Faili meçhul Türkiye
Radikal · 26 Kasım 1997
Farkında mısınız? Birileri, "Unuturlar, unuturlar..." diye fısıldıyor arkamızdan. Mahkeme salonlarında, yankılanan "sesli" kararlar, hep: Tüm sanıkların tahliyesine... Gerçek, kesin ve sessiz karar ise, bir tek sözcükte verilmiş bile: Unuturlar... Unuturlar.
Haklılar mı dersiniz? Neleri unutmadık ki?
Unutmasaydık eğer; bugün kaç politikacı ayakta kalabilirdi? Kimler devlet adamı, kimler milletvekili, parti başkanı, han hamam sahibi saygıdeğer iş adamı olabilirdi? Unutmasaydık eğer, bugün başımızdakiler hâlâ üst katlarda, biz hâlâ onların hela suları sızan bodrum katında oturabilir miydik? Eğer unutmasaydık, hastanelerimiz yine aynı hastaneler, mahkemelerimiz, hapisanelerimiz aynı, karakollarımız yine böyle mi olurdu?
Bir bir salıyorlar katilleri, hırsızları, çetecileri. Salamadıklarını gizlice bırakıp, "Kaçtı!" diyorlar.
Unuturlar, diyorlar. Bunu da unuturlar. Yani Türkiye'yi. Yani içinde boğulduğumuz ülkeyi. Devletin gırtlağına kadar mafya çeteciliğine battığını, unuturmuşuz Susurluk'u...
Oysa bu kez yanılıyorlar. Unutmayacağız, unutturamayacaklar. Türkiye'yi, bir kez daha "Faili Meçhul Ülke" haline getirmeye çalışanlar, bu mahkemeleri mahkeme, bu faşistleri polis, bu yargıçları yargıç, bu kararları adalet, bu rezilliği bağımsız yargı ve bu komployu "acz" diye yutturmaya uğraşanlar, işte bu sefer başaramayacaklar.
Bu hükümet, bugün gösterdiği acz ile yarın içine düşeceği çukuru kazıyor. 1998'i "Temizlik yılı" ilan etmek, çetelerle mücadeleyi yeni yasa taslaklarına bırakmak, onu kurtaramayacak. Amaç, aslında belli. Mafya çetelerinin bugüne dek yaptıklarını örtmek, kendi saflarına uzanan bağlantıları unutturmak ve "Bir daha olmayacak ağbisi..." türünden bir yasal düzenlemeyle, yarınların "sözüm ona" temizliğini sağlamak. Yakından bakılırsa, pratik bir çözüm aslında. Çünkü bu iktidar, kendi saflarından da kişilerin bulaştığı bu pisliği temizleyemez. Açarsa, çalkalarsa, üstüne sıçrar çirkef.
Öyleyse sorun bugünü "unutturmak"; amaç, yarını pislikten kurtarmak. Ancak boşuna. Çünkü halen yürürlükte olan yasaları uygulamayanlar, uygulayamayanlar ve uygulatmayanlar, yürürlüğe sokacakları ve itirafçı canileri ödüllendiren yeni yasaları da egemen kılamazlar, kılamayacaklar. Bir devlet, suç işlemini, itiraf yoluyla satışa koyarsa, birileri çıkar daha fazlasını verir. Oysa bizim, gerçek Türkiye'nin artık ne suçluya, ne de itirafçıya tahammülümüz kalmadı. Gerçek adaleti, dürüst devleti, hemen, şimdi istiyoruz. Elbette vermeyecekler. Fakat eninde sonunda bir sandık gelecek önümüze.
Bu sandıktan, bu kez temiz adamlar çıkacak dostlar. Büyük bir olasılıkla "Deniz" çıkacak. Denize açılmak, artık son şansımız. Eğer başaramazsak, eğer denizler de yıkayamazsa bu pisliği, arıtamazsa devletin tıkanan damarlarını, atamazsa kan pıhtılarını içimizden, kuramazsa varsılından yoksuluna, vurguncu olmayan tüm toplum katmanlarının istediği sosyal devleti, daha hakça paylaştıramazsa bugün bir avuç rantiyenin, spekülatörün, komisyoncunun yediği ulusal zenginlikleri, biliniz ki bitmiştir her şey. Umut ölmüştür. Umudun öldüğü diyarlarda, yalnızca akbabalar dans eder.
Eğer faili meçhul bir Türkiye istemiyorsak, unutmayalım. Unutturamasınlar bu kez. Yarınları ancak ve ancak, anımsayan, bağışlamayan ve hesap soran bir toplumsal bellek kurabilecek. Unutursak, halimiz yaman.
İktidarda olduğunu unutanlarla düze çıkılmaz.
