediyor diye nota üstüne nota veriyoruz ya? İran'da, İran'ın ayaklanacak ve Azerbaycan'la birleşecek diye ödünü kopartan milyonlarca Azeri var. Hani diyorum, Türkiye de İran'ın canını sıkmak için, şu Azerileri bir dürtüklese ya...

Nerede o iktidar, nerede o politikacılar. Ankara'dakiler, koltuğa nasıl yapışırız derdinde. Koltuk zamkları, Türkiye'nin nüfusunu ve sınırlarını sayacaklarına, Meclis duvarları içinde deli pöstekisi sayıyorlar.

Azerbaycan Cumhuriyeti, SSCB'nin sultasından kurtulur kurtulmaz, "Bunlar 1920'lerden beri dinsiz kaldı, Ayetullah Humeyni'nin ulu deyişlerini öğrenmek için yanıp tutuşuyorlardır!" diye düşünen Tahran rejimi, Nahçevan'a vagonlar dolusu Kuran göndermiş, İranlı mollalar bir kitapçı açmışlar. Ne yapmış Nahçevan halkı biliyor musunuz? Kitapçıyı yakmışlar, mollaları kovmuşlar!

Neden mi dersiniz? Yanıtı çok basit. İran'daki molla rejiminin, kendilerine Kuran gönderirken, Azerbaycan'ı Ermenistan'la karşı karşıya getiren yıkıcı savaşta, salt Kuzey'deki Azerilerle Güney'de ve kendi sınırları içindeki Azeriler ilişki kuramasınlar diye, Ermenistan'ın tezlerini savunmuş, Ermenilere yardım etmiş.

Bugün, henüz (biraz) laik Türkiye'nin ambargo koyduğu Hıristiyan Ermenistan'a elektrik ve doğalgaz veren, ithalat kapısı açan kim biliyor musunuz? İslam şeriatıyla yönetilen İran!

Ve yine Le Figaro yazarı Claude Lorieux'nün önemle altını çizdiği gibi, bugün 'din kardeşi düşmanlığı' yapan Müslüman İran, yalnızca geleneksel çizgisini izliyor o kadar. Çünkü Şah Abbas döneminde de aynı İran, Osmanlıların sızmasını önlemek için yine Ermenistan'la işbirliği ve güçbirliği yapmıştı.

İşte bizim Ankara'daki yeşil papağanların 'din kardeşi' ilan edip kolladığı Müslüman İran rejimi bu, sevgili okurlar. Millet olarak Tebriz'e gitmemiz gerekirken, ümmet olarak sokulmak istendiğimiz Tahran yolu bu.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1