Devlet zengin 'dadı'sı değil
Milliyet · 29 Mayıs 1998
AVRUPA'da bir zamanlar yaprak kımıldatamazken, yalnızca birkaç yıl arayla şimdi yeniden esen ve üstelik, rakip görüşleri önüne atıp süren sol rüzgarları birbirleriyle kıyaslamak gerekirse; aralarından en tutucusunun Fransız Sosyalist Parti, en dinozorunun Başbakan Lionel Jospin olduğu söylenebilir.
Jospin ve SP; Blair ve İP ile aşağı yukarı aynı aylarda iktidara geldi. Ve her iki lider, çiçeği burnunda başbakanken Helsinki AB zirvesinde ilk kez bir araya geldiler ve birer söylev verdiler. Bu söylevlerin ardından Fransız basını, kendi sosyalist başbakanı için: "Blair'in tazeliği yanında, bizimkinin görüşleri toz içinde ve küf kokuyordu" diye yazacaktı.
Jospin ve SP programının ana hatları, 19. yüzyıl sosyalizmi gibidir: Özelleştirilmeler durdurulacak. Devlet kadrolarına yeni memurlar alınacak. İşsizliğe karşı etkin mücadele edilecek ve iş saatleri kısaltılacak. Genç işsizlere ilk üç ay içinde "kesin" iş bulunacak. Sosyal yardımlar gözden geçirilecek. Avrupa takvimine uyulacak. Hukuk, tam bağımsız hale getirilecek.
Bütün bu program, bir siyasal görüşü temsil ediyordu ama, asıl önemi, Alain Juppe hükümetince ırgalanan ve sanki ABD'yi geçmek istiyormuş gibi hiç alışık olmadıkları bir pazar piyasası yarışına giren ve bu durumu kesinlikle reddeden Fransızları memnun etmeyi amaçlıyordu her şeyden önce.
Jospin ve ekibi, iktidarlarının birinci yılında, verdikleri hemen tüm sözleri tuttu sayılır. SP ve çoğul sol koalisyon, Air France, SNCF demiryolları, Telecom telefon idaresi ve postanın özelleştirmelerini durdurdu. Başlarındaki genel müdürleri değiştirdi ve bu özerk kuruluşlardan, yeniden yapılanmalarını istedi.
Çalışma Bakanı Martine Aubry başkanlığında, inanılmaz dirençlere göğüs geren SP, iktidara geldiği üç ay içinde 700 bin yeni memur kadrosu yarattı ve gerçekten, tüm işsiz gençleri bu işlere olmasa bile stajdı, meslek öğrenimiydi falan denilerek bir yerlere yerleştirdi. Sosyal yardımlar yeniden gözden geçirildi ve özellikle Juppe zamanında, yoksullarla birlikte "dadı" yardımı alan zenginlerin devlet yardımı kesildi. Yalnızca 20 bin ailenin yardımı kesildi, ancak epey ekonomi yapıldı.
Elizabeth Guigou, adalet bakanlığı sırasında, büyük hukuk reformunu başlattı, ancak sonuçları henüz görülmedi. Aynı biçimde, eğitim bakanlığına en yakın arkadaşını getiren Jospin, önceliği okullara verdiğini kanıtladı.
Sözün kısası, Fransız halkı şu anda, "gerici" sosyalistlerinden pek hoşnut. Jospin'in, böyle devam ederse önümüzdeki üç yıl içinde cumhurbaşkanlığını Chirac'ın elinden alacağına kesin gözle bakılıyor.
Çünkü Fransa, Jospin'de, Mitterrand'ın çevresini kuşatan yaşlı "filler"de bıktığı yolsuzluğun hırsızlığın, ideale ihanetin karşıtını buldu. Yani dürüstlüğü ve açık sözlülüğü. Ve Jospin'in zekası, Sosyalist Parti'nin denenmiş ağır toplarından hiçbirine bakanlık vermemek ve partide temizlik yapılmış görünümünü sunmak oldu.
[Fotoğraf altyazısı: Lionel Jospin]
