Gel gidelim Yalova'ya
Radikal · 28 Ağustos 1998
Bir zamanlar, toplum katında toplumsal önem ve kişiliğini kanıtlamak isteyen yurttaşların sıkça başvurduğu ortak bir savunma biçemi vardı. Birisi kendisini küçük mü düşürdü? Saygısızlık mı etti? İlgili yurttaş boyunun izin verdiği ölçüde dikilir ve: "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?" diye babalanırdı. Çoğunlukla kendi halinde, zararsız memuran takımının çaresizliğini dile getiren bu meydan okuma, sanırım eskidi, gevşedi, etkisini yitirdi ve tarihe karıştı. Çünkü, "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?" diye horozlanan sade yurttaşın 'kimse' olmadığı, esamesinin okunmadığı artık tüm saygısızlar ve kendini bilmezler tarafından biliniyor. Gerçekten önemli kişilerin ise, hiç kimseye bu soruyu sorarak gözdağı vermelerine gerek yok; hepsini çok iyi tanıyoruz artık. Örneğin, Alaattin Çakıcı. Herhalde tüm haydutluk mesleği içinde, bir kez bile böyle bir diklenmeye ihtiyaç duymamıştır. "Alo!" demesi bile yetermiş zamanında. Şimdi bile yeter. Bir alo, dedi mi bakanlar koşarmış. İki kez "Alo!" demesi ise çok tehlikeliymiş. Günlerdir basında, Çakıcı'yı çakıcı yapanların adları yayımlanıyor ve listeye her gün bir yeni bakan, millet makan ekleniyor. Milletin vekilleri zaten gani. Öylesine uzun bir 'dost' zinciri var ki Çakıcı'nın, telefonla konuşup yemek yediği politikacıların sayısını belirlemek çok zorlaştı. Bence en iyisi, Çakıcı'yla yemek yemeyenleri, telefonda konuşmayanları tespit etmek. Böylesi daha kolay ve temiz.
Örneğin geçen yıl, hani Alaattin Çakıcı polis tarafından harıl harıl aranırken, bir bahar günü, Yalova adlı mazisi güzel beldemiz, Türkiye için olağan sayılacak bir öğle yemeğine sahne idi. Eskiden Şekerbank kampı olan ve sonradan DYP Milletvekili Cevdet Aydın tarafından satın alınarak henüz kapalı tutulan mevkiin bahçesinde, bir açık hava masası kurulmuştu. On kişinin katıldığı rakı sofrasında tabii ki Yalova'nın eşrafı, 'Boksör' Hüsamettin'in oğlu ve yanında sevgili arkadaşı... Alaattin Çakıcı vardı.
Çakıcı'nın, kırmızı bültenle aranırken Yalova'nın tatil sitelerinde bulunması elbette doğaldı. Çünkü bu yemekte, Çakıcı'nın özel konuğu olan kişi, çok büyük bir kentimizin 'Emniyet Amiri'ydi. Yani adamımız, iyice emniyetteydi. Zaten bu emniyetten aldığı güçle, yine geçen yıl sonuna kadar ve yine Yalova'daki 'Aydın 4' sitesinde, diskotek, restoran ve kafeteryadan oluşan bir eğlence merkezini işletiyordu.
Yalova çok dikkat çekici bir mekandır. Hatta, Türkiye'nin bugün karnını ağrıtan pek çok ishal mikrobu burada yuvalanmıştır, diyebiliriz. Bir zamanlar Sabri Çağlayangil'in tayfası, halen DYP Milletvekili Cevdet Aydın'ın, Yalova'da 'Aydın 1, Aydın 2 vb.' diye kendi adını taşıyan tam altı tatil sitesi vardır. Ben görmeyeli yedi, sekiz bile olmuştur belki. Aynı yerde, Şekerbank ile Yüksel İnşaat tarafından inşa edilen Yüksel Sitesi de bulunmaktadır. MHP'li Gün Sazak ve Güven Sazak, çocuklarını bu sitede büyütmüşlerdir. Alpaslan Türkeş, bazı yazlarını bu sitede geçirmiş, Yalova'dan gelin almıştır. MHP'nin eski 'infaz' sorumlusu İbrahim Özdemir, bu sitede demir atmıştır. Sonra bir gün, Şekerbank Genel Müdürü Ömer Sunar, Ankara'da öldürülüvermiştir. Gün Sazak da benzeri bir cinayete kurban gitmiştir.
Ve şimdi, kapatılan Şekerbank tatil sitesinin mal sahibi, DYP Milletvekili Cevdet Aydın'dır. Sayın seyirciler (neden seyirci olduğumuzu bir yazımda anlatmıştım).
Sizin anlayacağınız, Yalova denizi yalnız koli basili kaynamıyor. İzmit Körfezi atıklarının yanı sıra, böyle bir pisliği de taşıyor.