Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1997

Devrimlerin eski tadı yok

Radikal · 26 Ekim 1997

Geçen hafta, beni çocuklar gibi sevindiren bir armağan aldım. Meksikalı bir arkadaşım, Emiliano Zapata'yı elinde tüfeği, başında sombrerosu, göğsünde çifte fişeklik, belinde kılıcıyla resmeden 'İç Savaş' seferberliği çağrısının özgün afişini verdi bana. Sinemada Marlon Brando tarafından canlandırıldığından mıdır, nedir, Emiliano Zapata'ya karşı oldum olası bir zaafım vardır. Kaytan bıyıkları, şehla gözleri ve gururlu duruşuyla, meğer pek yakışıklı bir delikanlıymış Zapata. Ancak afişin asıl hoş yanını, üstündeki İspanyolca metin oluşturuyor. HALK SAVAŞI, Yaşasın Benito Juarez'in idealleri, TOPRAK VE ÖZGÜRLÜK! EMİLİANO ZAPATA'nın Anayasal Askerlik Hizmetine katılın! VİVA MEXİCO! Sözlerinin başlığa çıkarıldığı afişin ortasında, askere yazılacak erkeklere yönelik şöyle bir tavsiye yer alıyor: "Evli erkekler, yemek yapmak, yük taşımak ve tüfekleri doldurmak için karılarını birlikte getirsinler! Bekâr erkekler, kocasız buldukları bütün kadınları getirebilirler..." Altına, kadınına sarılmış bir Meksika devrimcisinin fotoğrafı basılı ve 1913 Kasım tarihini taşıyan afiş metni, Emiliano Zapata'nın: "Diz üstü sürünmektense, ayakta ölmek yeğdir" deyişiyle son buluyor. Masamın karşısına astım, gözüm takıldıkça keyifleniyorum.

Emiliano Zapata ve devrimcileri, 1914 yılında başkent Mexico'yu ele geçirip parlamentoyu bastılar. Ancak iktidar olunca ne yapacaklarını hiç düşünmemişlerdi. Parlamentoyu, kendilerine teslim eden politikacılara bırakıp geri çekildiler. Verilen sözler tutulmayınca 1919'a kadar yine savaştı, Zapata. Ve pusuya düşürülüp öldürüldü sonunda.

İster sağ darbe olsun, ister sol, tarihte silahla yapılan devrimlerin kaderi, zaman içinde hep pazar ekonomisinin gerçekleri tarafından belirlenmiştir. Bugün sağcılar da, solcular da ve tüm dünyada, önce pazar ekonomisinde başarılı olup, sonra düzeni değiştirmek gerektiğini anladılar.

Pazar ekonomisinde başarılı olmanın yolu ise, çağımızda 'reklam' ögesinden ve 'medya' iktidarından geçiyor.

Avrupa'nın en tutucu ve eski SSCB yanlısı sol partilerinden Fransız Komünist Partisi, yeni genel sekreteri Robert Hue'nün öncülüğünde gizli gizli bir 'yenileşme' hareketi başlattı. Yenileşmeden kasıt, yeni bir ambalaj. FKP'nin reklamcı Jacques Seguela ile anlaştığını duyunca, küçük dilimi yutuyordum. Seguela'yı tanırsınız. Turgut Özal zamanında, ANAP'ın seçim kampanyasını üstlenmişti. Fransa'da önce sosyalist François Mitterrand, ardından Lionel Jospin için çalıştı, şimdi de Komünist Parti'ye sunmuş bulunuyor, boş zamanlarda deterjan ve şampuan reklamlarıyla uğraşan şirketi RSCG'nin promosyon deneyimini.

Fransız Komünist Partisi yayın organı L'Humanite gazetesinin pazar eki, 20 Kasım'dan öteye Seguela'nın çizdiği yeni 'imajıyla' piyasaya çıkacak. Jacques Seguela, ekibiyle harıl harıl partiye yeni bir ad arıyormuş. Büyük bir olasılıkla 'komünist' sözü kalacak, ancak 'parti' sözü yerine başka bir şey bulunacakmış. Belki de: 'Komünist Sabun' der, böylece daha beyaz yıkayabileceklerini ifade ederler.

Bizdeki en modern devrimci parti, tahmin edebileceğiniz gibi Refah. Önce piyasa, sonra cihad, gerçeğini çakan Erbakan, mezarın karanlığında yol bulmak için önce kanal yediye yedirilmesi gerektiği sloganıyla, bence Jacques Seguela'dan bile büyük bir deha. Refah Partisi'nin söyleminde, cennet dedikleri, menkul kıymetler borsası. Reklam, cihad aracı. Açılacak 'cihad' bayrağı da herhalde, bir çeşit periyodik kan bağı olmalı.

Ah! Emiliano Zapata ah! Bu şaklabanlarla dövüşmektense, senin ordunda tüfek atan erkek, ya da barut dolduran, yemek pişiren kadın olmak daha insancaydı.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1