İnternot savaşları
Radikal · 24 Ocak 1999
Ne de olsa annesiyim, bizim Prof. Nimbus'ün halinden, bir gariplik olduğunu sezinledim. Gelen Internet mesajlarını hiç homurdanmadan basmış, 'Gel al!' diye buyurmadan tıpış tıpış getirip masama bırakmıştı. En üstteki mesaja göz atar atmaz, başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Sevgili okurum Dr. Ali Rıza Üçer, nazik üslubuyla özür diliyor ve: "Can dostumuz Dr. Cumhur Akpınar'ın haksız tutuklanmasıyla ilgili olarak ATO foruma gönderilen tüm bildirileri size yönlendirirken, onlarca mesajın posta kutunuzda neden olacağı çevre kirliliğini düşünmemiştim. Oğlunuz Gökçe'nin kızgın ve sevimli protestosu, bana ne kadar kaba davrandığımı..." diye sürdürüyordu. Eyvaaaah! Prof. Nimbus'ün 'kızgın' protestosu mu? Demek benim Internet'çibaşı, bir okurumla bilgim haricinde kapışmıştı! Sıkı bir soruşturmadan sonra, kendisi gibi mühendis adayı arkadaşlarının artık 'Scavenger' diye adlandırdığı, koynumda beslediğim bilgisayar canavarını konuşturdum. Dr. Üçer'in gönderdiği fazla mesaja sinirlenen bizim Nimbus, dostu için mücadele veren Dr. Üçer'in bilgisayarını kendi gönderdiği olağanüstü sayıda yazıyla yüklemiş ve devam ederse, üç bin kilometre öteden söz konusu bilgisayarı boğup bozabileceği tehdidini savurmuştu! Ali Rıza Üçer'in nezaketi ve Gökçe'nin insafa gelmesiyle olay tatlıya bağlandı. Ancak, bizimkinin uzaktan kumandalı bilgisayar boğma tehdidi ilgimi çekti. "Gerçekten yapabilir misin?" dedim. "Evet!" dedi. Korktum, daha fazlasını öğrenmek istemedim. Ancak kendisinden, bir daha bana danışmadan bilgisayarlara hücum etmeyeceği sözünü aldım. Elbette dostlarım için değil, ama düşmanlarıma karşı, günün birinde böyle bir 'silahı' kullanmak olanağını da aklımın bir köşesine yazdım tabii.
Ve okurlarımın, kalemime güç veren, güven veren, başımı dikleştiren mesajlarını okumaya daldım. Sevgili Nuran Uras, Nurdan Arca ve Ali Nesin'in nazik mesajlarına, okurlarımla kurduğum olağanüstü dostluğun canlı örnekleri Emre Nasöz, Mine Dal, Naciye Günal, İsmail Demir, Tuğrul Eraykutlar, Fikret Cömert, Seyfi Müezzinoğlu, Niyazi Bulut, 97 tarihli bir yazıyı unutmayan Niso Benalkabeş, meslektaş dostlarım Nurcan Akat ve Emel Armutçu, ZAMAN gazetesinden şaşırtıcı bir selam gönderen meslektaşım Selçuk Gültaşlı, aynı kederi paylaştığımız Mehmet Fatih Gündüz ve ailesi, aynı Türkçeyi savunduğumuz Haldun Şen, eleştirileriyle gülümseten Cem Yıldırım ve Mete Pala, sürekli desteğini esirgemeyen Faruk Okur ve Timur Ertekin, ilgisiyle duygulandığım Erol Batislam, birlikte sevinip üzüldüğümüz Yasemin Kaçar, Kıbrıs'ın vicdanlı sesi Dr. Okan Dağlı, duygu ortaklarım Arkadaş Çevre Grubu, ODTÜ'de yüreği 'iyi' şeyler için çarpan öğrenci okurum Genco Yılmaz; Hüseyin Renkli'yi unutturmayan arkadaşları adına Uğur İbrikçioğlu ve Hüseyin'e web sayfası açan dostlarına yürekten teşekkürlerimi sunarım. Değerli meslektaşım Ayşe Emengen'in dileğini, ne yazık ki 'zamansızlık' nedeniyle yerine getiremeyeceğim. Güveniyle övündüğüm, ancak yine de zamansızlıktan yardımcı olamayacağım satranç ustası Şahin Dumlu'dan da özür dilerim. Antalya-Kemer'de bulduğu 'Paris' adlı batık denizaltı konusunda bilgi edinmek için çabalayan dalgıç okurum Erdinç Metin'e, fikrine katıldığımı ve bu konuda Internet yoluyla Fransa Savunma Bakanlığı'na başvurmanın en iyi yol olduğunu belirtirim. Söylediği batık, benim de çok ilgimi çekiyor. Ama araştırma yapacak zamanım yok. Sonucu bana da bildirirse, sevineceğim.
Gönlümde güller açtıran Internet mesajlarınızın hiç eksilmemesini dilerim.