Eşek ve uygarlık
Radikal · 5 Temmuz 1997
Çok ilginçtir, çağdaş uygarlık düzeyini yakalayan ülkelerde eşek nüfusunda büyük bir azalma görülür. Uygarlık ve refah arttıkça, eşek sayısının azalmasını ölçü almak, ilk bakışta garip gelebilir. Ancak biliyorsunuz, uluslararası piyasalarda, hamburger fiyatları yıllık ekonomi göstergesidir. Hatta Amerikalılar, dünya barışını ve bir ülkede savaş çıkıp çıkmayacağını bile, o ülkede "hamburgerci" var mı, yok mu diye bakarak anlıyorlar. Dolayısıyla, bence bir ülkenin uygar olup olmadığını anlamak için "eşek" nüfusu ile ilgilenmenin gülünecek hiçbir yanı yok. Üstelik Amerikan hamburgerine alternatif, özgün bir ölçü geliştirdiğim için gururlanıyorum sevgili okurlar.
"Eşek"in doğru bir ölçü olduğuna ilişkin kesin gözlemlerim var. Örneğin Alman köylerinde, tarla işlerinde çalışan eşek görmek uçan daire görmek kadar olasıdır. Almanya'nın geri kalmış dönemlerinden miras birkaç eşek, belli bir folkloru yaşatmak istercesine, gösteri hayvanlarıdır. Fransa'da da farklı değildir durum. Oysa İspanya'ya geçerseniz ve kırsal alana inerseniz, köylülerin hâlâ eşekleri olduğunu görürsünüz. İtalya'da biraz, Yunanistan'da epeyce kalan eşek soyu, bol bol eşeğin yaşadığı Türkiye'de henüz tükenme tehlikesiyle karşı karşıya değil.
Bizde hâlâ eşek yerine konan eşekler, gelişmiş ülkelerde, inanın bana, kral muamelesi görüyorlar. Uzun kadife kulakları, hüzünlü iri gözleri, yumuşacık karın tüyleri ve sıtma görmemiş sesleriyle bu sevimli hayvanlar, sayıları azaldıkça bizim eski İstanbul özlemlerimiz gibi "nostaljik" bir simge haline gelmekteler. Bu konudaki en son örnek, Fransa'da yaşanıyor ve Le Monde gazetesinin birinci sayfasına konu oldu, sevgili okurlar.
Meğerse dünyanın en üstün eşek soyu ve "eşeklerin Rolls Royce'u" diye anılan "Baudet" cinsi eşekler, Fransa'nın Poitou bölgesinde yaşarlarmış. Hatta Amerikan western filmlerinde gördüğümüz katırlar, Poitou köylerinde çiftleştirilen atlarla eşeklerin meyvesi olup, yıllar boyu ABD'ye ihraç edilmişler. Son yıllarda Poitou köylülerinin en büyük derdi, gerçek saf kan eşek nüfusunun azala azala, 200 dolaylarına inmesiydi. Artsınlar diye uğraşmadıklarından değil. Ancak saf kan olsun diye kardeşleriyle çiftleştirilen dişi eşeklerde "düşük" oranı çok yüksekti ve bu sevimli hayvanların soy tükenme ivmesini kimse durduramıyordu.
Bugünlerde Poitou köyleri bayram ediyor. Çünkü en eşeksever köylülerden biri, Bay Bernard Chagnoleau, dişi eşeği Oba'dan alınan cenini, başka bir dişi eşek olan Tanya'nın rahmine koyarak haziran ayı başında Jacynthe Daalcha adlı minik sıpayı doğurtmayı başardı. Meğer, atlarda ve sığırlarda yıllardır başarıyla uygulanan suni döllenme, genetik anlamda çok daha hassas hayvanlar olan eşeklerde bugüne dek yapılamıyormuş. Jacynthe Daalcha adlı sıpanın doğumu, Fransız eşekseverlerine geniş ufuklar açıyor ve Poitou köylüleri, kocaman bir eşekler ordusu sahibi olmanın hayallerini kuruyorlar şimdiden.
Poitou eşeklerinin korunma ve savunma sorunlarını yüklenen "Toynak" adlı bir dernekleri var. Amerikalı bir eşek koleksiyoncusu, on yıl önce Poitou bölgesinde yaşayan tüm safkan eşekleri satın almaya kalktığında, Toynak derneği yeri yerinden oynatmış ve hayvanların ihracını yasaklatmış.
Neyse ki Türkiye'de eşek soyunun tükenmesi diye bir derdimiz yok, sevgili okurlar. Köylerimizde ve kentlerimizde bol bol eşek, huzur içinde yaşıyor ve anırıyorlar. Nüfusları öyle yüksek, öyle yüksek ki onların değil, insan soyunun korunmaya alınması gerek. Avrupa kadın milletvekillerinin namusundan sorumlu Kayseri Milletvekili Ayvaz Gökdemir'in: "Bu ülkeyi beş general seviyor, 35 milyon seçmen sevmiyor diyemezsiniz" sözlerine bakın, ne demek istediğimi anlarsınız.
