Ayıların kaderi
Radikal · 29 Eylül 1997
Geçen hafta Le Monde gazetesinde, çok acıklı bir "ayı" haberi okudum. Çin'in 1980 yılında Japonya'ya armağan ettiği sevimli dişi panda Huan Huan, ömrünün yirmi beşinci baharında böbrek yetersizliğinden vefat etmişti. Ueno hayvanat bahçesinde görkemli bir cenaze töreniyle uğurlanan Huan Huan'ın ölümü, normal bir ayının ölümü gibi değildi. Çünkü Huan Huan, tarihte birbirine düşman Çin ile Japonya'nın yeni dostluklarını pekiştiren bir simgeydi ve vefatı, iki ülkenin diplomatik ilişki kurmalarının 25. yıl dönümüne denk gelmişti. Acaba Japonya, Çin'e hala mı husumet besliyordu? Üstelik Huan Huan, Çinlilerin Japonya'ya verdikleri ilk ayı değildi. Erkek bir panda olan Lan Lan, 1979 yılında yine Japonya'da vefat etmiş, "Haydi belki kazara ölmüştür," diye yerine Huan Huan verilmişti.
Ayı Huan Huan'ın ölümü, diplomatik bir anlam kazanmıştı. Olaya geniş yer ayıran Japon basını, dişi pandanın ölümüne gerçekten çok üzüldüklerini anlata anlata bitiremedi. Çinliler biraz sinirlenmişlerdi ama, ulusal yas ilan etmediler ve medyaların çarşaf çarşaf işlediği ölüm haberiyle, Çin-Japon dostluğunun yıldönümüne denk geldiği ayrıntısına girmemeye özen gösterdiler.
"Ayı" dediğimiz hayvanın pek çok ülke ve kentin simgesi olduğunu biliyor musunuz? Madrid'in soyluluk arması, bir kızılcık ağacına tutunan ayıdır. Rusya bir ayı olarak resimlenir, Berlin'in de simgesi ayıdır. Çin Halk Cumhuriyeti ise, maskotu haline gelen ve yalnızca Çin topraklarında yaşayan Panda ayılarının üstüne titremekte, iki milyar insanın yaşadığı ülkede sayıları yalnızca bin kadar kalan pandalardan, ancak dostluk kurmak istediği devletlere, eşsiz bir armağan olarak vermektedir. Ama işte, ne kadar sevimli olursa olsun pandaların da arada bir ayılığı tutmakta ve ölmektedirler. Hatta pandaların, intihar sendromu içinde bir ayı türü olduğu söylenebilir. Örneğin pandalar, kendilerine tek yedikleri yemek, sivri uçlu özel bir bambu türü, taze taze verilmediği zaman, ölüm orucuna girmektedirler. Ayrıca, erkeklerinin azgın zamanıyla dişilerinin istekli dönemleri bir türlü denk gelmeyen pandaların, çiftleşip yavrulaması bile başlı başına bir meseledir.
Bu mutlu olay gerçekleştiğinde bile doğan yavruların yaşaması mucizedir. Örneğin merhum Huan Huan, 1985'te yaptığı ilk ve tek doğumda üç yavrusundan birisini resmen üstüne abanarak boğmuş. Elinden kurtardıkları ve bin türlü emekle besleyip büyüttükleri Tong Tong adındaki oğlu, halen evli olduğu genç hanımı Ling Ling'le, Japonya'nın elinde avucunda kalan tek panda çifti ve işin felaketi yavru yapmayı reddediyorlar. Çin ile Japonya'nın yaptığı özel anlaşma gereği, Huan Huan'ın hayatta kalan öbür yavrusu Yu Yu ise, anayurdu Çin'e geri gönderilmiş. Sizin anlayacağınız Japonya büyük keder içinde. Tong Tong ve Ling Ling ölünceye kadar çocuk yapmayı reddederlerse, koskoca ülke pandasız kalacak. Belki de Ueno hayvanat bahçesi müdürü, bu utanca dayanamayıp harakiri yapar.
Benim kanımca panda ayıları, kendi soylarını kurutmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Hatta aynı sendromu, diğer ayı türlerinin de az çok gösterdiğini söyleyebiliriz. Örneğin Fransa dağlarında ve ormanlarında ayı kalmadı. Binbir özenle başka ülkelerden getirilen ve Pirene dağlarına salınan üç ayıdan biri, önceki gün öldü diye ağlaya ağlaya bir hal oldu Fransızlara.
Peki bu ayılar niçin ölmek istiyor acaba? Sanırım çiftleşmek ve yavrulamakta hiç bir engel tanımayan, yiyecek yemeği olmasa bile çoğaldıkça çoğalan insan türleriyle birlikte yaşamak istemiyorlar.
"Bu yeni ayılarla yaşamaktansa, ayılığımızı bilip ölelim," diyorlar. O kadar.
