Haram olsun
Radikal · 29 Haziran 1997
Ey Kazan Efendi, Giderayak basın mensuplarını toplamış, lütfedip vedalaşmış ve "Hakkımı helal ediyorum," demişsin. Meslektaşlarım sana ne yanıt verdiler, bilmiyorum. Ama, senin bende hakkın yok. Helal etmesen de olur.
Senin helal dediğin haklar benim değildir, haram dediklerini yüceltmeyi bir borç bilirim.
Sen, cumhuriyet tarihinin en isli Kazan'ı, eğer helal edecek bir yer arıyorsan haklarını, Sivas'taki yangında, bu halka pırıl pırıl beyinlerini adayan insanları öldürdükleri için savunduğun, sarıklılara helal et. Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin dibini oyan Bekir Yıldız'lara et. Fezlekelerini elceğizinle bekletip uygulamaya koydurmadığın Susurluk sanıklarına et. Mercümeklere et. Tuttuğun, kayırdığın, atadığın, kadrolar açtığın mürtecilere helal et hakkını. 1980 yılında, Almanya'da attığın nutuklarda, "Türkiye'ye şeriatı biz getireceğiz!" sözlerini alkışlayanlara et. Bu ülkedeki yasaların dibini delenlere, dibini delmelerine izin verdiklerine et. En çok da Çiller'e et. Az mı dosya kapattın, ortak takımda oynuyorsun diye, az mı çamaşır yıkadın? Tırnağının arasında taşıyorsun o kirleri.
Aslında senin, insan gibi insan olan kimsede hakkın yok Kazan Efendi.
Oysa Ankara Merkez Cezaevi'nde, Kürt milletvekillerine yer açacağım diye, sübyan koğuşundan çıkarıp gözü dönmüş suçluların arasına attığın tüyü bitmemiş çocuk mahkûmların hakkı var sende. Metin Göktepe'nin adalet bekleyen anasının, yavuklusunun hakları var sende. "Mum söndü oynuyorlar," diye karaladığın Alevilerin, yerinden yurdundan ettiğin bağımsız yargıçların, dürüst savcıların hakları var sende. Açlık grevinde ölenlerin hakları var. Yıktığın, batırdığın laik Türk adaletinin hakları senin boynunda asılı. Senin bizlere helal edeceğin hakkın yok, Kazan Efendi. Oysa bizim sana helal etmeyeceğimiz hak pek çok.
Bizim adımıza alıp, ülkemiz aleyhine kullandığın haklarımız haram olsun Kazan Efendi.
Sana ve takımını oluşturan tüm takunyalılara, bacısından başlayıp hocasına varıncaya kadar hepinize, uğurlar olsun ya da güle güle demek, gelmiyor içimden.
Gidişiniz olsun, dönüşünüz olmasın. Yeterince gölge ettiniz, çekilin artık ufkumuzdan.
Hepiniz suçlusunuz. Hepiniz günahkârsınız. Milyonlarca yetimin hakkını attınız ceplerinize. Türkiye'nin onurunu, üç buçuk Arap bedevisinin ayakları altına serdiniz. Düşmanlarını dost, dostlarını düşman bellediniz. Övündüğümüz ne varsa talan ettiniz ve kirlettiniz. Beş bin yıllık bir ulusun tarihini, ümmet diye diye, eski teb'asına peşkeş çektiniz.
Sizin ıslak dudaklarınızla el öptü Türkiye. Sizin dizleriniz üstüne çöktü. Kaygan dilinizle yaladı iç ve dış düşmanların mürteci sakallarını.
Ama aranızda en çok, o kadına hınçlıyım. İhtiras tutsağı o kadın getirdi suyun başına sizi.
Bu cumhuriyetin laikliğinden, demokrasisinden çaldığınız her oy haram olsun sizlere. Sizi Meclis'e taşıyan yasalar haram olsun. Haram olsun aldığınız maaşlar, bankalara yığdığınız dolarlar, kasalara tıktığınız altınlar, yalılar, yatlar, dükkânlar, holdingler, dağıttığınız ulufeler, uluslararası dolandırıcılara kaptırdığınız örtülü ödenekler, topladığınız şeriat haraçları haram olsun hepinize. Haram olsun yıkmak istediğiniz Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığı size.
Başta ihtiras tutsağı o kadın, hepinizi unutmak ve Türk tarihinin kara bir sayfası olarak kapatmak istiyoruz bu defteri. Ya gideceksiniz, ya gideceksiniz artık. Bunu anlamayan bir siz kaldınız. Türkiye, anayasasına "laik devlet" ilkesini yazan ilk ve tek İslam ülkesiydi. Bütün yasaları deldiniz, bütün haklarımızı yediniz. Sonunda gelip kemiğe takıldı dişleriniz.
