Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1997

Hilal Kahvesi cinayeti

Radikal · 24 Aralık 1997

Paris, kışkırtıcı sıcaktı. Tüm evlerin camları, dükkân ağızları, sudan çıkmış balıklar gibi açıktı. Takvimler 31 Temmuz 1914'ü gösteriyordu. Monmartre sokağının köşesindeki Hilal Kahvesi'nde, geniş sırtını pencereye veren Jean Jaures, her zamanki masasında, kurmaylarıyla akşam yemeğini yiyordu. Sekiz gazeteciydiler. Üzgün ve endişeli. Dünya Savaşı'nın çıkmaması için çaba harcıyorlardı. Ama yapacakları fazla bir şey kalmamıştı. Jaures, ertesi gün için, savaşı körükleyen Rusya'ya karşı, Emile Zola'nın "İtham ediyorum..." makalesine benzeyen bir başyazı hazırlıyordu kafasında. Kurup yönettiği gazete, 'L'Humanite', yani 'İnsanlık' adını taşıyordu. Akrebin onuna, yelkovanın çeyreği kalmıştı. Jaures'in arkasındaki pencere perdesi kıpırdadı, içeriye tabancalı bir el uzandı. Silah üç kez patladı. Fransız sosyalizminin babası, masaya kapandı. Bir kadın çığlık attı: "Jean Jaures'i öldürdüler!"

Siz bakmayın bizim solcuların, milliyetçilik babında sağcılardan farklı olmadığına. Cuntacılıktan kurtulamadıklarına, devlet için öldüren sağcıysa bağırıp, devlet için öldüren solcu olmaya can attıklarına. Jean Jaures öyle değildi. Milliyetçilikten kaçardı, vatanını severdi ve evrenselciydi. "Biraz evrensellik vatandan uzaklaştırır. Çok evrensellik, vatana yaklaştırır," derdi. Fransız sosyalistlerinin başına, 1893 yılında geçmiş ve partinin gazetesi 'L'Humanite'yi çıkarmaya başlamıştı. Günümüzde bu gazete, Komünist Parti'nin yayın organı. Ve Fransız solu, Komünist ve Sosyalist parti olarak ikiye ayrıldı.

Jean Jaures zamanında 'L'Humanite', SSCB yanlısı değildi çünkü Rusya'da henüz Çarlık vardı ve budala Rus Çarı, kendi hükümdarlığının sonu olacak savaşı çıkarmaya çalışıyordu. Dolayısıyla Jaures ve sosyalistler, barış yanlısı olarak Rusya'ya karşıydılar. Jaures, tüm iktidar makamlarını elinin tersiyle itmişti. Ama düşünen Fransa'nın çok saygı duyduğu bir filozof, bir bilgeydi. Çarlık Rusyası'nın satın aldığı sağcı Fransız basını, Almanya'dan geri alınacak Alsace Lorraine bölgesi için savaş çığlıkları atarken, Jaures'in barış çabaları, kendisine Alman ajanı damgası vurulmasına yol açtı. Sanki bugünkü Avrupa Birliği'ni öngörmüşcesine İngiltere'ye önem veren, Almanya'ya karşı savaşılmamasını isteyen Jaures, savaşın birinci değil, ikinci raundunda haklı çıktı. Birinci Dünya Savaşı'nda Rusya, kendi tacını kaybetti. Almanya'ya karşı zafer kazandıklarını sananların hepsi, faturayı 1940'larda fena ödedi. Ama işte henüz 1914 yılıydı ve Fransız milliyetçileri için, savaş naraları arasındaki tek bozuk akort, Jean Jaures'in mantığa ve barışa davet eden sesiydi.

Katili, anında yakalandı. Adı Raoul Villain ve dini imanı bütün bir Fransız milliyetçisiydi. Cinayeti yalnız başına işlediğine karar verildi. Bugün Fransız tarihçileri, katil Raoul Villain'in yalnız olmadığını ve hükümetten basına kadar uzanan bir 'devlet çetesi'nin, üstüne üstlük Rusların beslediği milliyetçi hareketin tetikçisi olduğunu düşünüyorlar. Katil Raoul, ancak 1919'da yargılandı ve beraat etti! Çünkü arada Fransa savaşa girmiş ve kazanmıştı, dolayısıyla Jaures haksız, Jaures'i öldüren milliyetçi kahramandı! Raoul Villain, tahliye edildikten sonra İbiza Adası'na yerleşti. Ancak çok geçmeden İspanya İç Savaşı çıktı ve bir gün, İbiza kumsallarında gırtlağı parçalanmış olarak bulundu cesedi. İspanyol cumhuriyetçileri, Jaures'i unutmamışlardı.

Son söz: Bugün Fransa'da Jean Jaures kahraman. Ve bu kahramanlığı, sağcılar bile kabullendi.

Gazetedeki hâli (büyütmek için tıklayın)

Gazete kupürü 1