Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1998

American way of Islam

Radikal · 23 Mayıs 1998

ABD'nin dünyaya öğrettiği en önemli gerçek, kuşkusuz paranın değeri. Madem ki Amerika, her şeyin başı paradır diyor; başarıyı, gücü, iktidarı, aşkı, mutluluğu, hatta üzerine 'İn God We Trust' yazdığı yeşil dolarlarıyla Tanrı'ya inancı bile 'para'yla ölçüyor; ben de tuttum, Amerika'nın bize verdiği önemi, ülkemize beslediği sevgiyi, devletimize duyduğu saygıyı, sadakatimize biçtiği değeri, kendi ölçütü 'para'ya vurmaya karar verdim. Dost ve müttefik bir ülke, Amerika'nın dünyaya kabul ettirdiği pazar ekonomisi gerçekleri içinde nasıl desteklenir? O ülkeye yatırım yaparak, ağır sanayii yatırımlarına ortak

olarak, alt yapılanmasına sermaye sağlayarak değil mi? Vallahi, eğer ABD bizim dostumuzsa, değilmiş.

Radikal Ekonomi Servisi'nden aldığım bilgiler, bu gerçeği çarpıcı biçimde gözler önüne seriyor. Türkiye'de Amerikan sermayesi katılımlı, 275 şirket var. Bu şirketlerdeki mevcut Amerikan sermayesi 37 trilyon TL değerinde ve yüzde 12,40'lık bir pay oluşturuyor. Bu sayılar size önemli gibi gelebilir. Ancak, Türkiye'de Alman sermayesi katılımlı 748 şirket var. Bu şirketlerde mevcut Alman sermayesi 44 trilyon TL tutarında, genel sermaye payı yüzde 14,65. Hollanda'nın yatırım yaptığı şirket sayısı 241, sermayesi 56 trilyon TL, katılım payı yüzde 18,52. Fransız yatırımları, 211 şirkette mevcut, 37 trilyon TL'ye

ulaşan sermaye katılım payı, yüzde 12,29.

Demek ki sevgili okurlar, gerek ekonomik gücü, gerekse yatırım olanakları açısından Almanya, Hollanda, Fransa gibi ülkeleri ona katlamaya muktedir, dünyanın en büyük ülkesi ABD, Türkiye'yi; pazar

ekonomisi ölçüleri içinde Almanya'dan, Fransa'dan, Hollanda'dan daha fazla tutmuyor, hatta gücüne

oranla, çok daha az destekliyor. Üstelik, Türkiye'de ortak olduğu şirketler, petrol dağıtımını üstlenen bir iki firma, tarım sanayii araçları ve sodalı içecek dışında, ağır sanayii sayılmayacak, altyapı oluşturmayan, ikincil ve olmasa da olur türünden yatırımlar. ABD'nin Türkiye'de Almanya ya da Fransa gibi bir otomotiv sanayii, temel madde üretimi yapan fabrikaları falan yok. Buna karşılık ABD, Türkiye'ye para yardımı yapıyor ve o paraları, sattığı uçaklar, silahlar ve diğer sanayii mallarıyla geri alıyor. Hem de kat kat. Peki niye böyle yapıyor ABD, Türkiye'ye değer vermediğinden mi, yoksa güvenemediğinden mi? Bu ülkenin iç politikamızdaki etkisinin, yatırımlarıyla kıyaslanamayacak oranda büyük olduğunu düşünürsek, değer verip güvenemediği geliyor akla.

ABD, pragmatist ve pratik insanlar tarafından

yönetilir. Bu insanlar, yirmi yıl önce tüm dünyada İslamiyet'in yükselişe geçtiğini, devlet yönetimini düzenleyen kurallara sahip bu tek dinin, evrensel bir cihat açtığını gördüler. Amerika, İslami Şeriat'la yönetilen Suudi Arabistan, Arap Emirlikleri gibi ülkelerle pek güzel anlaşıyordu. Kendi çıkarlarını ve pazar ekonomisini ırgalamayan bir köktendinci İslamiyet'te tehlike görmedi. Komünistlere karşı Afganistan'daki mücahitlere bu yüzden yardım etti. Pakistan'a da öyle. Hatta, Şahı deviren İran'da bile önce, mollaları sakıncalı bulmadı. Ama kazığı yedi. Çünkü İran'da Türkiye'den katbekat önemli yatırımları vardı. Ancak bu çıkarlar tehlikeye düşünce 'düşman'

ilan etti Humeyni rejimini.

Peki, şimdi ne yapmaya çalışıyor ABD, güzel ülkemizde? Niçin 'Ilımlı İslamiyet'i savunuyor, neden FP kendini Amerika'nın yeni ölçülerine göre düzenledi ve Fethullah Gülen pek prim yapıyor indinde? Bunları da yarın yazacağım.