Faşizmin koyunları
Radikal · 24 Ekim 1998
Türkiye ile İran arasındaki benzerliklerden biri, her iki devletin de birer 'kılık kıyafet' yasası olmasıdır. Aralarındaki fark ise,
İran'daki 'kılık kıyafet' yasasına harfiyen uyulurken, Türkiye'dekine kesinlikle
uyulmamasıdır. Ülkemizde yıllardan beri çiğnenip geçilerek demokrasi kapısının paspasına dönüşen yasanın İranlı olanı, 4. maddesinde 'suç' kapsamına alınan YASAKLARI şöyle sıralıyor:
"İnce kumaştan, saçı ve enseyi açıkta bırakan kısa türban. Diz üstü, renkli, desenli, markalı palto. Markalı, renkli, desenli, simgeli, oklu, işaretli kısa kollu giysi. Şort. Saydam, dantelli, cart ya da floresan renkli soket çorap. Göz alıcı, cart renkli, desenli pabuç. Şapka, kolye, küpe, bilezik, renkli gözlük, kasket, saç bantı, yüzük, floresan ya da maden işlemeli kemer. Kadınlarda erkek çantası ve erkek başörtüsü, erkek tespihi, kravat. Giysileri tavşan ya da kartal başı gibi bayağı ve gülünç takılarla süslemek (punk grup simgeleri), Rocky ya da Rambo simgeleri, gamalı haçlar, yabancı bayraklar, kızıl yıldızlar. İşleme ya da takı olarak başparmak işareti (İran'da başparmak göstermek, bizdeki başparmağı işaret ve orta parmak arasına sokmak oluyor), V biçiminde zafer
işareti taşıyan giysiler. Yabancı ya da İranlı, şiddeti, cinselliği ve bayağılığı simgeleyen artist fotoğraları sergilemek."
Bu suçlara verilecek cezalar, İran Ceza Yasası'nın 640. maddesine göre üç aydan bir yıla hapis; bir buçuk milyondan altı milyon riyale kadar para ve... 74 kırbaç. Verdiğim bilgileri, merkezi Paris'te bulunan ve kısaca MOHA diye anılan Muhsin Haşturudi Vakfı'ndan aldım.
Gördüğünüz gibi sevgili okurlar, İran Kılık Kıyafet Yasası, aslında kadınlar ve erkekler için bir 'üniforma' düzenlemesi ve devletin kabul ettiği kalıpların dışında bir GİYİM YASAKLAMASI. İran'da, üstelik allı güllü bile olmayan, Gianni Versace hiç olamayan türbanı 'takmamak' ya da çarşafı giymemek yasak. Türkiye'de ise kuramsal olarak türban, fes, sarık ve çarşaf yasağı var. İran'da türbansız, çarşafsız dolaşılamıyor, erkekler bile göze batıcı giysiler giyemiyor, şapka yasağı var; Türkiye'de ise uygulamada her isteyen istediği gibi giyiniyor; ancak okullara ve devlet kurumlarına 'yasaya uyarak başı açık gireceksiniz' dendiği için kıyamet kopuyor.
Laik Türkiye Cumhuriyeti demokrasisinde özgür yaşayan milyonlarca kişi, yol kenarlarına paçalı ligorinler, kara tavuklar gibi sıralanarak ne istiyorlar, ne gıdaklıyorlar? İran'daki faşist dikta rejiminin yasaklarını, özgürce kullanmak ve benimsemek. Bir yazımda, en basit mantık açısından 'yasaklama özgürlüğü' diye bir kavram olamayacağını belirtmiştim. Türkiye'de milyonlarca insan, aslında herkesin yasalara uyduğu ölçüde işlerliğinden söz edilebilecek demokrasi rejimi yerine, faşist bir dikta özlemi içinde. Faşist dikta, her zaman askeri rejim demek değildir. Dini rejimler de, uyguladıkları dogmalar, erkek kadın ırkçılığı yapmak açısından insan eşitliğinin yok edildiği, hakların çiğnendiği, özgürlükleri kısıtlayıcı, hatta boğucu, faşist rejimlerdir. Bugün Türkiye'de türban ve çarşaf, yani yasaklama özgürlüğü diye yürüyenler ve onların yardakçısı budala laikler, faşizmin üniformalarını savunmaktadırlar. Yalnız kartal, arslan ve bozkurtlar değil, özgür düşünce yoksunu koyun sürüleri de faşistliğe yatkındırlar. Koyunlar faşist olmasalardı, kurtlar ve kartallar işsiz kalırdı zaten.