Girintiler ve çıkıntılar
Radikal · 31 Temmuz 1998
Fransa bugünlerde, televizyon ekranlarından canlı canlı yansıyan, yaşanmış bir fıkra ile çalkalanıyor. Aslında ülkenin en büyük kanalı TF1'e ait olan 'olay' yayın, ertesi gün tüm diğer televizyonlar tarafından tekrarlanınca, seyredilme oranı pek de yüksek olmayan bir eğlence programı, ulusal 'reyting' rekorları kırdı. Programın içeriği, tüm dünya televizyonlarınca başvurulan ikramiyeli bir yarışmadan oluşuyor. Aptallığı suratlarından akan evli çiftlere, birbirinden habersiz aynı sorular soruluyor, aynı yanıtları verirlerse, arabadan başlayıp saç kurutma makinesine kadar birtakım armağanlar dağıtılıyor. Olay programda, karıyı izale edip, kocayı sınamışlar önce. Ve sunucu sormuş: "Eşinizle en son ne zaman seviştiniz?" Adam tereddütsüz yanıtlamış: "Geçen pazar." Sunucu bu kez: "Nerede?" diye sorunca, "Mutfakta," demiş. Çağırmışlar kadını, alkış malkış takdim edip, oturtmuşlar neye nasıl yanıt verdiğini bilmediği kocasının yanına. Sunucu sormuş: "Eşinizle en son ne zaman seviştiniz hamfendi?" Kadıncağız biraz zorlanmış tarih tespitinde ama, doğru yanıtı zamanında vermiş: "Geçen pazar." Alkış malkıştan sonra, sunucu nihai soruyu yöneltmiş: "Nerede?" Hamfendi kızarmış, bozarmış, ıkına sıkına kocasına bakmış umutsuzlukla. Eşi, "Söyle, söyle," diye yüreklendirmiş, "Büyük ikramiyeyi kazanmak üzereyiz!" Artık heyecandan "nerede"yi 'nereden' mi anladı bilinmiyor, kocasından aldığı cesaretle, bir solukta açıklamış kadın: "Arkadan!"
İtiraf niteliği taşıyan dehşetengiz yanıttan sonra ara verilen televizyon programında, ilginç çiftin ikramiye kazanıp kazanmadığı açıklanmadı. Ama bir anda ve inanılmaz bir şöhrete kavuştukları kesin.
Tabii ilgisi yok, sözüm komisyondan dışarı, sakın yanlış anlaşılmasın ama, geçen gün Sayın saymayın Özel Çilçiller'in malvarlığı sorularına verdiği yanıtları okurken, aklıma parlak bir fikir geldi. Bence Çilçiller çifti, ciddi bir komisyonun karşısına değil, Utansa hanımın göründüğü Kanal 7 gibi bir televizyon programına birlikte çıkmalı, ayrı ayrı ve aynı sorularla yarışmalıydılar. Biliyorsunuz ikisi de güler yüzlü insanlardır. Otuz iki dişlerini göstere göstere her bir şeyi söylerlerdi, eminim. Örneğin birisi servetlerinin kaynağını 'kaynanamın çıkını' olarak mı açıkladı? İkincisi, elbette: "Hayır, servetimin kaynağı çıkın değil, çıkıntıdır!" diye düzeltecekti. Birisi, "Eşinizin annesinden intikal eden mirasın hikâyesini anlatır mısınız?" sorusuna: "Bu sorunun muhatabı eşim. Onun annesi, benim annem değil," mi dedi? Ötekisi, kendi annesiyle ilgili soruyu zorunlu olarak: "Bu sorunun muhatabı eşim. Onun kaynanası, benim değil," diye yanıtlayacak ve her şey açıklığa kavuşacaktı. Bence servet kaynağı gizli çıkın ya da çıkıntının, ibraz edilen meblağlar için epeyce küçük kalması, biri ya da öteki tarafından 'herhalde' ve 'zaten' evde bulunmuş olması falan hiçbir çelişki taşımıyor, sevgili okurlar. 'Mal'ın varlığına iyi niyetle yaklaşmayı öneriyorum, hepinize. Bir kez, Çilçiller çiftinin tek bir evleri olmadığı kesin. Belki de tüm evlerin, tüm odalarına, mutfaklarına ve banyolarına da birer çıkın ya da çıkıntı gizlemişti merhume.
Asıl can alıcı soru, merhumenin kızıyla damadı arasında eşit olarak paylaşılan bu dev mirası bırakmak için yaşamında neyle iştigal ettiği ve bu serveti 'nerede' kazandığı. Çilçiller'in verecekleri yanıt belli: "Mutfakta!"
Türk milleti olarak avaz avaz haykırmamız gereken yanıtı, varın siz bulun.