Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1998

Midnight Airways

Radikal · 23 Eylül 1998

Fransa'da Roland Cayrol'u, herkes değilse bile tüm gazeteciler tanır. Çünkü bu değerli bilim adamı, Siyasal Bilimler Ulusal Vakfı ve devletin sosyolojik anket enstitüsü CSA'nın araştırma bölümleri müdürüdür. Eşi Annabelle ise televizyon yapımcısı olup, kendisini sosyal belgesellere adamış bir hanımdır. Az sonra anlatacağım yaşanmış karabasanın kahramanlarını yazının başında takdim etmemin nedeni, pişmiş kabağın başına gelmeyeceklerin sade suya tirit olmayan kişilerin başına gelmiş olması.

Annabelle ve Roland Cayrol, iki çocuklarıyla birlikte ABD'nin Philadelphia eyaletine gitmek üzere US Airways'in Paris'ten kalkan 027 sayılı uçağına binerler. Birkaç gün önce bacağını kıran Annabelle, henüz taze acılar ve alçılar içindedir, koltuk değnekleriyle hareket edebilmektedir. Kırık bacağı, yolun uzunluğu dolayısıyla çok ağrır; uçağın turist sınıfı koltukları çok dardır, Annabelle kalkar, 'Business Class'daki boş bir koltuğa geçer. Daha henüz oturmuştur ki, sinirli bir hostes başına dikilir ve 'Business Class'da yayılmaya hakkı olmadığını bildirir Annabelle'e. Yalnız bildirmekle kalmayıp, çekiştirerek, kaldırmaya çalışır. Hostes, kadının ayağındaki alçıyı görmemiş midir, yoksa özelinde sadist biri midir, bilinmiyor; Annabelle güçlükle yerinden doğrulurken dengesini yitirir ve tutunmaya çalışırken, hostesin elinde taşıdığı portakal suyunun, bir başka yolcunun üstüne dökülmesine yol açar. Hostes zaten sinirliyken, büsbütün köpürür. Ancak yolculuk devam etmektedir. Bir süre sonra ortalık yatışmış, Annabelle kendi yerine dönmüş, ağrısına, acısına dayanmaktadır.

Sonunda uçak Philadelphia'ya iner. Yolcular, kendilerine 'güle, güle' diye sıralanan hosteslerin önünden geçerek çıkmaktadırlar tek tek. Annabelle'in sırtında ağır bir çanta vardır; ne olursa olur ve yine dengesini yitirip aynı hostesin üstüne yığılır. Kadın bu kez ziline basılmış gibi bağırmaya başlar: "Güvenlik! Polis!" Sihirli formül üzerine, nereden çıktıkları belli olmayan ızbandut gibi polisler, kocasının itirazlarına aldırmaksızın, Annabelle'e kelepçe vurup, alçılı bacağıyla sürüye sürüye Philadelphia tutukevine götürürler. Annabelle, 52 saat süresince kocası ve Fransız konsolosluğu yetkilileriyle görüştürülmeden, yemek bile verilmeden, dört uyuşturucu müptelası ve iki fahişeyle birlikte, yatak, karyola gibi lüksü bulunmayan bir hücrede taş zemin üstünde yatırılır. "Konsolosumu görmek istiyorum, kocamı görmek istiyorum, avukat istiyorum!" diye bağırdığı için, bir de güzel dayak yer. Tabii bu dayağın raporu, komiser tarafından "Polislere saldırdı," diye düzenlenir ve Annabelle'in bileğine 'Assault' yani 'saldırı' diye 'suçu' yazan bir de bilezik takılır. Olayı yaşadığı sırada, 26 Amerikan aydınıyla birlikte 'Demokrasi, Democracy' adlı bir belgesel hazırlayan Annabelle, 'Stupid French Princess' yani budala bir Fransız prensesi olarak Philadelphia'lı polisleri çileden çıkarmıştır anlayacağınız. Konsolosluğun yoğun çabaları sonunda, 52 saat sonra serbest bırakılır.

Eşi Roland Cayrol, kendilerinden "Fransa ile ABD ilişkilerinin bozulmaması doğrultusunda unutmaları" istenen olayı, konsolosluğa teşekkürleriyle birlikte, Le Monde gazetesinde yayımladı.

Monica'nın Bill'e çektiği muameleye anal, Annabelle'e çekilen muameleye banal diyen ABD'ye, biliyorsunuz, dünyanın en büyük demokrasisi diyorlar.