Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1998

Büyüklük ölçüsü

Radikal · 8 Temmuz 1998

Geçenlerde okuduğum bir habere çok güldüm. Diğer ülkelerle yapılan karşılaştırmada, bizim ormanlar görece oranda 'temiz' çıkmışlar. Yani çevre kirliliği açısından, bizimkiler çok kirli değillermiş. Gülmek yerine, ağlamalıydım aslında. Çünkü bizim ormanların, kirlilik diye bir sorunu zaten olamaz. Yakarak temizliyoruz hepsini. Ağaç kalmayınca, kirliliği de sorun olmaktan çıkıyor tabii. 1988 yılından bu yana, yani yalnızca on yılda, 125 bin 658 hektarlık orman alanını, çatır çatır yakarak pirü pak etmişiz. Temizlik kibritten gelir diyerek, bir orman marşı bestelemeliyiz: "Çıktık açık alanla/ on yılda her ormandan / on yılda on beş milyon ağaç yaktık her yaştan/ Başta kırk yıldır değişmeyen bir ağaçkakan / Kömürdağlarla ördük anayurdu dört yandan."

Dünyanın her yerinde ormanlar yanıyor. Örneğin şu sıra Florida'da ve sınır komşumuz Yunanistan'da. Biliyorsunuz Yunanistan'dan çook güçlüyüzdür biz. Nüfusumuz daha çoktur, topumuz tüfeğimiz daha çoktur, çoktur Allah çoktur Yunan'a oranla her bir şeyimiz. Oysa... Fransız televizyonunda Atina çevresindeki orman yangınını izlerken kafam karışıyor. Çünkü ekranda, Yunanlıların 'canadair'leri, yani yangın söndürmeye yarayan su taşıyıcı uçaklarının biri inip biri kalkıyor. Yeterince yazılıp çizildi biliyorsunuz, Türkiye bugüne değin bu uçaklardan, ilaç için, bir tane bile alamadı! Yoksa bize yalan mı söyleniyor? Yunanistan daha mı varsıl, daha mı güçlü bizden?

'Canadair' ya da kanader, orman yangınları için özel olarak düşünülüp imal edilen ve adından anlaşılacağı üzere ağa babalığı Kanada'ya ait bir icat. Bu uçakların tanesi, sigortasıyla birlikte 28 milyon dolara mal oluyor, ya da 1,5 milyon dolara kiralanıyor. TC hükümetlerinin her biri, her yıl orman yangınlarının ardından üzüntülerini bildirmiş, ancak tek bir uçak ne almış, ne de kiralamış. Oysa bu arada, son hükümetimizin içinden çıktığı TBMM milletvekillerinin hassas bölgeleri için yaptırılan yeni koltuklara ve kısır düşüncelerinin temcit pilavı gibi dönüp dolaştığı salona 40 milyon dolar harcanmış; ANAP'lı Mustafa Kalemli sayesinde bu paranın en az 20 milyonu da MESA'nın naylon faturalarına ödenmiş. Ulu Meclis'in 'yolsuz' düzenlemesine harcanan 40 milyon dolara, tam 26 Kanader uçağı kiralanabiliyor. Meclis'in yeni düzenlemesi yollu yapılsa, yine de 13 uçak kiralayabilecek para var. Acaba, TBMM'nin ceylan derisi koltuklarını üstlerine sıkarak söndürebilir miyiz dersiniz, orman yangınlarını?

Türkiye'deki yolsuzlukları, bilmem kaç milyon dolar olarak değil de, bilmem kaç kanader uçağı diye hesaplamanın çok eğitici ve eğlenceli olacağını düşünüyorum. Listeyi uzatabilir ve bu hesaplara, örneğin Türkiye'ye taktıkları borçları ABD'ye kaçıp afiyetle yiyenlerin, ya da henüz kaçmamış şaibeli politikacıların servetini ve türlü çeşitli zevatın zerzevatını da katabilirsiniz. Çünkü ormanlarımızın çatır çatır yanmasına seyirci kalanlarla, bizim cebimizden çıkan paraları çıtır çıtır yiyenler, aynı kişiler. Sonuçta, Yunanistan'ın Kanaderi var, bizim yok. Yunan devleti küçük, soyanı az. Bizimki büyük, soyanımız çok. Onlara orman yolları, bize odun kömürleri. Ağaç ile dolar arasında, ülkesindeki hangi yeşili kimin daha çok sevdiği açık değil mi?