Tatile başlarken
Radikal · 7 Ağustos 1998
Yaz ayları, yazılı basın için de kuraklık zamanıdır. Siyasal tatil, adli tatil haberleri çoraklaştırır, okumayan okur 'bakma' tatiline çıkar, tatilde bile okuyan gerçek okur gittiği yerlerde aradığı gazeteyi zor bulur, üstüne üstlük gazeteci milleti de yazın tatil yapar; kısacası yaz, iyi bir dönem değildir gazeteler açısından. Ancak bu yıl, gazeteniz Radikal söz konusu yaz koşullarına rağmen önde gidiyor rakiplerinden. Farkı, siz okurlar yaratıyorsunuz. Demek ki bizim okurumuz, okurluğu yemek içmek gibi günlük ve vazgeçilmez ihtiyaçları arasına katıyor. Ne güzel, ne mutlu bize!
Dün arkadaşlar arası yapılan bir tartışmada, uzun yıllardır söylenen, söylendikçe de kesin inanç haline gelen bir yargı gündeme geldi. Bu yargıya göre, Radikal, Cumhuriyet ve Yeni Yüzyıl gazetelerinin hitap ettiği tüketici sayısı, yani 'okuryazardüşünür' oranı on yıldan beri artmıyormuş. Böyle düşünenler, hesaplarını Cumhuriyet gazetesinin en çok 130 bin sattığı günlere yönelik olarak yapıyorlar ve diyorlar ki, net gazete satışlarını dergi, kitapçık gibi promosyonlardan arındıracak olursak, bugün Radikal, Cumhuriyet ve Yeni Yüzyıl gazetelerinin gerçek okur sayısı, yine aynı, değişmedi, yalnızca pasta bölündü. Belki de doğrudur. Ancak bu görüştekilerin, 'Ciddi gazetelerin okur sayısı artmadı' demekle yetinmeyip magazin ağırlıklı büyük gazetelerin, aynı on yıldan beri okur sayısında artış sağladıkları fikrini paylaşmıyorum. Çünkü bu gazetelere de promosyondan arındırılmış bir açıdan bakılacak olursa, gazeteyi promosyon için değil okumak için alan tüketici sayısının, on yıl öncesine göre önemli ölçüde azaldığı görülür. Ve bu büyük gazeteler, bugün promosyonsuz çıkacak olsalar, on yıl önce tutturdukları tirajların yarısını bile tutturamazlar.
Türkiye'de son on yılda, Radikal, Cumhuriyet ve Yeni Yüzyıl gibi gazetelerin hitap ettiği gerçek okur sayısı artmamıştır, evet. Ama magazin ağırlıklı, geniş siyasal yelpazeli gazetelerinki azalmıştır. Gerek artmaması, gerek azalmasıyla ters orantılı olarak nüfusu artan ülkemizdeki okur potansiyelini eksi hanesine yazan bu durum, vahim ve düşündürücüdür. Ve günün ekonomik gerçekleriyle bağdaşmaya çalışan basın, çözümü tüketici sayısını yapay döllenme yoluyla, yani promosyonla artırmakta bulmuştur. Yalnız promosyonla mı? Hayır. Basın, kendisinin yukarıya çekmesi, yönlendirmesi, okuma ve öğrenme merakını uyandırması gereken halkın istediği gibi biçimlediği bir iletişim aracı haline gelmiştir. Halk, çıplak kadın mı görmek istiyor? Satış için çıplaklığın en uç noktalarına varılmıştır. Seks, kan ve pespayelikten mi hoşlanıyor? Seks, kan ve pespayelik ön plana çıkarılmıştır. Sizin anlayacağınız, uzun bir idman sonucu, gazetenin mi okurdan, okurun mu gazeteden çıktığı belli olmayan bir devinimde, Türkiye'de 'okur' bir yana bırakılıp, 'bakar' kitleleri yaratılmıştır.
Radikal, işte bu bakarların değil, gerçek okurların gazetesi. Ve yaz aylarının bunaltıcı sıcağında, sizi temcit pilavı gibi değişmeyen bir 'mönü'yle sıkmak istemeyen ben, tatile çıkarken, sütunumu bir öykü köşesine dönüştürmeyi düşündüm. İki hafta süreyle bu satırlarda, tıpkı çocukluğumuzun gazetelerindeki gibi, otuz iki kısım olmasa da tekmili birden, 'arkası yarın' öyküler okuyacaksınız. Kiminiz belki biliyordur, ama çoğunuzun yeni keşfedeceğine eminim. 'Sirk Kızı' adlı bir kurgu öyküyle, yarın başlıyoruz, umarım beğenirsiniz ve öykücülüğümle mahcup olmam...