Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1998

Aymazlar ve hainler

Radikal · 24 Haziran 1998

Düşmanlarla çevrili sevgili ülkemizin, iç saadetli cumhuriyeti ve kendine haşmetli devleti, yarın Fransa'nın Strasbourg kentinde yine hain bir saldırıya uğrayacak, sevgili okurlar. Strasbourg'da bir Avrupa Konseyi ve ister AB'li olsun, ister olmasın tüm Avrupa devletleri gibi bizim de milletvekili heyetimizin bulunduğu Parlamenterler Meclisi var. Buradaki düşmanlarımız yarın, bir kez daha budamaya hazırlanıyorlar hakka tapan, hakka susuz milletimin yerden göğe kadar haklı varlığını, Edirne'den Hakkâri'ye uzanan haklarını.

Adı boyundan büyük Ruth Gaby Vermot Mangold diye İsviçre milletinin vekili bir hatun, tutmuş bir rapor yazmış. Konusu, Güneydoğu. Ruth Gaby vb. neler neler döşenmemiş bu rapora. Kürt sorununa siyasal çözüm demiş, koruculuk sistemi kaldırılsın demiş, Kürtler kendi dillerini ve kültürel haklarını kullansın buyurmuş. En önemlisi, 'Kürt sorununun çözümlenmesi için uluslararası bir konferans düzenlensin!' diye tutturmuş. Yani iç işlerimize karışacaklar, uluslarası ameliyat masasına yatıracaklar, sonunda Sevres gibi bir anlaşma çıkarıp bölmeye çalışacaklar topraklarımızı. Rapor, 29 Mayıs'ta yol paraları Yunanistan tarafından verilip getirtilen Rus parlamenterler ve elbette Yunan milletvekilleri tarafından genel kurul gündemine alındı. Ve 12 kişilik tek kapı gibi açılıp kapanan Türk heyetin raporun geri çekilmesi yönündeki tüm girişimleri, başkanlık divanında reddedildi. Bizimkiler, rapora yalnızca 'Aman uluslararası konferans düzenlenmesin!' babında karşı çıkabiliyorlar. Çünkü koruculuk sistemi kalkarsa, bizim hemoların da geçim kapısı kapanır, diyemiyorlar. Eroin mafyasının eli böğründe kalır, diyemiyorlar. Şimdi güzel güzel Apo'cu öldürürken, bunlar bizi öldürür, diyemiyorlar. Kürtlerin zaten Kürtçe konuştuğunu, çoğuna Türkçe öğretilemediğini yetmiş beş yıl sonra itiraf edemiyorlar. Kültürel haklarının yurdun dört bir yanına yayıldığını, milletçe Nevruz kutlamaktan nevroz olduğumuzu söyleyemiyorlar. Çünkü bütün bunlar, yutmaya çalıştığımız davanın aslında bizi yuttuğunu gösterir.

TBMM'den gelen 12 parlamenterimiz, rapor çok aleyhimize çıkmasın diye, 'lobi savaşı' veriyor, yani oradan oraya koşup duruyor Avrupa Konseyi'nin uzun koridorlarında. Oysa... Size fıkra anlatıyormuşum gibi gelebilir ama sevgili okurlar, bu rapor BAŞLANGIÇTA bizim lehimizeydi. 1991 yılında, Iraklı Kürtler Saddam Hüseyin ordusundan kaçarken yarım milyonu topraklarımıza sığındığında, Türkiye'ye yardım etmek amacıyla ve 1150 sayılı Avrupa Konseyi tavsiyesiyle istenen Iraklı Kürtler konulu bir raporu kapsıyordu. 1991'den beri Strasbourg'a gelip giden TBMM'nin değişik partilerden değişik milletvekilleri; Avrupa Konseyi Meclisi'nde anlamadıkları dillerde sıkıcı konuşmaları dinlemek yerine dükkân dükkân koşturup Strasbourg mağazalarını yağmalarken, arada bir kürsüye çıkmak zorunda kaldıklarında ellerine tutuşturulan kâğıtlardan bilmedikleri dillerde nutuklar atıp, sonra da gazetecilere: 'Nasıl konuştum ama?' diye sorarken; lehimize olması gereken bir raporun 'hain' ellerce aleyhimize döndürüldüğünü yedi yılda görmediler. Zaten görseler de anlamaz, okusalar duymazlardı.

29 Mayıs'ta fark ettiler işin renginin nasıl değiştiğini, şimdi koşarlar tabii 'Yandım Allah!' diyerekten.

Bir Fransız, 'Siz beni dostlarımdan koruyun, düşmanlarımla baş ederim!' demiş. Şu düşmanlarla baş başa bir kalabilsek...