Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1997

Öküzlüğe özenen kurbağa

Radikal · 5 Eylül 1997

Rüya gibi olması gereken yaşamın, bir kova kirli su gibi başından aşağı aşağı boşalmasına dayanamayan Prenses Dayana'yı kimin öldürdüğü, bitmekte olan yüzyılımızın yanıtlanamayan (ya da aşırı cevap içeren) sorusu. Bildiğiniz gibi bir cinayeti aydınlatmak için, kime yaradığına bakılır önce. Acaba çiçekçiler mi diyesim geliyor. Paris'te işlenen cinayet, en fazla onlara yaradı çünkü. Londra ve kazanın olduğu Paris, çiçekten geçilmiyor.

Bir kuşkum daha var. Biliyorsunuz İngilizler, "kauçuk" yazıp "lastik" okumakla ünlüdürler. Örneğin Diana yazıp, Dayana diye gevşetiyorlar. Peki niye Dayana'yı, "Lady Di" diye kısaltıyorlar acaba? Bu kısaltmayı ilk kim yaptıysa, boynu altında kalsın. Lady Di'lik, uğursuz geldi sevgili Dayana'mıza. Ömrü de ismini izleyip, sıcak suda çekmiş pamuklu gibi kısalıverdi garibin.

Cinayet olduğunu düşündüğüm Dayana'nın ölümünde, aslında bir numaralı aktör, Dodi'nin babası Muhammed El Fayed. Yaşamı, Fontaine'in öküz olmaya özenen kurbağa öyküsünün çağdaş yorumu sanki. Bir kez adam, yalancının teki. Aslında 1929'da doğmuş, Çiller usulü gençleşip 1933 yazdırmış yeni kafa kâğıdına. Kendisini Kahire sosyetesinden, han hamam sahibi bir ailenin oğlu diye tanıtması da yalan. Muhammed el Fayed, İskenderiye'nin yoksul bir mahallesinde doğup, kapı kapı dolaşarak önce Koka Kola, ardından dikiş makineleri satmış. 1953 yılında, Adnan Kaşıkçı adlı Suudi üç kâğıtçısıyla karşılaşınca, kara para tanrıları: "Yürü ya kulum," demişler Muhammed'e, o da kalkıp İngiltere'ye kadar gitmiş. Dodi'nin anası olan ilk karısı, zaten Adnan Kaşıkçı'nın kızkardeşi Samira, yani taş ölçeyim, bizim Semra'nın Arapçası. 1986 yılında, dünyanın en zengin adamı, Müslüman Brunei sultanı ile çakışmış yolları. Derhal sultanın bir numaralı finans danışmanı, hatta imzasını atabilen umumi vekili olmuş. Dünyada ne kadar lüks otel varsa satın almaya başlamış, Paris'te Ritz'i, Londra'da Harrod's mağazalarını dağarcığına katmış. Ancak İngilizleri çok kızdıran bir şey yapmış: Wallis Simpson adlı şen dulu İngiliz tahtına yeğleyen müstafi Kral Sekizinci Edward'ın, zorunlu Paris sürgünü sırasında yaşadığı "İngiliz sarayı"nı da satın almış Fransa'dan. Almakla kalmayıp, sarayın içindeki pek çok antikayı o saat açık arttırmaya çıkarmış. Bütün bunlar, İngiliz soylularının bizim Muhammed'i mimlemesi için yetmiş de artmış bile. 1990 yılında giriştiği bir finans katakullisi, İngiltere Krallığının gözündeki son kredisini de eritmiş ve istediği İngiliz vatandaşlığı süresiz askıya alınmış Muhammed El Fayed'in.

Peki bizim prenses, böyle bir adamın oğluyla ne arıyordu? Çünkü Dayana'nın babası Lord Spencer, işsiz kaldığında Fayed yetişmişti imdadına, bu bir. İkincisi, gerek Dayana, gerekse baba Fayed İngiliz Kraliyet ailesine duydukları nefrette buluşuyorlardı. Aslında Dodi ve Dayana beraberliği, Dayana ile baba Muhammed'in Kraliyet ailesinden almaya çalıştıkları intikamdan başka bir şey değildi. Ve Muhammed, bir İskandinav güzeliyle evli olup dört çocuk yapmasaydı, mutlaka kendisi Dayana ile evlenirdi. Oğlu, basit bir aracıydı.

Bu verilerin ışığı altında, İngiliz Krallığı, Dayana ile Dodi'nin evlendiği bir dünyaya, tahammül edebilir miydi acaba?

Paris'teki cinayeti kim düzenledi peki? Bu konuda beni aydınlatan kişi, henüz Dayana'ya doya doya ağlayamamış kulunuzu, "Paparazziler oradayken, sen hâlâ burada mısın?" diye kükreyen müdürümün emriyle, apar topar Paris uçağına yetiştiren DMC şoförü oldu. Gazetenin deneyimli sürücüsü: "Bu Mercedesler de amma garip arabalar be abla!" dedi bana. "Her Mercedes kazasında yer yerinden oynuyor. İşte Susurluk, işte Dayana!"

Bu söz, hemen değil, iki gün gecikmeli bir şimşek çaktırdı kafamda, sevgili okurlar. Bildiğiniz gibi bugün, Tansu Çiller, yanına Mehmet Ağar ve Sedat Bucak'ı alıp, Susurluk'ta meydan okumaya gidiyor. Dün ise İngiliz Scotland Yard müfettişleri, Paris'e, olay yerinde incelemeler yapmaya geldiler.

Agatha Christie'nin toprağı bol olsun. "Katiller, mutlaka cinayet yerine dönerler" derdi.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1