Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1997

Benimle bir tango yapar mısınız?

Radikal · 24 Ağustos 1997

Saat gecenin on biri. Yabancı bir kentin ortasında, binlerce kişiyle yalnızım. Puerta del Sol. Madrid'in Güneş Kapısı. Sevilla Sokağı, Andaluz Lokantası, Malaga Şarküteri, kantar gibi domuz burunlarının tavanlardan sarktığı 'Jambon Müzesi'.

Hep saçı sakalı ağarmış, dişi dökük, derisi pörsük erkek milleti kızları sahiplenecek değil ya; gencecik filinta gibi bir delikanlı, oldukça geçkin, haylice yorgun, ama 'bir' kadını tutkuyla, istekle öpüyor yaşlı laternacının yanı başında. Laternacının gözleri görüyor, ama görmez gibi.

Cumartesi. Gece yarısı. Ne çok insan var sokaklarda. Çoluk çocuk, evli, âşık, bu yıl hiç gelmeyen kıştan çaldıkları bir bahar akşamını daha sokakta yaşıyorlar. Puerta del Sol Meydanı'nda iki havuz var. Kat kat çevrili kenarlarında Yenicami güvercinleri gibi insanlar tünemiş. Bir gösteri, toplantı falan var sanıp koştum; yok. Çekirdek çitleyenler, şarap içenler, yarenlik edenler, sevişen gençler ve hiçbir şey olmayanlar. Ilık bir tatil akşamı, Güneş Kapısı Meydanı'nda sular akıyor, İspanyollar bakıyor. Tetuan Sokağı'nın bitiminde minik bir park çıkıyor karşıma. Parkın sınırını çizen kocaman bir duvarı, 'barış duvarı' ilan etmiş Madrid Belediyesi. Işıldaklarla aydınlatmış. Ulaşılamayacak yüksekliklerinde barışın anlam ve önemi üstüne o hep birbirine benzeyip sonunda hiçbir anlamı kalmayan bir vecize yazıyor.

Minik parkı çevreleyen yapılardan biri pembeye boyalı. Yanıp sönen neonlarla 'Arjantin Geceleri' yazıyor üstünde. Kapısında bir gişe, önünde uzayıp giden kuyruk. Hepsi belli bir yaşın üzerinde ev kadınları, orta yaşlı ev erkekleri. Gece oturmasına gider gibi süslenip püslenmişler.

Gişenin açılmasını bekliyorlar. Kadınlar, üçüncü çocuktan sonra hafif kilolu. Sebze ayıklamaktan hışır eller, özenle ojelenmiş küt tırnaklar göbeklere devşirilmiş. Biraz sıkan rugan pabuçların bir birine, bir ötekine abanılmakta. Erkekler de iki dirhem bir çekirdek. Mintan kolalı, yelek, ceket ütülü. Yılların sayısı çoğaldıkça saç milletinden arta kalanlar, tek tek cilalanıp parlatılmış. Hepsi karı koca değil, çoğu tek başına hatta. Neyin nesi bu gişeli biletli, üçüncü yaş eğlencesi? Toplulukla pek ilgilendiğimi gören bir 'babalık' kuyruktan çıkıp yanıma yaklaşıyor: "Quieres Bailar el Tango?"

Anlaşıldı! Elma, küüt, Evreka. Latin dans lokallerinden biri bu. Tango, samba, rumba oynanıyor; geçkince kadınlar, geçkince erkeklerle nostaljik figürler yapıyorlar. Bana eşlik etmeyi öneren babalığa bakıyorum, içimden hem gülmek geliyor hem de hayranlık duyuyorum sevimli rahatlığına.

Uzun boylu değilimdir, ama bizim babalık çeneme anca yetişiyor. Şirin gülüşünün sergilediği üst çenesinde iki diş eksik. Kalanlar da tütünden sararmış. Yaş altmış beşe doğru tırıs, ama yaşam umudu gani.

Can sıkıntısıyla babalığa bakıyorum, onunla da onsuz da istemiyorum o lokali görmek. Paris'te Son Tango filminin son sahnelerinden biridir: Marlon Brando körkütük sarhoş, Maria'yı Paris'te böyle bir lokalde sürükler ve tango yapmaya çalışırken pantolonu düşer. Filmin bu sahnesi bıçak gibi içime işlemişti. Maria'nın Marlon'u, en sonunda, pantolonu düştüğü için öldürdüğüne kuşkum yok.

Babalık, önerisinin çekiciliğini arttırır umuduyla ekliyor: "Eş değiştiriyoruz sık sık. İçeride herkes herkesle dans ediyor." Gülmemek için dudaklarımı tavuk gerisi gibi büzüp, "No, gracias" diyerek hızla uzaklaşıyorum. Daha çok konuşursam, lehçemin tınısından yabancı olduğumu anlayıp sohbeti koyulatacak.

Güneş Kapısı'ndaki 'Jambon Müzesi'nin rakibi, Arenal Caddesi'ndeki 'Jambon Sarayı'na giriyorum. İspanyolcada "degustacion" deniyor bu ayakta meze atıştırıp içki içilen yerlere, Türkçesi, 'Tadımlık'. Ne güzel adlandırma. Herkesin kesesine göre jambon çeşidi var. "Jabugo" denilen kilosu, ister inanın ister inanmayın, yaklaşık 150.000 TL. Yabandomuzu değil serbest gezen evcil, kara renkli bir domuzun butlarından yapılıyor, eriyor insanın ağzında, eriyor. İspanyol mutfağının gerisini boşver.

Bir bardak şarap yuvarlayıp yumuluyoruz 100 gram jabugonun üstüne; tangosuz bir Madrid gecesi başka türlü avutulmaz.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1