Vahim bir iddia
Radikal · 21 Aralık 1998
Acaba nasıl başlasam yazıya? "Kasap Apo, Le Monde gazetesine pirzola doğradı..." iyi bir başlangıç olabilirdi. "Yalancı Apo'nun son dolması..." desem? Olmaz. Günün birinde manşete çıkabilecek bir buluşu heba etmiş sayılırım. Ben yine dürüst davranayım ve çok önemli, çok vahim bulduğum iddiayı, saygın Le Monde gazetesinde yayımlanan başlıkla aktarayım:
"Abdullah Öcalan, kısa süre önceye değin Türk generallerle siyasal bir çözüm üstüne pazarlık yapmış!"
Evet, sonunda bir Abdullah Öcalan röportajı da Fransız basınında yayımlandı. Marie Jego imzalı ve çok da geniş yer verilmeyen röportajda, "Kürt lider artık siyasal bir çözümden yana. Bağımsızlık talebinden vazgeçtiği Kürtler için, kimlik tanımı ve Türkiye'nin bugünkü sınırları içinde ABD'nin Kuzey Irak'ta önerdiği gibi bir federatif sistem istiyor. Söylediklerine bakılırsa, bu çözüm (federatif sistem) kendisine son iki yıldır, dolaylı temasta bulunduğu Türk askerleri tarafından önerilmiş ve bu temaslar, Apo'nun Suriye'den uzaklaştırıldığı ekim ayı başına dek sürmüş," deniyor ve PKK liderinin kendi ağzından şu sözlere yer veriliyor:
"Buna benzer temaslar Özal zamanında da (1989-1993) vardı. Ama son öneriler daha geniş ve kapsamlıydı. Türkiye ile Suriye arasındaki kriz, temasları boşa çıkardı. Ancak bu durum, Türkiye'de, askerler arasında bile fikir birliği olmadığını gösteriyor." Ve diktatör müsveddesi Apo, Türkiye için: "Ülke yararı açısından bir De Gaulle ya da (Rus generali) Lebed'in ortaya çıkması iyi olurdu," diyor.
Alıntılar yaptığım röportaj, Türkiye açısından olumsuz ve Apo yanlısı değil. PKK liderinin tüm tutarsızlıklarının altı çizilmiş, profili doğru çıkarılmış, dürüst bir gazetecilik örneği. Ben yukarıdaki iddiaya takıldım. Apo'nun her şeyi ve tersini söyleyebilecek biri olduğunu, yalancılığını hepimiz biliyoruz. Ayrıca Türk ordusundan birileriyle temas etmiş olsa bile, şahsen "Vay, nasıl..." diye ayağa kalkacak radikallerden değilim. İlgimi çeken, Marksist-Leninist (!) Apo'nun birden bire Amerikan önerisi federatif bir sistemin savunucusu kesilmesi. Kesinlikle inanmadığım nokta, Türkiye ile PKK başı arasındaki dolaylı bir temasta, ABD'nin Kuzey Irak'ta sahneye koymaya çalıştığı senaryoya uygun bir çözümün TSK'ya atfen masaya yatırılmış olması. Eğer böyle bir öneri yapıldıysa çok vahim. Çünkü bizlere, yani Türk halkına, gözümüzün içine baka baka yalan söyleniyor demektir. Daha da kötüsü, Batı bloku Sevr Antlaşması'nı diriltmekle suçlanırken, 'bizden' birileri Sevr Antlaşması'nı 'içerden' uygulamaya koymaya çalışıyor, demektir. Daha da korkuncu, hiçbir yerli ya da yabancı odakla ilişkisi, maddi manevi çıkarı olmayanlar, salt Kürt halkının kendi dilinde okuyup yazma, yayın yapma hakkını savundukları için kimi kez 'vatan haini' diye damgalanırken, bazı resmi kişilerin ABD'nin dış politikası hizmetinde olduklarını gösterir.
Kuşkusuz, Apo her zamanki gibi yalan söylüyor. Ancak, 'Battling Bill'in son Irak çıkarmasında, Türkiye'nin baştan sona aleyhine böyle bir operasyon sırasındaki tepkisizliği karşısında, hayretler içindeyim. ABD, PKK liderinin 'turistik' İtalya gezisinde, Türkiye'nin yanında görünerek çok önceden planladığı Irak operasyonu için Türkiye'nin 'suskunluğunu' sağladı. Ama gerek operasyon, gerekse Apo'nun birdenbire 'Amerikancı' kesilmesi, ABD'nin Kürtler için önerdiği federatif sistem planından kesinlikle caymadığını gösteriyor.