Ne değişecek?
Radikal · 18 Temmuz 1998
Analiz yeteneğimiz olmadığından mıdır nedir, gözümün bebeği güzel dilimizde, 'tahlil' sözcüğünün öz Türkçesi yok ama; düşünsel analiz diye tanımladığımız beyin etkinliğinde, iki yöntem vardır. Ya ayrıntıdan yola çıkarak bütüne, ya da bütünden yola çıkarak ayrıntıya varılır. Galiba bizim mantığımızda, bir düşünce silsilesi gerektiren iki yöntem de atıl kalmış, analiz ya da tahlilin Türkçe tam karşılığı da bulunamamış. Peki batmış mıyız analiz eksikliğinden? Yoo. Depremlerde eğilip bükülen, inleyip çatırdayan, ama yıkılmayan bir ahşap ev Türkiye. Yuvamızı yerle bir edecek tek, gerçek ve büyük tehlike, yangın. Depremlere dayanan binada, herkes elinde birer kibritle dolaşıyor oysa. Vatanı yine sardı bir seçim telaşı. Memurların acınacak aylıklarını ister indirsinler, ister kaldırsınlar; şu anda tüm partilerin çekişmesi, seçim olsun mu olmasın mı değil, "Hangimiz hangi koşullarda seçimden daha kazançlı çıkarız?" hesabı. Bir seçimin neleri değiştirebileceğini, Türkiye'nin nesini düzelteceğini ya da bozacağını kimse düşünmüyor. Oysa ben çok merak ediyorum. Acaba herhangi bir parti, seçimleri kazanırsa: Yüz binlerce dava dosyasının tıkadığı adalet mekanizmasını tıkır tıkır işletecek bir reform hazırladı mı? Fili fiskeleyip sineği öldüren, fıstık çalanı hapse tıkıp deveyi hamuduyla yutanları cezalandıramayan yasa maddelerinde değişiklik öngördüler mi? Vergi kaçakçılarına, devlet soyguncularına kesilen gülünç para cezalarını yükseltmeyi düşündüler mi? iktidardayken muhalefet ya da tersi olan partiler, seçimleri kazanırlarsa, Meclis'teki çapsızları Meclis dışı bırakacak ve yolsuzlukları önleyecek bir yeni düzen üstüne kafa yordular mı? Acaba herhangi birinin, dört yanı denizlerle çevrili olup, demiryolları örümcek ağı tutan ve yollarında yüz binlerce kişinin öldüğü Türkiye'de, ulaşım akışkanlığını denizlere ve demiryollarına kaydıracak, karayollarını kullanma alışkanlığını azaltacak bir programı var mı? Diyanet İşleri'nin üçte bir bütçesi ayrılan Sağlık Bakanlığı bütçesini artırmak için bir politika ürettiler mi? Devlet hastanelerinin ihtiyaçlarını karşılamak için ne düşündüler? Gelirleri, holdingleri katlayan mürteci tarikatlarla nasıl mücadele etmeyi planladılar? İrticaya karşı bir numaralı önlem olan laik eğitimi güçlendirmek, okulları çağdaş gereçlerle donatmak, öğrencilere burs sağlamak, öğretmenleri ayakkabı boyacılığı yapmak zorunda bırakmamak için ne gibi bir program yaptılar? Listeyi uzatabiliriz. Türkiye'nin hangi sorunu için, hangi partinin ayrıntılı bir planı var ve bu programla görevli kurmayları kimler, ne zamandan beri çalışıyorlar, hangi fikirleri ürettiler, hangi yöntemler üzerinde kafa yordular?
Hiç kafanızı yormayın sevgili okurlar, bütün bu soruların yanıtı koca birer 'hiç'tir, çünkü onlar da kafa yormadılar. Eğer çalıştırsalardı biraz o yalnızca iktidar, iktidar diye dönüp duran gramofonlarını, bugün zaten bu sorunların pek çoğu toplumsal yaşamımızı zehirlemezdi hâlâ. Durumun analizi, ister ayrıntıdan bütüne varın, ister tersi, tek bir gerçeğe işaret ediyor: Eğer seçimlerden yine FP ve DYP ittifakı çıkarsa, Türkiye'de kibritler çakılacak ve demokrasi süreci, kesintiye uğrayacaktır. Eğer CHP de dahil olmak üzere ötekilerden biri ya da birkaçı kazanırsa, yalnızca takımlar değişecek ama bugün hangi oyunlar oynanıyorsa, aynıyla devam edecektir.
Analitik mantık, seçimin hiçbir işe yaramayacağına işaret ediyor, bütün ışıklar kırmızı, ama gaza bastı gidiyor hazretler. Biz de beraber.