Çirkin Amerikalı
Radikal · 14 Kasım 1997
Kim Phuc kimdir bilir misiniz? Bilirsiniz, bilirsiniz; tıpkı benim gibi belki adını tutmamışsınızdır aklınızda ama, Vietnam savaşı sırasında bir Amerikan uçağından atılan napalm bombası sonrası, alev alev yanan küçücük çıplak vücuduyla, yolda barikat kuran Amerikalı askerlere doğru koşan kızın fotoğrafını mutlaka unutmamışsınızdır. Amerikalının attığı napalm bombasıyla yanarken, Amerikalı gazeteci tarafından çekilen TV filminden alınan fotoğrafı, o sıralar CNN olmadığı için tüm dünya gazetelerinde basılan Kim Phuc, Amerikalılar tarafından kaldırıldığı hastanede tam 14 ay yattı ve bu sürede 17 deri nakli ameliyatı geçirdi. Şimdi orta yaşlı bir kadın, Kanada'da yaşıyor; derisi hava almadığı için astım, şeker ve böbrek yetersizliği var. Dün Paris'te, UNESCO genel merkezinde bir tören düzenlendi ve Kim Phuc, bu örgütün barış elçisi göreviyle taltif edildi. Kim Phuc'u onurlandıran tören sırasında, yanında kim vardı dersiniz? Onu yakan napalm bombasını köyün üstüne sallayan Amerikalı pilot tabii. Tabii diyorum, çünkü yazının devamında, böyle şeylerin insan tabiatı olduğunu göreceksiniz. Amerikalı pilot, napalm bombasını attıktan sonra Kim'in fotoğraflarını, hatta video kasetini görmüş, nedamet getirmiş, içkiye başlamış, alkol tedavisi gördükten sonra papaz olmuş ve öldürdüklerinden af isteyemeyeceği için, yaşayan kurbanı Kim Phuc'tan özür dilemeye gelmişti Paris'e.
Bu olayı işleyen içli radyo haberinden sonra, Fransız spiker, aynı ses tonuyla günümüzde yaşanan başka bir gelişmeye geçti: ABD'nin Irak'ın tepesine bombalar yağdırmasına çeyrek vardı. Clinton kükrüyor, Saddam direniyordu. Sizin anlayacağınız, otuz yıl sonra pişman olan pilotlara ve barış elçisi ilan edilen vahşet kurbanlarına karşın, tarih hiçbir şey olmamışcasına ve geçmişten hiçbir ders çıkarmayarak devam ediyordu. İkincisinin başlamasına ramak kalan Birinci Körfez Savaşı'nda Amerika, Kuveyt'i işgal edip kendi Kürt çocuklarını napalm bombasıyla yakan Saddam'a boyun eğdirmek için, Irak'ın tepesine yüzbinlerce ton bomba yağdırmış; yani daha çok çocuk öldürerek insanlığı ve demokrasiyi korumuştu. Amerika ve müttefiklerinin, Birinci Körfez Savaşı'nda kesin olarak kaç Iraklıyı temizlediği bilinmiyor. Ancak çoğu çoluk çocuk, kadın ve sivil erkekten oluşan ölü sayısının iki milyon civarında olduğu tahmin ediliyor. Bugün halen ABD sayesinde süren petrol ambargosunun yol açtığı yiyecek, içecek ve ilaç kıtlığının sonucu Irak'ta savaş bittikten sonra ölen çocuk sayısı ise, bir milyon küsur. Etti mi size üç milyonluk bir katliam?
Amerika, Irak'ın tepesine Saddam efendi Iraklı Kürtleri napalm bombasıyla yaktığı için binmedi. Kuveyt'e bulaştığı için cezalandırdı. Niyeti Saddam Hüseyin'i bile yerinden etmek değildi. İsteseydi ederdi. Halkını öldürerek, çocukları katlederek dize getirmeye çalıştı Saddam'ı. Kuveyt'i koruyan Amerika, demokrasi ve insanlığı mı savunuyordu? Evet. Çünkü demokrasi ve insanlık, ABD İngilizcesinde, iki buçuk Kuveyt magandasının, petrol fiyatlarını Amerika'nın istediği düzeyde tutması demekti. Irak petrollerinin piyasadan silinmesi gerekti, çünkü fazla petrol fiyat düşürüyordu.
İşte sayın okurlar ve tarih seyircileri, bugünkü Irak - ABD krizinin perde arkasında Amerika'nın ne yapıp edip Irak'ın üstündeki ambargoyu sürdürmek amacı var. Her yalan, her türlü katliam helal bu savaşta. Milyonlarca çocuk ölecekmiş, kimin umurunda? Nasılsa Amerika, sağ kalanları bir gün elçi yapar.
