Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1998

Radikal mavi

Radikal · 3 Mayıs 1998

Yerkürenin en azametli rengi, mavidir. Çünkü uçsuz bucaksız okyanuslar, temiz denizler mavidir. Gök mavidir. Mavidir, ak badanalı Akdeniz evlerinin güzelim pencereleri. Ve o pencerelerdir göğün mavisine, denizin mavisine açılan gözler. Göz deyince, bizi kem gözlerden sakınan uğurlu taş, mavi değil midir?

Doğanın renkleri arasında, mavinin özel bir yeri vardır. Çünkü mavi yiyecek yoktur. Gırtlağımızdan her renk geçer, mor patlıcan, yeşil hıyar, kırmızı karpuz, sarı ayva, beyaz peynir yeriz. Hatta ahtapotun siyah mürekkebiyle yapılan kara soslu makarnayı da gövdeye indirir kimimiz, ancak 'mavi' yemeyiz. İnsanoğlunun çiçeklere özgü mavileri yaratabilmesi için, önce bazı madenlerden sonra kimyasal teknolojiden yararlanması gerekmiştir. Bu anlamda, mavi rengin bir 'kültür' rengi olduğunu söyleyebiliriz. Kırmızı somut, mavi soyuttur. Tüm insanların kanının kırmızı olmasına karşılık, soyluluğun üst katman boyutunu belirtmek için 'mavi kan'dan söz edilmesi boşuna değildir. Gazeteler de birer düşünce ürünü ve soyut değerlerdir. Ya da öyle olmalıdırlar. Ve bugün ben, gözlerimi Akdeniz'in mavisiyle doyurarak döndüğüm Sicilya'dan sonra ilk yazımı, aslına dönen Radikal için yazmaktan çok mutluyum. Bu dönüşümde, eşeğini yitirip yeniden bulunca pek sevinen Nasreddin Hoca'yı anmamak, elbette olanaksız. Ancak Radikal gazetesi olarak geçirdiğimiz dönüşümden (çünkü evrim değildi) hem işveren, hem çalışan, hem de okur olarak bazı dersler çıkarmamız gerektiğine inanıyorum. Bu derslerin tartışılmaz öğretmeni ve hakemi, siz okurlar oldunuz. Ve mavi Radikal'e, soylu içerik düzeniyle sahip çıkarak, 'gerçek' bir gazetenin kalitesi konusunda, üretenlerin tüketenlerden daha doğru düşünmediğini, daha iyi bilmediğini ortaya koydunuz.

Demek ki bu gazeteyi, elbette daha iyiye götürmek için ve iyi niyetle değiştirmek kararı alanlar, okuru bizden daha iyi tanımıyorlardı ve bizden daha haklı değildiler. Sayenizde sevgili okurlar, Radikal yeniden oluşuyor, yeniden yapılanıyor.

Demek ki artık Türkiye'de yalnızca doların yeşili değil, mavi çiçekler de açabilecek. Ve 'gerçek' gazete çıkarmak isteyenler, bu gerçeği, bu okuru göz ardı etmemek zorundalar. Türkiye'de ilk kez, nitelikli, bilinçli ve aydın azınlıklar, sığ yığınların piyasaya kabul ettirdiği nicelik ölçütüne ağır bastı, düşün ürününe, gazetesine sahip çıktı. Demek ki her alanda umut var artık ülkemizde. Çünkü her şey düşünce ve ilke ile başlar.

Düşünce ve ilke, tarihte hiçbir zaman çoğunluklara mal olmuş değerler değildirler. Hep azınlıklar tarafından taşınmıştırlar. Ancak tüm toplumların yapısını, onların ölçütleri belirler ve saygınlık, aydın azınlıklara özgüdür. Kalın kalabalıkların sığ değerlerine hitap ederek saygın olunmaz.

Parayla ölçülmeyen tüm değerlerini, çoğunluğun ucuzluk tezgâhında pazarlayan bir ülkede, ilkeli gazete çıkarmak, bağımsız, dürüst gazeteci olmak ve kalmak elbette kolay değil. Ama yine bu ülkede, kolaya kaçmanın, nabza göre şerbet vermenin çok pahalıya mal olduğunu yıllardır görmüyor muyuz, ödemiyor muyuz hepimiz?

Artık zoru başarmanın zamanı geldiğini düşünüyorum. Siz isterseniz, tutarsanız ve beğenirseniz, Radikal'i kolaycılığa teslim etmeyerek, saygınlığını koruyarak, okuyarak ve okutarak, bu ülkedeki dürüst ve aydın azınlıkların sesini duyuracağız. Nicelikli değil, nitelikli Türkiye'ye, birlikte sahip çıkacağız.