Citcitli namus
Radikal · 9 Aralık 1998
SSCB henuz dagilmadan anlatilan bir fikradir. Ancak Rusya'nin bugunku haline bakarak eskidigi soylenemez: Bir kapitalist ve bir komunist, oturmus sohbet etmektedirler. Karinlari acikir, kendilerini dinleyen cocugu yiyecek icecek almaya yollarlar. Cocuk gider, uc saat ortada gorunmez. Geri dondugunde; "Bir saat votka kuyrugunda bekledim, bir saat sucuk kuyrugunda, ucuncu saati de kasa kuyrugunda gecirdim," diye aciklar. Kapitalist sorar: "Kuyruk ne demek?" Komunist atilir: "Kuyrugu biliyoruz da, sucuk nedir?"
Biliyorsunuz gecen haftanin en onemli olayi, Sibele Ban'in gozyaslari doktugu omuz vatkalarinin altindaki sirilsiklam kocasi Hakkaten Ur Al'in: "Ben namus ve serefi icin yasayan bir adamim. Zaten karim da cok namuslu ve sereflidir," aciklamasiydi. Bu hayret verici basin toplantisindan sonra, 'Namus ne demek?' Ya da: 'Seref nedir?' diye merak edenler var. Huyum kurusun, basta bendeniz. Gunlerdir kafa patlatiyorum. En azindan Sibele Ban ve Hakkaten Ur Al'in yurek parcalayici dramalarini cok iyi anladim.
Sibele Ban, aslinda ici disi bir kadindir. Gizleyecegi hic bir sey kalmayip, her seyi meydandadir. Hatta kendisini meydandan cikarip mindere sokmak bir turlu mumkun olamamaktadir. Cunku cok kocamandir. Minderlere sigmayip meydanlara tassin diye ozel olarak beslenip buyutulen uzuvlari, zapta rapta alinamamaktadir. Sibele Ban'in olculerine gore namus bulunamadigindan, zavallicik surekli orasi burasi patlamis, yukari siyrilmis namuslarla dolasir. Yoksa kimseyi 'tahrik' etmek gibi bir niyeti yoktur. Zaten ne olur ne olmaz, belki tahrik olmazlar diye, bazen kamciyla poz verir. Bir gun, Sibele birkac kilo daha alir. O daracik namuslara iyice sigmaz olur. Topyekûn kocasi Hakkaten Ur Al'i, fermuarli namus ile citcitli seref almaya yollar. Hakkaten kocasi gider; once namus kuyrugundan tek en namus, seref kuyrugundan cift en seref alir. Diger kuyruklarinda bosuna bekler, cunku fermuar ve citcit kalmamistir. Ancak koca Hakkaten, bir eli bos donerse, Sibele Ban'in kendisini Bandirma vapuruyla postalayacagindan korkmaktadir. Carnacar, bir musterinin cantasindan fermuar, bir digerinden citcit calar. Fakat caldigi kisilerin Karagumruk calgicilari oldugunu bilmez. Tam bu sirada polisler, evinde Hakkaten kocasini bekleyen Sibele Ban'i alip, namusu cok dar diye karakola gotururler. Elindeki namus ve seref kuponlariyla emniyete kosturan Hakkaten Ur Al, "Karimin namusu var!" diye yirtinmaktadir ama, araya giren Karagumruk calgicilarindan fermuar ve citcit caldigi ortaya cikar. Fakat karakoldaki karambolde, kimin kimden ne aldigi ve kimin kime ne verdigi karisir. Karagumruk ekibi, "Biz almistik, ama o vermisti!" diye calarken, Sibele ve Hakkaten, "Ne aldik, ne verdik!" diye oynamaya baslarlar. Polis bu alisverisin icinden cikamaz. Uzun bir sorgulamadan sonra Sibele Ban ve Hakkaten Ur Al, serbest kalirlar. Hemen eve kosup namus seref lacilerini donanirlar. Basinin karsisina cikar ve: "Sibele'nin citcitini ve fermuarini siz actiniz, onun namusu serefi tayyorde, suc sizde!" derler.
iste o gun bugundur Turkiye'deki insanlarin bir bolumu, 'Namus nedir?', namusu bilen diger bolumu ise: 'Seref ne ola ki?' diye merak etmekte. 'Suc' kavramini ise kimse sorgulamamakta. Cunku suc kuyruklarinda, alan, veren, gosteren ve seyreden herkesin nasibine dusen bir pay var.