Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1998

Anahtarsız öyküler

Radikal · 9 Mayıs 1998

Bizim esmer güzeli, tüm yakıcılığına karşın mazbut bir aile anasıdır. Biri iki buçuk yaşında, diğeri üç aylık iki tatlı kızıyla, Paris'e tayin olan eşinin yanı sıra dilini konuşmadığı Fransa'lara gelmiş, yamacıma yerleşmiştir ve en iyi arkadaşlarımdan biri olup, güneşlenmeye pek meraklıdır. Zaten tek derdi de, Paris'te fazla güneş bulunmamasıdır. Ama işte o gün, çekingen bir bahar güneşi kentin yaşlı kemiklerini tatlı tatlı ısıtmakta ve esmer afete: "Balkona çık!" diye göz kırpmaktadır. Bizimki bu çapkın çağrıya kayıtsız kalamaz. İki buçuk yaşındaki kızına minicik bikinisini giydirir, kendisi de bikinisini giyer ve ana kız güneşli balkona yayılırlar. Mutfakta makarna kaynamakta ve üç aylık bebek, odasında mışıl mışıl uyumaktadır. Bir ara ağlar bebecik, anası kalkar, danasının altını değiştirir güzelce ve kirli alt bezini atmak üzere dışarı çıkar. Çünkü oturdukları apartmanda, çöp kaydırağı vardır ve dairenin dışındadır. Anne dışarı çıkar ya, minik yamağı da peşinden. Ancak iki buçukluk velet, çok terbiyelidir ve anasının ardından gelirken, açık kalan daire kapısını 'Çıt!' diye kapatıverir. Bizim esmer güzeli ve büyük (!) kızı bikinili, bikinili kapı önünde kalakalırlar. İçerdeki ateşte makarna, odada üç aylık bebek vardır. Bir süre alık alık dururlar. Yukarı katta sesler duyan arkadaşım, merdivenlere hücum eder. Komşu kadın, bikinili ana kızı görünce biraz şaşırır. Çünkü bizimki Fransızca da konuşamamaktadır. Uzun işaretleşmelerden ve çat pat İngilizce taliminden sonra, esmer afet kadına durumu anlatır. Kocası öğle yemeğine gelecektir ama, onun da anahtarı yoktur. Bir çilingir çağırmak gerekmektedir. Komşu iyi niyetle çevirmeye başlar telefonları. Ancak hiçbir çilingir, iki saatten önce gelmeye yanaşmamaktadır. Onlar çilingirlerle boğuşadursun, anahtarsız koca eve gelmiş, yanık makarna kokularının ve bebek ağlamalarının sardığı daire kapısını yumruklamaktadır. 'Bir felaket oldu, hanım öldü, çocuklar havagazından boğulmak üzere!' telaşıyla kapıya yüklenmeye başlayan babanın gürültüsüne diğer komşular çıkarlar. Kapı kırmaya çalışan potansiyel hırsızı tutmaya çalışanlara: "Benim dairem yahu, severim de döverim de kapısını!" diye açıklama yapan baba Türkün yakarışları, sonunda çilingirlerle boğuşan üst kata ulaşır. Esmer afet ve minik kızı, tıkır mıkır merdivenleri inmeye başlarlar. "Tutmayın beni, karım öldü zaten, kızlarımı kurtarayım!" diye haykıran baba, güzel eşini ve büyük kızını, üryan hallerde, yani bikinili bikinili merdivenden iner görünce dilini yutar, sus pus kesilir. 'İçerde üç aylık yavrumuz öldü. Zaten ev de yanıyor. Bizimki de çıldırıp bikini giymiş!' düşüncesi geçer aklından. Durum anlaşılınca kapı elbirliğiyle kırılır, ağlayan bebek susturulur, makarna kömüründe telef olan tencere atılır.

İki gün önce, her sabah yaptığımı yaptım. Yani çay suyunu ateşe koyup anahtarımı kaparak gazete almaya çıktım. Ancak, kapının çıt etmesiyle aynı anda yokladığım cebimde, anahtar yerine kol saatim vardı! Kapı komşum yaşlı hanım sayesinde hemen gelen bir çilingir bizim kapıyı yirmi dakikada açtı. Ancak ne iyi kalpli yaşlı komşum, ne de çilingir benim kıkır kıkır gülmeme bir anlam verebildiler. Oysa ben, bikinisizliğime şükrediyordum.