Kurtlar ve kuzular
Radikal · 4 Mayıs 1998
İnsan toplumlarını, koyun sürülerine benzetmek yüceltici bir karşılaştırma değil. Ancak, bazı ülke toplumlarını da koyun sürülerine benzetmemek elde değil. Hele kurtların kol gezip, çoban köpeklerinin kurt kırması olduğu yörelerde. Bir ülke düşünün ki, ormanları epeyce keleş ama, dağları yüksek, otlakları bol. Ne yana baksanız otlak zaten. Yaylalar otlak, ovalar otlak, devlet otlak, devletin kasaları otlak mı otlak. Eh bunca otlağı bulunan hayali ülkenin, elbette bol otlakçısı ve mebzul koyunu da olacak. Koyun dediğin, etinden yağına, derisinden boynuzuna, paçasından kılına, kellesinden kuyruğuna yenilen, yutulan, hayırlı bir millettir. Beyninden çok iyi salata yapılır, buğulaması nefistir. Ancak koyun milletinin, büyüyüp semirene kadar özenle güdülmesi; kurda kaptırılmaması gerekir. Hayali ülkemizde, bir zamanlar koyunların az buçuk akıllandığı, hatta sürüden ayrılmaya davrandığı görülmüştür. Çobanları bir telaş almıştır. Çünkü çobanlar, koyun milletini iyi tanırlar ve sürüden ayrılan güçlü bir koçun peşinden tüm koyunların gideceğini bilirler. Bu ülkenin olağanüstü akıllı çobanları, sürü dağılmasın diye olağan akıllara durgunluk veren bir usul icat etmişler ve 'sürüden ayrılanı kurt kapar' sözünü doğru çıkarmak üzere koyun milletine, kurtları besleyip çoğaltmışlardır. Özellikle de boz rengi kurtları. Ama böylesine geniş laboratuvar deneylerinde, Dr. Frankenstein gibi aşılmak da vardır. Söz konusu hayali ülkenin çobanları koyunları sürüde tutacağım diye, sonunda bir canavarlar ordusu yaratmışlardır.
Şimdi böyle bir durumda ne beklenir? Sonucu amacı aşan boz renkli kurt canavarlara karşı, çoban köpeklerinin canlarını dişlerine takıp sürüyü savunması değil mi? Ama hayali ülkemizde, iş öylesine çığrından çıkmıştır ki, çoban köpekleri de kurt kırması olduklarından, kalıtsal bir çağrıya duyarsız kalamamışlar, sürüyü hem kurda teslim etmeye başlamış, hem de kendileri yemeye koyulmuşlardır. Varın düşünün, bu hayali ülkedeki zavallı koyunların halini, kuzucukların kaderini.
Bizim ülkemiz Türkiye, elbette böyle bir diyar değil. Her ne kadar kurda kuşa ve koyuna meraklıysak da, hatta bazılarımız kendilerini bozkurt sansa da, asla ve kat'a yukarıda anlattığım ülkenin canavarlarına benzememektedirler. Bizim bozkurtlarımız, son derece vatanperver ve koyunseverdir. Hatta koyun milletinin 'iç barışına katkı sağlayan örnek davranış'larda bulunmaktadırlar yer yer. Örneğin sürüden kaçan bir kuzucuk yolunu şaşırıp aralarına mı karıştı? Derhal içeri alırlar, öyle izzet ikram gösterirler ki, kuzucuk o sevinçle pencereden atar kendini. Ama bozkurtların koyunseverliğinden kurtulmak kolay değildir. Hemen tutarlar kuzucuğu. Çünkü dövebilmek için kuzuyu düşürmemek gerekir. Böylesi kurtluğu gel de alkışlama.
Bizim ülkemiz Türkiye'de, insan kırması kurtlarımızın koyun milletine hizmetleri say say bitmez. Milli parkımızdaki her taşın altından çıkarlar, zaten geçen gece çarşıda gezinen üniversite öğrencileri Kenan Mak ile Mustafa Orhan'ı sürüden ayrılan kuzular sanıp karşılarına çıkmışlardır. Hava karanlık ve pusludur. Zavallı Kenan ve Mustafa, kendilerinin koyun olmadığını anlatmaya çalışmışlardır ama boşuna. Biri can vermiştir kuzusever bozkurtların bıçak darbeleri altında, diğeri hastanededir.
Çoban köpeklerinin kurt kırması olduğu ve baş çoban tarafından korunduğu bir ülkede, kuzu başı yemek hem kolay, hem de doğaldır.