Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 1998

Hesap kitap

Radikal · 27 Aralık 1998

Dünyanın nerede, Türkiye'nin nerede olduğunu saptamak için bazen, birbirinden ilgisiz gibi görünen gazete haberlerini yan yana koymak yetiyor. Dünkü gazetelerde, Brüksel kaynaklı bir haber vardı. İtalyan Augusta ve Fransız Dassault silah sanayii şirketlerinden ihale karşılığı ve partileri için rüşvet alan eski hükümet bakanları, politikadan uzaklaştırılmakla kalmayıp, aldıkları rüşveti devlete geri vermeye, 5 milyon doları bulan para ve tecilli hapis cezasına çarptırılmışlardı. Politikacıları yargılayan mahkeme, geri alınacak rüşvetlerin Sosyal Yardım Merkezi CPAS aracılığıyla yoksullara dağıtılmasına karar vermişti.

Yine dünkü gazetelerde, Türkiye'de hükümet kurmakla görevlendirilen Yalım Erez'le ilgili bir haber vardı. Haznedar Ateş Tuğla şirketinin hisselerinin, sahibi Yalım Erez'in henüz kurup kuramayacağı hükümetin başına getirildiği üç günden beri yüzde 75 oranında artış göstererek, piyasa değeri 1,1 trilyon TL yükselmişti.

Şahsen Yalım Erez'in iyi niyetinden, düzgün bir hükümet kurmaya çalıştığından 'şimdilik' kuşkum yok. Şirketinin üç gün içinde kazandığı değer artışında, kendisinin şahsen bir rol oynadığını da sanmıyorum. Ancak, ortada garip bir gerçek var. Bu gerçeğe, Türkiye gerçeği de diyebiliriz. Birileri, Yalım Erez'in başbakanlığa gelişinin kendi şirketine fazlasıyla yarayacağına inanıyor ki, hisseler yükseliyor. Bu birilerinin aptal olduklarını hiç sanmıyorum. Demek ki daha önce, iktidar odaklarını ele geçirenlerin, ele geçirdikleri iktidar sayesinde kendi ticaretlerini yeterince genişlettiklerini, işlerini geliştirdiklerini biliyorlar. Demek ki iktidarlar hep muktedirlere yaramış ve bugüne değin muktedirlerin 'iş' alanlarına yatırım yapanlar eli boş dönmemişti ki, Haznedar Ateş Tuğla'nın hisseleri bulunmaz hint kumaşı oluveriyordu.

Düşünmeye başladım. Acaba Türkiye'de, iktidara gelince varlıklarını yüze bine katlayan TEK bir muktedir yargı önünde hesap verseydi; TEK bir siyasetçi Yüce Divan'a gönderilebilseydi; rüşvet aldığı, ihale komisyonculuğu yaptığı herkes tarafından bilinen pek çok politikacıdan yalnızca BİRİ, aldıklarını geri vermeye mahkûm edilseydi... namusundan 'şimdilik' kuşku duymadığım Sayın Yalım Erez'in tuğla şirketi, henüz kurulmayan bir hükümetin gölgesinde ve üç günde, böylesine serpilip boy atabilir miydi?