Diyanet, elini oramızdan çek!
Radikal · 31 Ağustos 1997
Hiçbirimiz farkında değiliz, ancak yıllar, birtakım "ji"lerin gözaltında akıp gidiyor, sevgili okurlar. Toplum yaşamımız, "sosyoloji" tarafından gözetleniyor. Ruhumuz, "psikoloji"nin denetimi altında. Kafalarımız (eğer tamtakır değillerse) "ideoloji"ler tarafından biçimleniyor, geçmişimiz "antropoloji" tarafından inceleniyor, tarihe bıraktığımız izleri "arkeoloji" sürüyor taş be taş. "ji"lerin listesi uzun. Yatak odamıza bile giriyor ve yatak odamızda olan bitenleri inceleyen bilime, "seksoloji" diyoruz.
Dünkü gazetelerde, Diyanet Vakfı'nın kitapları arasında satılan Rauf Pehlivan imzalı "eşsiz" ansiklopediden yapılan alıntıları okuyunca, büyük bir telaşa kapıldım. İslamoloji uzmanlarının, uzun ellerini bir dinle hiç ilgisi olmaması gereken uzuvlara uzattıklarını uzun süreden beri biliyordum. Ancak, "Kaynaklarıyla Büyük Kadın İlmihali" adını taşıyan ve hiçbir dinde benzeri var olmadığı için "eşsiz" eserindeki bazı yargılar, içimde korkunç bir kuşku uyandırdı. Acaba islamoloji uzmanları, yüce İslamiyet'i, seksoloji ile mi karıştırıyorlardı? Sayın meslektaşım Can Dündar, bir süre önce, "Devlet baba, çek elini oramızdan!" başlıklı bir yazı yazmıştı, birdenbire bağırmak geldi içimden: "Diyanet, çek elini oramızdan!"
İkinci cumhuriyetçiler, bu çığlığa karşı kuşkusuz, "İyi ama, Diyanet İşleri de devlete bağlı değil mi" sorusuyla yanıt verebilirler ve devlete yeni bir eleştiri yöneltmek fırsatı bulabilirler. Ancak ben, Diyanet İşleri deyip, dini devlet denetimine almak üzere işletilen bu kurumun, pek devleti iplediğini sanmıyorum. Hani göz bizimdir, ancak seyirirken nasıl iznimizi almazsa, bizim Diyanet İşlerimiz de öyle. Yalnız Diyanet mi? Bizim devletin her uzvu ayrı oynuyor. Sanki parkinson hastalığından muzdarip. Tutmak istediğini tutamıyor, tuttuğunu bırakmıyor.
Son yıllarda, İslamiyet'e yönelik "ji" uzmanlarının cinsellik üstüne yaptıkları yorumların (fetvalar mı demeliydim acaba?) bini bir para. Oysa ben, gerçek İslamiyetin, yatak odasına bu kadar karıştığını sanmıyorum. Sanmıyorum dememin nedeni, birçok kez okumama rağmen affınıza sığınarak itiraf ediyorum: Kuran dilinin Türkçesini bile anlayamıyorum. En büyük korkum, bu yeteneksizliği pek çok kişiyle paylaşmış olmak ve Kuran'ı anladığını iddia eden bazı "ji" uzmanlarının uyduruk fetvalarını, İslamiyet'miş gibi algılamak.
Örneğin, Rauf Pehlivan efendi, kocasının cinsel ilişki talebini reddeden kadınlara çıkışırken, "Kişi, karısını yatağa çağırdığı zaman kadın gelmekten kaçınır, kocası da bu sebeple ona kırgın olarak gecelerse, melekler sabaha kadar o kadına lanet eder," buyurmuş ulvi eserinde.
Sorarım size, meleklerin yapacakları başka işleri yok mudur? Geceleri, insanların yatak odalarında nöbet mi tutarlar? Kocasının cinsel ilişki talebini reddediyor diye kadın lanetleyen "ji" uzmanı, kocasına "evet" diyeni cennete gönderirken, İslam dinindeki günah ve sevap kavramlarını nasıl ucuzlattığının farkında mıdır?
Cennetin yolu yatak odasından mı geçmektedir? Ne İslamiyet'in ne de başka bir tek Tanrılı dinin böyle bir yorumu hak ettiğini sanmıyorum.
Bu ve benzeri kitaplar, gerçek bir pornografi yayınını almaya cesaret edemeyen aç beden ve örümcekli kafaların, pornografiyi "kutsallaştırarak" suçluluk duygusu çekmeksizin okumalarından başka bir şey değildir. Çünkü kadını, kocasıyla yatmadı diye cehenneme gönderen adama: "Yahu dört karı alan sizsiniz, biri olmazsa öteki evet der, ısrarın ne anlamı var?" diye sorarlar.
