Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1997

Zehirli ilişkiler

Radikal · 2 Kasım 1997

Paris'in en eski sokaklarından Beşinci Charles'ın 12 numarası, 1620 yılında inşa edilen Aubray Konağı'nın tüyler ürpertici bir geçmişi vardır. Çünkü Fransa'nın en ünlü 'zehirci'si Brinvilliers Markizi, bu konakta yaşamış ve bu konakta zehirlemiştir, zehirlemek istediği kişileri. Adını, Hz. İsa'yı baştan çıkarmaya uğraşan, pişman fahişe Marie Madeleine'den alan bu madam, kızlık soyadı Aubray'i soylu babasından, evlilik unvanını ise kendisiyle nikâhlanmak gafletinde bulunan Brinvilliers Markizi'nden edinmişti.

Marie Madeleine'in babası çok zengin idi. Dolayısıyla Markiz Hanım, Marki kocasına iki yüz bin akçe çeyiz getirmişti. "Çok iyi de bir eğitim almıştı, ancak Marie Madeleine doğuştan ahlaksızdı" diyor tarih. Çünkü fettan Markiz, daha yedi yaşındayken öz ağabeyleriyle yatıp kalktığını gizlemiyordu.

Marie Madeleine, 1659 yılında Şövalye Godin diye bir zatın metresi oldu. Zehir uzmanı aşığından, insanları zehirleyerek öldürmenin bütün ilmini öğrendi. İki sevgili, arsenik, kezzap ve kurbağa zehirlerini karıştırarak geliştirdikleri formülleri önce Hotel Dieu'de yatan zavallı hastalar üstünde denediler. Paraları suyunu çeken Marie Madeleine 1666 yılında, mirasına konmak için babasını öldürmeyi denedi. Ancak başarıya ulaşması için adamcağızı tam on kez zehirlemesi gerekti. 1670 yılında ağabeylerinden birini öldürdü, yengesi zor kurtuldu. Yedi ay sonra erkek kardeşlerinden birini daha zehirledi. Kız kardeşini de temizlemeye çalıştı ama, kadıncağız rahibe olduğundan ve manastırda yaşadığından başarılı olmadı. Marie Madeleine, kocasını da birçok kez zehirlemeye kalkıştı. Ancak, kocası ölürse metresiyle evlenmek zorunda kalmaktan korkan Şövalye Godin, Markiz Hanım Marki Bey'i her zehirlediğinde gizlice yetişip, dirilmesi için gereken panzehiri veriyordu.

Derken 1672 yılında, Şövalye Godin birdenbire ve doğal yoldan ölüverdi. Telaşa kapılan Marie Madeleine haberi alır almaz, aşığının evindeki bir çantanın peşine düştü. Polis, Markiz Hanım'ın aşırı ısrarından kuşkulanmıştı. Marie Madeleine, apar topar Londra'ya kaçtı. Ancak çanta açılmış ve zehirler bulunmuştu. Kralın başvekili Colbert, Marie Madeleine'in iadesini istedi İngiltere'den. Markiz Hanım, Hollanda'da bir manastıra sığındı. Ancak, Desgrais adındaki becerikli bir Fransız yüzbaşısı, 1676 yılında manastıra girmeyi başardı ve Marie Madeleine'i tutuklayıp Paris'e getirdi.

Brinvilliers Markizi, aynı yılın Temmuz ayında, mahkeme tarafından, yalınayak ve elinde iki okkalık yanar bir meşale taşıyarak Notre Dame Kilisesi'nin önünde nedamet getirmeye mahkûm edildi; ardından kellesinin vurulmasına, cesedinin yakılmasına ve küllerinin rüzgârda savrulmasına karar verildi. Hakimler, babasını öldürdüğü için bir bileğinin kesilmesinden muaf tutmuşlardı, nasılsa kellesi gidiyor diye zehirci kadını.

Marie Madeleine'in infaz edileceği gün, Paris Belediye Sarayı'nın önündeki Greve Meydanı, ana baba günüydü. Öyle çok insan gelmişti ki infazı seyretmeye, tiyatrolar seyircisiz kaldı. Ve Fransız tarihinin en büyük zehircisinin başı gövdesinden ayrıldı.

Düşünüyorum da, Fransızların bir iki kişiyi değil, bizdeki gibi koca bir toplumu zehirleyen bacıları, soluduğumuz havayı, içtiğimiz suyu zehir eden politikacıları, beyinlerimizi zehirleyen hacıları, hocaları olsaydı, acaba ne yaparlardı?

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1