Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1998

İnsan haklarının yüz yılı

Radikal · 20 Mayıs 1998

20 Şubat 1898 gecesi, senatör Trarieux'nün evine toplanan kişilerin hepsi, L'Aurore gazetesinde yayınladığı 'İtham Ediyorum!' başlıklı yazı dolayısıyla vatana ihanet suçundan yargılanan Emile Zola'nın savunucularıydı. Dava henüz bitmemiş, yazar hapse mahkûm olmamış, dolayısıyla İngiltere'ye kaçmamıştı daha. Ve Paris'in büyük konaklarından biri olan evde toplanan dokuz adam, savunma tarafından mahkemeye çağrılan bilirkişi heyetini oluşturuyorlardı. Meslek, siyasal görüş, yaşam biçimi açısından birbirlerinden çok farklıydılar. Tek ortak noktaları, Dreyfus Olayı diye anılan ve sonuçları Fransa'nın hukuk ve sosyal yapılanmasını baştan aşağı değiştirecek olan davada işlenen hukuk cinayetine karşı duydukları isyandı. Fikir, Gironde bölgesi senatörü Trarieux'den çıkmıştı: bireysel hakları, yurttaş özgürlüğünü ve yasalar önündeki eşitliği savunacak bir dernek kurmak gerekiyordu. Derneğin statüsünü ve adını belirlemek için toplanmışlardı. Düşünür Ernest Renan'ın damadı, üniversite profesörü ve yazar Jean Psichari'nin dernek adı olarak önerdiği 'İnsan ve Yurttaş Hakları Savunucusu Fransız Birliği' tanımı, diğer katılımcılar tarafından uzun bulunmasına rağmen kabul edildi. Tarih, bu adı sonradan 'İnsan Hakları Birliği' olarak kısaltacak ve 'birlik' sözü 'lig' diye anılacaktı. Kimi sağcı, kimi solcu, ama hepsi yürekten cumhuriyetçi ve laik, dokuz adamdılar. Emile Duclaux, ünlü Pasteur enstitüsünü yönetiyordu. Arthur Giry, bir ortaçağ bilginiydi. Edouard Grimaux kimyacı, Jacques Hericourt doktor, Louis Havet ve Paul Meyer dil uzmanı, Paul Violet hukukçuydu. 1789 ve 1793 İnsan Hakları Bildirisi'ne dayanan birlik kuralları tek gecede kaleme alındı, ertesi gün yayımlandı. 1 Nisan 1898'de, birliğin tam 269 üyesi olmuş ve ünlü imzaları arasında Emile Durkheim, Charles Friedel adlı profesörler, Tristan Bernard ve Jules Renard gibi yazarlar bulunuyordu. Bir süre sonra, ülkenin aydın sanayicileri ve sayısız gazeteci de katıldı topluluğa. 39 kişilik yönetim kurulunda, Fransa'da henüz oy hakkı olmayan kadınlar, 'erkeklerle eşit üyelik' ilkesiyle temsil ediliyor ve ülkenin en varsıl işadamlarının yanında işçiler de yer alıyordu.

4 Haziran 1898'de yapılan ilk genel kurulda, İnsan Hakları Birliği'nin 'Birey hakları nerede tehdit ve tecavüz altında bulunuyorsa müdahale edeceği, yasaları düzenlemeye yöneleceği ve en önemlisi, haksız uygulamalarla mücadele edeceği' açıklığa kavuştu. Fransa'nın düşünen insanları: '1789 devrimi ilkelerini ayaklar altına alan karşı devrim tehdidine tepkisiz kalmamak ve ülkedeki eşitliğin yüzyıldır dayandığı İnsan Hakları Bildirisi'nin ilkelerini savunmak,' kararı aldılar. Kendilerine biçtikleri misyon, etik ve evrenseldi.

İnsan Hakları Birliği'nin üçüncü başkanı Victor Basch, örgütü 1926'dan 1944'e kadar yönetti. 10 Ocak 1944 günü, Fransız faşistleri tarafından Lyon'da tutuklandı ve işkence altında öldürüldü.

Bugün, yüzüncü yılını kutlayan İnsan Hakları Birliği'nin 334 şubesi, aidat ödeyen 8052 üyesi ve ödemeyen milyonlarca yandaşı var. Ben Akın Birdal'ın vurulduğunu, Türk gazeteleri ve televizyonlarından önce, bu örgütün çektiği faksla öğrendim. İnsan Hakları bir bayrak yarışı. Düşen ya da düşürülenin elinden o bayrağı alıp koşacak insanlar olduğu sürece, o haklar savunulacaktır.