Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1997

Fransız’ın onuru

Radikal · 20 Aralık 1997

Türkiye'de, gözleri yuvalarından uğramış öteki ile gözlerini kara gözlükler ardına takan beriki, Anayasa Mahkemesi'ne başvurduğu sırada, bakın neler oldu Fransa'da:

Henri Emmanuelli, Fransız Sosyalist Partisi'nin eski lideri, üstüne üstlük muhasibiydi bir zamanlar. Bundan önceki sosyalist iktidar sırasında, dürüstlüğüyle ünlü Emmanuelli'nin URBA adını taşıyan müteahhit firmayı, devlet ihalelerinde 'komisyoncu' olarak kullandığı ortaya çıktı. Yani URBA şirketi, devletten ihale alıyor, cirosunun yüzde otuzunu Sosyalist Parti kasalarına 'bağışlıyordu'. Oysa bizzat Sosyalist Parti tarafından çıkarılan ve siyasal parti bağışlarını düzenleyen yasa, ilk ağızda kendi lideri ve muhasibini yaktı. Sorgu yargıcı, parlamentodan Emmanuelli'nin dokunulmazlığının kaldırılmasını istedi. Bir yargıcın bu tür istemde bulunup parlamentonun uymadığı, kamuoyuna karşı olacak iş değildi, dolayısıyla "Saklayacak bir şeyim yok" diyen Emmanuelli başta, herkes olumlu oy verdi ve sosyalist lider, paşa paşa mahkemeye yollandı. Gerçekten de tek bir kuruş kendi cebine indirmemiş, yalnızca partisinin kasalarını beslemişti Emmanuelli. Ama sonuç değişmedi ve on sekiz ay hapsine, iki yıl da seçme ve seçilme hakkından mahrumiyetine karar verildi. Ancak temyize gitmeye hakkı vardı. Gitti. Bu arada, muhalefete düşen Sosyalist Parti yeniden iktidara gelmiş, Emmanuelli yine milletvekili, hem de parlamentonun muhasibi seçilmişti! Hafta başında temyiz mahkemesinin kararı, giyotin gibi düştü iktidar partisi üstüne. Evet, Emmanuelli on sekiz ay hapse mahkumdu, ancak cezası tecil edilecekti, buna karşın iki yıl süreyle politika yasağı geçerliydi. Henri Emmanuelli için yapacak tek şey kalmıştı. Muhalefet partilerinin cumhurbaşkanı olan Jacques Chirac'tan 'af' istemek. İktidardaki Sosyalist Partisi yeni lideri François Holland, cumhurbaşkanından randevu aldı. Kararlıydı, milletvekili için af talep edecekti. Ancak Emmanuelli, randevu gerçekleşmeden verdi istifasını parlamentoya ve hem milletvekilliğinden ayrıldı, hem de parlamento muhasipliğinden. Çünkü, iyice biliniyordu, Emmanuelli 'onurlu' insandı ve muhalif bir Cumhurbaşkanı'ndan af dilenmezdi. Daha da önemlisi, seçmenin kaçamadığı bir yargı kararından nasıl olup da kendisinin kaçabildiğini, o seçmene anlatamazdı. Fransa'da kamuoyu denilen bir şey vardı ve yargıdan çok önce, halkın ne düşündüğü önemliydi kendisini yönetenler hakkında.

Türk halkı, Susurluk'ta pek çok politikacıyı ve polisi çoktan mahkum etti. Bunlardan yalnızca ikisinin dokunulmazlığını kaldırabildi parlamento. Pavyon fedaisi endamları ve arkalarına taktıkları çömez fedaileriyle, kabuslarımızın kahramanı Mehmet Ağar ve Sedat Bucak, birdenbire bir anayasa olduğunu anımsadılar bu ülkede. Bu ülkede, onların polisi üniversite öğrencilerini döverken, gazetecileri öldürürken; bu ülkede katiller onların özenli çabalarıyla bulunamaz, hatta 'işe' alınırken; bu ülkede anayasa, babayasa ve diğer akraba yasalar, bizzat 'mukayyet' oldukları çeteler tarafından paspas yapılırken: birdenbire var oluverdiler, kendi haklarını korumaya gelince. Ayaklarını sildikleri bir paspasın önünde arıyorlar şimdi, dokunulmazlık haklarını.

Eğer bu ülkenin hukuku, gösteri yaptı diye yirmi yıla mahkûm ettiği masum öğrencileri içeri tıkarken, onları dokunulmaz kılarsa, haklıdırlar.

Çünkü, hakkıdır hakkı tepeleyen men dakka dukkanın gakı!

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1