Şah ve hacamat!
Radikal · 29 Kasım 1998
On yıldır bizim 'terör', dış dünyanın ise artık 'savaş' diye tanımladığı son Kürt isyanı, dün Almanya ve İtalya'nın yaptığı ortak açıklamayla, istesek de istemesek de uluslararası 'muhakeme'ye taşındı ve ne desek, ne yapsak, salt Apo ve PKK değil, Türk devleti de sanık sandalyesine oturtulacak. Bu acı gerçek karşısında, yalnızca iki seçeneğimiz var: Vicahi sanık olmayı kabullenmek ya da gıyabımızda yargılanmak. Eğer hızlı hareket edebilirsek, alınacak bir dizi önlem, açılması olası uluslararası mahkemenin Türkiye'ye bakış açısını büyük ölçüde değiştirir. İlk önlem, Türkiye'nin Kürt sorununu çözmek için diyaloga razı, ancak muhatabının eli kanlı Apo ve PKK değil, aynı toprakları paylaştığımız Kürt halkı ve onu temsil edecek demokratik, sivil kurumlar olacağını açıklamaktır. Böylesi örgütlerin, bu çağrıyla çok kısa sürede kurulacağına kimsenin kuşkusu olmasın. Aynı anda bazı yasaları değiştirmek, Kürt dilini tanımak, 'özel' eğitimini kabul ederek yayın özgürlüğü vermek, kurulacak diyalogda Türk devletinin 'joker' kartını oluşturabilir. Ancak barışçı çözümleri tartışmaya açan Türkiye'nin, taviz vermesi olanaksız konularda çok sıkı durması ve 'üniter' devlet yapısını silah zoruyla değiştirmeye kalkacak hiçbir güç ve örgüt önünde boyun eğmeyeceğini, dünyaya büyük bir kararlılıkla ilan etmesi gerekir.
Ben üniter devlet meraklısı değilim. Ancak altı yıl İspanya'da yaşamış ve federal devlet yapısını, 17 özerk bölge icraatını, ülkedeki ayrılıkçı örgütleri çok iyi incelemiş biri olarak, böyle bir çözümün yalnız Türkiye için değil, son toplamda İspanya için de doğru bir seçim olmadığını gördüm. Birlikte tanık olacağız, İspanya 21. yüzyılda parçalanacak. Ve paradoksal olarak 2,5 milyonluk ve ETA'nın yuvası Bask Ülkesi değil, 6 milyonluk ve Terra Lliure adlı ayrılıkçı terör örgütü yok edilen, varsıl, kültürlü ve demokrat Katalunya ayrılacak İspanya'dan. Böyle ayrılık ve bağımsızlık dostlar başına, denilebilir. Çünkü ülkenin en zengin bölgesi olan Katalunya, sayılarla biliyorum, şimdiki özerklik statüsü içinde merkezi Madrid yönetimine beş kuruşluk bir ekonomik katkıda bulunmadığı gibi, tam tersine, ulusal ekonomiyi sömürmektedir. İspanya türü bir federal devlet yapısı, Türkiye'ye öylesine pahalıya patlar ki,
böyle bir çözüme başvurmaktansa toprak verip bir bölgeden ve sorunlarından kurtulmak çok daha mantıklıdır!
Naçiz yazarınız bu satırlarda, Türkiye'nin özgün koşulları içinde verilebileceği
tavizleri bir an önce ve 'başını eğmeden' vermesini, olmadık tavizler vermek zorunda kalmaması için savunuyor. Bir kanlı satrançta, tarafımıza 'Şah!' çekilmiştir.
Mat ya da hacamat olmadan, 'berabere' kalmanın bir yolunu bulmalıyız.