Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1997

Onomatope

Radikal · 22 Haziran 1997

Adı konulmayan kimi duygular, sözcüklere dökülemedikleri için seslerle ifade edilirler. Örneğin, "vıj" diye kaydı, deriz. "Vıj" sözcük değil, kayış eylemini güçlendiren ve taklit eden bir sestir. Fazlasıyla iğrendiğimizi, öğürme eylemini taklit eden "ööö..." sesiyle dile getiririz. Kapılarımız "çat" diye açılır, "pat" diye kapanırlar. Gerçekler "dank" edince kafamıza, "küt" diye düşeriz yerlere. Sevinince "tıp tıp", kırılırken "çıt" eder yüreğimiz; "hişt" diye sustururuz, "hey" diye ünleriz.

Çocuklarımızı severken çıkardığımız gıdımıgıdıkı, mitikiti, mukuluku gibi özgün ve bireysel seslerimiz, şapır şupur'larımız, lüp lüp'lerimiz, lop lop'larımız, "ce!" demelerimiz, "ee?"lerimiz, "ah!"larımız, "of!"larımız, hep belli bir duyguyu ifade eden seslerdir ve Fransızcada bunlara "onomatope" denir. Her dilin kendi "onomatope"leri vardır ve kendi yapısı içinde ses değiştirirler. Örneğin Fransızlar, yavrularını gıdıklarken "gli gli" sesini çıkarırlar, oysa biz "gıdı gıdı" deriz.

Kimi "onomatope"ler, evrensel bir anlam taşırlar. Kimileri seste aynı, anlamda ayrıdırlar. Biz Türkler, "ah, evet!"in ahından ne anlıyorsak, Fransızlar da "ah, oui!" sözünden aynı anlamı çıkarırlar. Zevk aldığımız zaman bütün dillerde "oh" çekeriz, canımız acıdığı zaman "ay" demekle yetinmeyip, "ay, ay, ay!" diye bağırırız her dilde. Ancak bizim "uf"umuz, acımakla ilgilidir. Düşen kalkan çocukları "uf olmuş benim küçüğüme," diye teselli ederiz, oysa Fransızlar bir belayı atlattıkları zaman, terlerini siler ve rahatlama belirtisi olarak "uf!" derler.

Bütün bu anlattıklarım, size incir çekirdeğini doldurmayan dil ayrıntıları gibi gelebilir. Ancak bütün sözcükler tükenip dillerde tüy bittiği zaman, duygularımızı ifade edebilmenin tek yolu, belki de onomatopelerdir.

Örneğin kulunuz, Türkiye'nin manzarasını artık sözcüklerden çok bu seslerin en iyi betimlediğini düşünüyor.

"Ne olacak bu halimiz," diye mi geçiriyorsunuz içinizden? Boşuna yormayın çenenizi. "Ah, aaah!" diye ünleyin yeter. Geçim derdinizi mi anlatacaksınız? Uzun açıklamalara hiç gerek yok: "Of, ooof!" sesinden daha iyisini bulamazsınız. Politika diyeceğinize "öf!", yolsuzluk, hırsızlık, uğursuzluk yerine "Ohho!" çekerseniz, ortaya Türkiye'nin anatomisi olmasa bile onomatopesi çıkar. Hatta onomatopelerinizi "çüş", "höst", "hoşt" gibi seslerle çeşitlendirirseniz, isim vermenize gerek kalmaz. Herkes kimden söz ettiğinizi anlar.

Ülkemizdeki son birkaç aylık siyasal gelişmeleri onomatopik açıdan değerlendirecek olursak şöyle bir tablo çıkıyor karşımıza:

Hoşt, hoşt... Mır, mır, mır... Çat, pat, güm... Vıjj... Tak, tak, tak... Mır, mır, mır... Trak. Şak. Şak, şak, şak.

Yeni hükümet kurulurken, "şırak" diye bir ses duyacak olursanız, bilin ki ya birisi tokat yemiş ya da Tansu Çiller düşüp bayılmıştır. İkinci bir "şırak" sesi, bayılanı ayıltmak için atılan tokattır.

En çok beklediğimiz onomatope ise, bir çift topuklu pabuç ve bir tespihin, yavaş yavaş uzaklaşan "tıkır mıkır"ları olacaktır.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1