Doğu Yakasının Hikâyesi
Radikal · 1 Ağustos 1998
Kim anımsamaz 'Batı Yakasının Hikâyesi'ni? Kaymak bir delikanlı ile çikolata tadındaki kızın aşk öyküsünü, en az üç kez seyredip ağlamayan var mıdır, 1970'li yılların Emek sinemasına gidebilecek yaşta olanlar arasında? İşte bu filmde, Nathalie Wood kardeşimiz Porto Rikolu bir aileden geliyor ve kaymak Amerikalı ile ilişkisinin yol açtığı arbede, ABD'nin 'Latino'ları ile 'beyaz'ları arasındaki kültür çatışmasını simgeliyordu.
Bu yıl, yeryüzünün en büyük sömürgesi olan Porto Riko'nun ABD'ye bağlanmasının yüzüncü yılı. 25 Temmuz 1898 günü, adanın Guanica limanına çıkan 13 bin Amerikan askeri, General Miles komutasında dört yüz yıllık bir İspanyol hegemonyasına son verdiler ve Porto Riko'yu ABD'ye bağladılar. Ancak Küba'nın doğusuna düşen bu Amerikan bağı, biraz tuhaftı. Evet, Porto Riko ABD sömürgesi olarak anılıyordu. Ama pek de sömürüldüğü söylenemezdi. 3.5 milyon nüfuslu adanın iki milyonu, doğrudan ABD'ye göçtü. 1952 yılında, 'serbest bağlı devlet' gibi garip bir tanıma kavuşan Porto Riko'nun özgün bir anayasası, cumhurbaşkanı falan var. İçişlerinin yönetimi özerk. Tüm nüfus ABD yurttaşı sayılıyor, ancak ne ABD cumhurbaşkanlığı, ne de genel seçimlerde oy kullanma hakları var. ABD Kongresi'nde temsil edilmiyorlar. Askerlik yapıyorlar, fakat federal vergi ödemiyorlar ve halkın yüzde 53'ü, o ya da bu biçimde Amerikan sosyal hizmetlerinden yararlanıyor. Savunma ve dışişlerinde söz sahibi değiller, özgün para birimleri yok ve ülkede Amerikan Doları geçerli. Ulusal gelir yüzde 40 oranında 'serbest bölge', yani vergisiz ticaret etkinliklerinden elde ediliyor.
Porto Rikolular, önümüzdeki aralık ayında ABD'ye tam ilhak, yani 51. eyalet olup olmamak konusunda tarihlerindeki üçüncü referanduma gidiyorlar. Bundan öncekilerde çoğunluk, yarı bağımsız statüde kalmak için oy kullanmıştı. Ancak... Söz konusu referandumlar, Amerikan Kongresi'ni bağlamıyor ve Kongre'nin, Porto Rikolulara tam bir Amerikan yurttaşlığı, yani oy hakkı vermek istediği de kesin değil. İsteksizliğin adı, aslında korku. İspanyolca konuşan ve 'Latino' denilen azınlıklar, 2020 yılında toplam ABD nüfusunun yüzde 20'sini oluşturacaklar. ABD'ye ilhakı söz konusu Porto Riko'da da halkın yüzde 80'i Amerikanca bilmiyor. Üstelik ada halkı, artık aralarında ünlü şarkıcı Ricky Martin'in de yer aldığı 'independentistas' yani bağımsızlıkçılar, 'estadistas' yani statükocular ve ilhakçılar olarak üçe ayrılıyor. Aşırı uçlarda terörist oluşumların da baş gösterdiği 'Latino' adayı ilhak, ABD için baş ağrısı demek. Porto Riko'yu 51. eyalet olarak istemeyenler, gerekçelerine adadaki uyuşturucu ticaretini ve eğer ilhak gerçekleşirse, devletin bu bölgeye daha çok para akıtması gereğini de ekliyorlar.
Sizin anlayacağınız, Amerika'nın 'Kürdistan'ı Porto Riko adını taşıyor. Kürtleri ise, genelde tüm nüfusun yüzde 20'sini oluşturacak ve anadilleri İspanyolcayı konuşup Amerikancayı bir türlü benimsemeyen 'Latino'lar. Amerikan anayasasında, resmi dil kavramı yok. Ve okullarda ikinci dil olarak okutulan İspanyolcayı kaldırmak isteyenlerin sayısı giderek çoğalıyor. ABD, bugüne değin izlediği 'çoğul kültüre uyum' ve başarıyla uyguladığı 'kendi potasında eritme' politikasından emin değil artık. Amerikan toplumunun sindirmeye çalıştığı 'Latino'lar, biraz fazla gelip midelere oturmaya başladı. Sanırım yirmi yıl içinde ABD yönetimini, bugün 'kültür özerkliği' babında başkalarına verdiği talkın salkımını yutarken göreceğiz.