Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1997

Paranın pul olduğu Paris

Radikal · 14 Ağustos 1997

Her zamanki gibi bir cumartesi. Hava soğukmuş, sıcakmış, güneşliymiş, gölgeliymiş aldırmayan insanların ısıtıp şenlendirdiği bir cumartesi daha. 'Rond Point des Champs Elysees' Meydanı'nda durup Paris'e bakıyorum. Bir yanda uzayıp giden görkemli Champs Elysees Bulvarı, az ötede Toulouse Lautrec'in bütün yapıtlarını sergileyen Grand Palais ve yavrusu Petit Palais sarayları ve karşısında cumhurbaşkanlığını barındıran Elysees'nin bahçeleri. Yalnız şu perspektif bile Paris'in görkemiyle içini eziyor insanın. Ama ben bugün, büyük adamların ve büyük yapıların peşinde değilim: Matignon Bulvarı'nın başına bakıyorum, civcivli bir kalabalık. Sanki Topkapı surlarında koyun pazarlığı ediyormuş gibi baş başa verip bıcır bıcır konuşan beş on kişilik kümeler ve o kümelerin ötesinde uzayıp giden barakalar.

Paris'te yalnız hafta sonları kurulan pul pazarı burası. Bilmem size de bir şeyler anımsatır mı? Uzun yıllar önce görmüştüm. Kadın başoyuncu, Audrey Hepburn'du, bundan kesinlikle eminim. Ama 'esas oğlan' Gregory Peck miydi, yoksa Gary Grant mı tam olarak anımsamıyorum. Paris'te geçen heyecanlı bir hırsızlık filmiydi. Alfred Hitchcok'un biçemini andıran gerilimler vardı. Belki de Hitchcok yapımıydı. Bu kadar belirsizliği sinirlendirici bulabilirsiniz, ama inanın aslolanı anımsıyorum: 'Esas oğlan' ve kötüler, bir milyon dolarlık bir paranın peşindeydiler. Esas oğlan Peck ya da Grant, sonunda parayı kötülerden kaçırmak isteyen akıllı haydut ya da casusun, ölmeden önce Audrey Hepburn'un çantasında bulunan bir mektuba 'pul' olarak yapıştırdığını keşfediyordu. Ve bu keşfi, benim bu şıkırdım cumartesi günü gezdiğim mekânı gezerken yapıyordu 'esas oğlan'.

Matignon 'pul pazarını' yani. Renk cümbüşü içinde pul satıcılarının arasında kötülerle kovalamaca oynarken, birdenbire Audrey'in çantasındaki pullu mektubu anımsıyor, pulun bir milyon değerinde olduğunu anlıyor; sonra Paris'in başka bir alanı, yüzlerce yıllık kubbeli Vosges Meydanı'nda soluk soluğa bir kovalamaca başlıyordu 'esas oğlan' Audrey ve kötüler arasında. Filmde, Matignon pul pazarından Vosges kubbelerine birkaç saniyede geçiveriyorlardı tabii. Birbirine epeyce uzak olan bu iki semti yan yana koymayı daha estetik bulmuştu yönetmen!

Matignon pul pazarı, Paris'in en ilginç yerlerinden biri bence. Burada yalnızca çılgınlar var. Pul çılgınları. Dünyanın tüm kuşlarını, tüm böceklerini, çiçeklerini, simgelerini, resim koleksiyonlarını, minicik tırtıllı kâğıt parçaları üstüne resimleyen bir dünya. Aralarında bir milyon dolar değerinde pul var mıdır gerçekten, bilmiyorum, sanmıyorum. Ama milyonlarca pulun sergilendiği bir gerçek. Tüm ülkelerin, her dilden pulunu bulmak olası.

Pul pazarından biraz ileriye, pin's koleksiyoncuları toplanmışlar. Aralarında hoş bir kız görüyoruz, elindeki tablada çeşitli pahalı parfümlerin minik pin's'leri var.

"Kaça satıyorsun?" diye soruyoruz, gururla başını sallıyor:

"Satmıyorum! Özel koleksiyonum bu benim. Yalnızca göstermeye getirdim."

Tepesinde bir yığın meraklı, hem kızı, hem koleksiyonunu seyrediyorlar.

Pazarın kurulduğu parkın içinde, bir de kukla tiyatrosu var. Ufaklıklar tahta sıralara oturup kara külahlı bir cadı ile Keloğlan türü bir kahramanın laf yarıştırmasını izliyorlar. Yüzlerindeki masum ilgi, günün birinde hepsinin barış yanlısı birer pul koleksiyoncusu olacağına işaret.

Az sonra, pul sergileri katlanacak, portatif barakalar toplanacak, kukla tiyatrosu kapanacak ve pin's koleksiyoncuları evlerinin yolunu tutacaklar. Çünkü pazar, yalnızca öğleden sonra ikiye dek açık. Pul satıcıları gerçekten para kazanır mı? Gerçekten korkunç yatırımlar yapan pul koleksiyoncuları var mıdır?

Belki vardır. Ama buraya toplanan insanların çoğunun para kazanmaktan çok, bir tutkunun peşinde dolaştığına eminim.

Mutluluk getiren, güzel ve gerilimsiz bir tutkunun.

Barış içinde yaşayan bir toplumun en güzel görüntüsü bu olsa gerek, diye düşünüyorum.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1