Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1998

Eski teröristler nasıl yakalanırdı?

Radikal · 5 Aralık 1998

Aix-En-Provence Mahkemesi önündeki nöbetimiz sırasında, soğukta tepinirken; meslektaşlarım beni tutan gülme nöbetlerine hiçbir anlam veremediler. Elimdeki defteri okuyup okuyup gülüyordum. Önce Çakıcı'nın 'Best of' itiraflarını ele geçirdiğimi sandılar. Oysa ben, Büyükelçi Tanşuğ Bleda'nın bir yıl sonra kitaplaşacak anılarını herkesten önce okumak ayrıcalığını kullanıyordum. Türkiye, gelecek yıl emekli olacak Tanşuğ Bleda ile çok değerli bir 'hariciyeci'sini yitiriyor, ama müthiş bir mizah yazarı kazanıyor. İşte size, Türkiye'ye iade edilen bir teröristle ilgili bölümün özeti; gülmezseniz bile, ağlayacağınıza eminim:

Tanşuğ Bleda, Türkiye'de terörist av mevsiminin açıldığı 70'li yıllarda Roma Büyükelçiliği'nde müsteşardır. Ankara'dan gelen bir telgraf, aranan bir teröristin İstanbul'dan gemiyle kaçtığı, kaptanın yolda kendisini fark ederek Lizbon'da indirdiği ve Lizbon Büyükelçiliği tarafından teslim alınan kişinin Roma üzerinden İstanbul'a getirileceğini bildirir. Diplomat Bleda telaşlanır. Roma aktarması sırasında kolundan tutup: "Gel kardeşim seni asacaklar, güzel güzel uçağa bin de git," diyeceği adamın THY uçağına binmeyeceğinden korkmaktadır. Karşı bir telgrafla, Emniyet'ten bir görevlinin gönderilmesini talep eder. Ankara olumlu yanıtla ertesi sabah, teröristi getiren Lizbon uçağından iki saat önce Roma'ya varacak THY uçağıyla bir emniyet görevlisinin geldiğini haber verir. Bu arada Tanşuğ Bleda, tevkif müzekkeresi yolda diyerek, Roma Havaalanı başkomiserini de yardımcı olmaya ikna eder. Ertesi gün, Lizbon'dan gelen uçak inmiş, ancak Türk polisi ve müzekkereyi getiren THY uçağı üç saat rötarlıdır. Bleda, İtalyan başkomiseri 'müzekkeresiz' yardıma da razı ederek uçağı kuşattırır. İçeri dalan İtalyan polisler herkesi indirirler, ama aralarında Türk terörist yoktur. Tanşuğ Bleda alelacele telefon ettiği Lizbon Büyükelçiliği'nden, teröristin elçilik şoförüyle sinemaya gittiği için uçağı kaçırdığını, ancak yarın sabah Roma'ya varacağını öğrenir, ama tabii bunları İtalyan başkomisere söyleyemez. Bu arada, rötarlı THY uçağı ve Türk polis de gelmiştir. Bleda, ertesi gün hangi yüzle İtalyan başkomiserin karşısına çıkacağını düşünürken, iki saatliğine diye apar topar ve pasaportsuz gelen Türk polis: 'Ben hemen döneceğim diye harcırah almadım, ne yer, ne içerim?' telaşına düşmüştür. Bleda, kargaşadan yararlanıp pasaportsuz çıkardığı ve evinde konuk ettiği Türk polisle ertesi gün yine havalimanına damlar. İtalyan başkomiserin, 'Adamınız bu uçaktan da inmezse sizi tutuklarım!' önerisi kabul edilerek Lizbon uçağı yine kuşatılır. 'Herkes pasaportunu havaya kaldırsın!' anonsunda, arka koltuklardan biri bir bohça kaldırınca, çocuk yaşındaki 'terörist' bulunur ve anında kelepçelenir. Ancak operasyon sırasında THY'nin İstanbul uçağı kaçmıştır. Yine İtalyan başkomiser sayesinde, Olympic Havayolları'yla anlaşılır. Tam Türk terörist ve polis uçağa bineceklerken, polisin küçük kızına bir oyuncak bebek söz verdiği ortaya çıkar. İtalyan başkomiserin bir adam koşturup aldırdığı bebek, 'Ciccolina' diye vaftiz edilerek polise teslim edilir ve Tanşuğ Bleda, eliyle bindirip birbirine kelepçelediği emanetleri götüren uçağın kerozen kokusunu derin derin soluyarak, 'Oh!' çeker. İki gün içinde üç kilo kaybettiği olayı, Roma'dan takip eder. Çok geçmeden, aranan teröristin aslında terörist olmayıp evden kaçan bir çocuk olduğu anlaşılır.

Eski teröristler işte böyle yakalanır ve iadeyle miadeyle uğraşılmazdı.