Pis kokulu sağlık
Radikal · 3 Ocak 1999
Sevgili komşum duymasın, bugün yine ağzımı bozacağım. Umarım görmezlikten gelir, çünkü anlatacağım öykü bana ait değil. Aranızda sanatla ilgilenenler mutlaka bilir, bitirdiğimiz yüzyılın en son ve önemli guruplaşması KOBRA hareketinin efsane ressamlarından Pierre Alchinsky'nin kendi ağzından dinlemek 'onuruna' eriştim. Belçika asıllı Alchinsky, halen Fransa'da yaşıyor. Ama anlattığı öykü gerçek ve Brüksel'de geçiyor. Ülkenin en soylu ailelerinden birine mensup, çok varsıl, çok çok kültürlü ve edepli edebiyat meraklısı yaşlı bir hanım, bağırsaklarından rahatsızlanıyor. Terbiyesi izin vermediği için, önce hastalığını gizlemeye çalışıyor. Ancak acıları dayanılmaz hale gelince, durum yakınları tarafından anlaşılıyor ve zorunlu olarak Brüksel'in en iyi doktoru imdada çağrılıyor. Söz konusu hekim, kentin en deneyimli bağırsak uzmanı, ama ağzının bozukluğuyla tanınıyor. Yaşlı başlı doktor, yaşının verdiği rahatlık ve başının verdiği güvenle, her bir şeyciği adıyla sanıyla söylemekle ünlü. Hemen koşuyor asilzade hanımın evine, üst kata çıkıp hastayı muayene etmeden önce, yakınları uyarıyorlar: "Ama doktorcuğum, hanımefendi pek terbiyeli, pek ince bir dil kullanır, ne olur kullandığınız sözcüklere dikkat edin, bir de psikolojik şok yaşamasın!"
Fırlama doktor üst kata çıkıyor, nazik hastasının baş ucuna ilişir ilişmez, teşhisini belirleyici soruyu soruyor:
"Hamfendiciğim, eğer osuruyorsanız umut var demektir, sizi tedavi edebilirim. Osuramıyorsanız, durum vahim. Terbiyenizi boşuna bozmayalım!"
Gerçekten de sevgili okurlar, yellenmek, sağlık belirtisidir. İnanmıyorsanız, tüm hekimlere sorabilirsiniz. Sorun gaz yapmak değil, çıkaramamaktır. Hem de ne sorun! Fransa'da, aşırı gaz yapan bir ineğin baş ucuna çağrılan veteriner, gece yarısı çakmak ışığında ineğin karnına masaj yaparken hayvancağız rahatlayıp yellenivermiş ve çıkardığı metan gazının çakmak ateşinde patlaması sonucu, hem veteriner, hem inek, hem sahibi mevta, ahır da kül olmuştu. Yeminle doğru!
Yellenmenin pek şifalı olduğu gerçeği, ne yazık ki siyasal sağlık alanında geçerli değil. Keşke olsaydı. Türkiye nerelere gelirdi kimbilir! Politikamızın ürettiği metan gazını takıp motorlarımıza, değil ahırları havaya uçurmak, aya bile giderdik vallahi. Oysa... Yeni hükümet arayışlarında, ben karıştırdım artık, siz söyleyin bu kaçıncı gümbürtü, bu kaçıncı hava?
Gürlememiz yerinde de, bir türlü çıkmayan hükümetlere ne denir acaba?