Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1998

Yaramaz Fransa

Radikal · 29 Mayıs 1998

Yıl, 1994. Paris muhabiri olduğum gazetenin o zamanki genel yayın yönetmeni Umur Talu telefon etti ve: "Fransızlar, Bernard Lewis'i yargılayacaklar," dedi. Umur Talu, genel yayın yönetmeni değilken, iken ve halen, benim en sevdiğim insanlardan ve Türkiye'nin en iyi gazetecilerinden biridir. Tarihçi Bernard Lewis'in, Ermeni soykırımını sorgulayan bir makaleyi Le Monde gazetesinde yayımladığını biliyorduk. Ancak Türk basını, kendisine Ermeni lobileri tarafından dava açıldığı haberini, ben de dahil olmak üzere atlamış; Umur, İstanbul'daki bürosundan görmüştü. Onun sözde cimri, işte cömert üslubunu ve yazıdaki olağanüstü yeteneğini en iyi kavrayanlardandım. "Bernard Lewis'i yargılayacaklar" mı dedi? Bu davanın Türkiye'nin gündemine oturacağı ve Umur Talu'nun bu yıl Lewis'e Atatürk Ödülü'nün verilmesiyle sonuçlanacak girişimi başlattığı açıktı. Hemen kolları sıvadım. İlk iş olarak, Lewis'in avukatıyla görüştüm. Mahkemenin ilk günü, diğer Türk gazeteleri henüz uyanamamış ve kimseyi yollamamışlardı izlemeye. Oysa avukatla röportaj ve dava, bizim manşetimizdi. İkinci celsede, adliye sarayı gazetecilerle dolup taşıyordu. Umur Talu, bir kez daha gündemi belirleyici olmuştu. Bense, Lewis davasıyla takıldığım mahkeme salonlarına, ilginç bir dost borçluyum: Raffi A. Hermonn.

Raffi, kendi deyişiyle, 'Önce Türkçe, ardından Ermenice, sonra da Fransızca' düşünüp yazan bir gazetecidir. Müthiş lafazanlığına karşı, aceleden kekeler; kalın camlı mercekler arkasındaki çocuk gözleri tüm yüzünü kaplar, kocaman gövdesinde 'kin' denilen duyguya iğne ucu kadar yer yoktur; ancak Türkiye'ye ve Türklere duyduğu sevgi, asla kendi kimliği ve bildiğiyle çatışmaz. Dolayısıyla Raffi, dürüst bir dost ve güvenilir bir gazetecidir. Yalnız, Müslüman mahallesinde salyangoz satmanın 'Hıristiyancası' merakları vardır. Örneğin Ermenistan'da Türkçe yayın yapan radyo kurmayı, gazete çıkarmayı hayal eder. Ve bu hayallerin peşinde koşarken Cumhuriyet gazetesi muhabirliğini yapmıştır, şimdi de İstanbul'da basılan pek kaliteli Agos gazetesinin Paris muhabiridir.

Fransız parlamentosunda bugün oylanacak, tek tümceli 'Fransa Ermeni Soykırımını resmen tanır' yasası hakkında Ermenilerin ne düşündüğünü anlamak için Raffi'yi aradım. "Sana yazdığım yorumu gönderiyorum!" dedi. Türkçe kaleme aldığı yorumda, bizim Raffi'nin başlığı şaşırtıcıydı: 'Fransız sosyalistlerinden, ne şiş yansın, ne kebap yollu bir yasa!'... Hele, ara başlıklar başlı başına alemdiler: 'Bayram değil, seyran değil, Fransız enişte Ermeni gelini niye öpüyor?' ve 'Mösyö Fransız, Ermeni Vartan'ın gönlünü alırken, Türk Ali'yi de inceden inceye kollamıyor değil!'... Raffi Hermonn'a göre, bugün çıkarılacak olan yasada, bir soykırım var, ama kim yaptı, niye yaptı, nerede yaptı, belli değil. Hatta, Nathan Yayınları'ndan çıkan ve Fransa'daki lise son öğrencilerine okutulan coğrafya kitabında: '...Müslüman olan Ermeniler, İkinci Dünya Savaşı'nda Rus ordusu tarafından katledildiler' yazdığı düşünülecek olursa, yeni yasa dolayısıyla Türkiye'nin değil, Rusya'nın küplere binmesi gerekiyor.

Sizin anlayacağınız, Fransa bu yasayla bizi kızdırdığı gibi, Ermenilere de yaranamadı. Ermenicede 'Ham mekhin, ham nalin' diye bir özdeyiş varmış. Raffi'ye göre, 'Hem nalına, hem mıhına'nın karşılığı oluyor ve görünen o ki, Fransızlar bu kez mıha, nala derken, kendi parmaklarını ezdiler.