Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1997

Hangi özgürlük?

Radikal · 29 Temmuz 1997

1789'da birbirine sıkı sıkıya bağlı kraliyet ve din hegemonyasını yıkan Büyük Fransız Devrimi, kiliseleri ahır yapmış, Kral'ın kellesinden önce, papazların kellesini koparmıştı. Devrimi izleyen bir yüzyıllık siyasal çalkantı sonrasında, bir adam, Jules Ferry, Fransız cumhuriyetini sağlam temeller üzerine oturtmanın ilk ve tek koşulunun, din sömürüsünden uzak, eğitimdeki din hegemonyasını yıkan, laik okul olduğunu anladı. Jules Ferry yaşamını bu okul düzenini kurmaya adadı. Cumhuriyetçi Sol cephenin lideri, 16 Haziran 1881'de Fransız Ulusal Meclis'inden, parasız, laik ve zorunlu eğitim sistemi yasasını geçirdiğinde, Atatürk bir yaşındaydı.

Bugün Fransa'da elbette papaz okulları var. Ama belli oranda devlet yardımı almalarına karşın, hepsi özel ve paralıdır. Sayıları çok az, eğitim düzeyi yüksektir. Parası olan, bu okullarda okur. Olmayan, burs kazanmak zorundadır. Ama Fransız cumhuriyeti, temel varlığını Jules Ferry'nin kurduğu ve devletin en büyük bütçesini ayırdığı parasız, laik okullara borçludur.

Özgür düşüncenin temeli, din dogmalarından bağımsız, laik ve çağdaş bir eğitim sistemi varken, bu sistemi elinin tersiyle itip, kurulu sistemin tam karşısında yer alan, ilk fırsatta o sistemi yıkacak olan din okullarını, birer dinamit öbeği gibi kendi göbeğine bağlayan tek laik devlet, Türkiye Cumhuriyeti'dir. Türkiye'nin laik cumhuriyeti, besleyip büyüttüğü imam hatip okullarıyla kendi intiharını hazırlamıştır.

8 yıllık zorunlu eğitim yasasına karşı çıkan imam hatip okulları ve bu okullarda beslenenler, bugün bu yasaya "eğitim özgürlüğü kısıtlanamaz" sloganıyla karşı çıkıyor. Hangi özgürlükten söz ediliyor?

Allah'a başka ulusların diliyle (Arapça) yakarma özgürlüğünden mi? Madımak Oteli'nde, bir ülkenin yetiştirdiği en parlak beyinlerin yakılması özgürlüğünden mi? Oruç tutmadı diye, Ramazan'da yedi diye, bira içti diye, dinsiz diye, imansız diye, dine küfretti diye, sırtına Allah yazdı diye öldürmek özgürlüğünden mi? Nemrut Dağı'ndaki bin yıllık uygarlıkları, İslam kültürü değildir diye yıkmak özgürlüğünden mi?

İnsanın atasını hâlâ Havva ile Adem sayıp, Darwin'i kâfir ilan eden anlayış mı özgür? Amerikalıların uzaya gidişini, "Kuran'da yeri var" diye değerlendirip, madem Kuran'da yeri var, niye Araplar değil de, Amerikalılar gidiyor uzaya? Diye sorgulamayanlar mı özgür? Hangi özgürlük isteniyor, imam hatip okullarında eğitim özgürlüğüyle? Küçücük çocukların, erkek kadın diye sınıflarını, helalarını ayırma özgürlüğü mü? Küçücük kızların kafalarını tarantula örümcekleri gibi karalara bağlamak özgürlüğü mü? Küçücük oğlanlara nasıl kadın sevilir, nasıl kadın dövülür, nasıl zina yapılır, nasıl yıkanılır, hangi günah nasıl cezalandırılır diye öğretme özgürlüğü mü? Şeriat dışı olan her şeyi yasaklamak özgürlüğü mü? 20. yüzyılda ve pozitif bilim dallarında, tek bir mucit tanıyor musunuz, İslamiyetçi şeriat yanlısı olan?

Söyleyin bana, imam hatip okullarında din adına öğretilenlerin uygulamaya konduğu Suudi Arabistan mı özgür? Afganistan mı özgür? İran mı özgür? İslamiyetçi değil diye boğazlanan erkekler, kadınlar, bebeler mi özgür Cezayir'de?

Ben bu özgürlükleri istemiyorum. Ve bugünden öteye, Türkiye'nin henüz harem selamlık diye ayrılmamış özgür kıyılarında, yıllık iznimi kullanmak özgürlüğüme yelken açıyorum. Özgür kitaplar okuyacağım, öğreneceğim ve bir süre sonra, özgür yazılarla karşınızda olacağım. Çarşamba gününden başlayarak bu köşede kitaplarımdan bir demet sunacağım size. Birlikte İspanya'yı gezeceğiz, Paris'i dolaşacağız, umarım yaban ellerdeki bu ilk adımlarımı beğenirsiniz.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1