Çakıcı savaşları
Radikal · 26 Eylül 1998
19. yüzyılın ortalarına dek İtalyan uyruklu Nice kenti, Fransız olalı beri bunca 'bıyıklı'yı bir arada görmemişti. Yerli halkın ve olağan turistlerin şort, tişört, keten pantolon, güneş şapkası, şıpıdık terlik gibi aksesuvarlarla dolaştığı Nice sokakları, bıyıkları kravatlarına doğru sarkan, takım elbiseli adamlarla dolmuştu bir anda. Fıldır fıldır gözler, siyah gözlüklerin ardında çevreyi dürbün gibi tarıyorlardı; oysa gerçek dürbünler, yani kameralar, kara merceklerini hedefe kilitlemişlerdi. Nice Adalet Sarayı'nın tüm kapıları tutulmuş, dört bir yanı sarılmış, havadan ve karadan bilumum burçları kuşatılmış, ancak saldırı için beklenen işaret bir türlü gelmiyordu, çünkü Alaattin Çakıcı ve Muradi Güler'i duruşmaya getirecek polis minibüsü henüz menzile girmemiş