Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1998

Gooool!

Radikal · 19 Haziran 1998

Çarşamba sabahı Fransız radyolarında 'Bismillahirrahmanirrahim' diye başlayan bir demeç, Dünya Kupası'nın 'İran' kampüsünden mikrofona üflenip, kâfir Paris'in dört yanında mukaddes ezan sesi gibi yankılandı. Besmelenin sahibi, İran takımının yıldız oyuncusu Azizi'ydi ve ordu disiplini içinde ardına sıralanan diğer oyuncular, bir bitmeyen matemin taşıyıcıları gibi simsiyah formalar giymişlerdi. Azizi ve arkadaşları, Fransız M6 televizyonu 'Kızım Olmadan Asla' adlı filmi gösterdi diye, Dünya Kupası'ndan çekilmeyi düşündüklerini açıklıyorlardı. Gazeteci milleti, Azizi adına uygun bir azizlik mi yapıyor kuşkusuyla, gülsün mü ağlasın mı kararsızlığı içinde bocalarken, kâfir Paris, yankıları bakanlık binalarını titreten ikinci besmelenin yakıcı soluğuyla sarsıldı. Bu kez İran Büyükelçisi, Allah'ın adıyla başlayarak aldı sazı eline ve televizyonda gösterilen filmin İran'a hakaret, hıyanet ve melanet niteliği taşıdığını, takımın ABD maçı öncesi moralini bozmak için bir komplo yapıldığını, Fransa devleti resmen özür dilemezse durumun çok kötü olacağını söyledi ve Dünya Kupası'ndan çekilip çekilmeyeceklerini, tam ABD maçının yapılacağı pazar günü açıklayacaklarını belirtti. Fransa'ya sözüm ona politika yapmaya değil, futbol oynamaya gelen İranlılar, hazır buradayken bir de galeyana gelmişlerdi. 'Kızım Olmadan Asla' filmi, aslında Fransız televizyonlarında dördüncü kez gösteriliyordu ve aynı adlı kitabın yazarı (Amerikalı) Betty Mahmudi'nin, boşandığı İranlı kocasından olma kızını elinden alan İranlı aileye karşı verdiği mücadeleyi anlatıyordu. Siyasal futbol krizi İran Büyükelçiliği katına tırmanınca, canı pek sıkkın bir Fransız Dışişleri Bakanlığı da sahneye çıkmak zorunda kaldı. Ve bakanlık sözcüsü Yves Doutriaux, devletinden özür bekleyen İran'a 'kaşındığı' şamarı indirdi: "Fransa'da medyalar özgürdür. Hükümet, bağımsız bir televizyonun programlarına karışamaz!" Bu basit gibi görünen söz, İslami İran Cumhuriyeti ve milliyetperver temsilcilerine, aslında televizyonda gösterilen filmden çok daha büyük bir hakaret anlamı taşıyordu. Çünkü İran Büyükelçiliği ve futbol takımına, valla istersen çekil Dünya Kupası'ndan, yolun açık olsun, bizi ilgilendirmez, deniyordu.

Dün, bu hakareti yiyip yuttuktan sonra, birdenbire çark etti Acemler. Geçici bunaklıktan mustarip insanların şaşkın haliyle, takımın antrenörü Celal Talebi çıktı sahneye ve ağzı açık gazeteci milletine: "İran takımının Dünya Kupası'ndan çekilme olasılığını ilk kez sizden duyuyorum, hiç böyle bir konu olmadı ya da bana iletilmedi!" demesin mi?

İran, daha ABD maçını oynamadı, ama kendilerinin atıp kendi kalelerine yedikleri golü şimdi hangi skora yazacak, büyükelçi o savurduğu tehdidi neresine koyacak, Fransa'nın özür dilemeyişini nasıl yiyip yutacak, merakla bekleniyor. İran ve Türkiye gibi ülkeler, özellikle siyasal alanda kendi filelerine top takmakta gerçekten pek becerikliler. Ben çarşambadan beri duaya durdum, Türk milli takımının Dünya Kupası'nda oynamayışına bir kez daha şükrediyorum. Nasıl bir badire atlattığımızı düşünebiliyor musunuz? İran'ın yerinde Türkiye olsaydı ve örneğin ABD'ye karşı oynayacağımız maç öncesi, bir televizyonda 'Midnight Express' gösterilseydi, ne yapardık acaba?